Bugun...
SON DAKİKA

Da Vinci hayranlığının vardır sebebi...

Hayranlık duymamanın imkansız olduğu Leonardo Da Vinci’dir.. Sadece döneminin değil, insanlık tarihinin belki de en büyük dehalarından Da Vinci.. Dünyanın en büyük dehası ve sanatçısı olarak bilinen Leonardo da Vinci'yi ne kadar tanıyorsunuz?Dünya'ya Da Vinci bir daha gelse hayal edebiliyormusunuz?...
facebook-paylas
 Tarih: 17-11-2019 13:32:57  -   Güncelleme: 20-11-2019 12:35:57

Da Vinci hayranlığının vardır sebebi...

Tam adı Leonardo di ser Piero da Vinci olan ünlü sanatçı, 15 Nisan 1452 tarihinde doğdu.Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Leonardo’nun annesi Caterina, babası Piero’ya ait bir köleydi.

 

Ateşi evrendeki en büyük güç saymıştır ve asıl adı Lionardo’dur. İsmi hecelere ayrıldığında her hece ateş anlamına gelir. Şöyle ki: li-on-nar-do. ‘Lion’ ateş grubunun burcu, ‘Nar’ Arapça'da ateş, ‘od' da yine Eski Türkçe’de ateş anlamındadır.

 

Doğduğu yıl babası başka bir kadınla evlendiği için, bebeklik ve çocukluk dönemini annesiyle birlikte geçirmek zorunda kaldı. Daha sonra arada sırada Floransa’ya babasının yanına gitmeye başladı. Babasının ilk eşi Albiera’nın çocuğu olmadığı için, Leonardo aileye kabul edilmişti. Fakat amcası dışında hiç kimse onu tamamen benimseyip sevgi göstermedi. Hayata ve insanlara karşı son derece saygılı biri olan Leonardo da Vinci’nin, özel yaşamı hakkında çeşitli söylentiler bulunmaktadır. Söylediği bazı sözler, onun genç erkeklere karşı ilgi duyduğunu göstermiş ve bir dönem büyük tartışma konusu haline gelmiştir.Diğer bir anlatıda Da Vincinin asexüel olduğu cinsellikten zevk almadığıydı hatta dokunulmaktan dokunmaktan bile hoşlanmadığı rivayettir.

 

14 yaşına kadar İtalya’nın Vinci kasabasında yaşayan Leonardo, 1466 yılında babasıyla birlikte Floransa’ya gitti. Fakat o dönem evlilik dışı çocukların üniversiteye girmesi yasaktı. Bu kural yüzünden yüksek öğrenim görme ümidini yitirdi ve kendini resim yapmaya verdi. Çok küçük yaşlardan itibaren başladığı resim konusunda kendini sürekli geliştiriyordu. Onun bu yeteneğini fark eden babası, zamanın ressamlarından Andrea del Verrocchio‘nun yanında eğitim almasını sağladı. Andrea del Verrocchio’nun yanında çırak olarak çalışmaya başlayan Leonardo, burada ünlü ressamlarla da tanışma fırsatı bulmuştu. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, Milano dükü Sforza’nın hizmetinde çalışmak için işe girdi. Düke yazdığı fakat yollamadığı mektup, tüm zamanların en olağanüstü iş başvurusu olarak kabul edilmektedir. Bunun sebebi ise dükün hizmetine alınabilmek için; köprüler, gemiler, silahlar, heykeller yapacağını söylemesiydi. 17 yıl boyunca dük için çalışan Leonardo, makine ve silah tasarımları yapıyor, festival ve organizasyonlar hazırlıyor, bunların yanında resim ve heykeller yapıyordu. Leonardo’nun o kadar çok alana ilgisi ve yeteneği vardı ki, birden fazla alana yönelmesi onun birçok işi yarıda bırakmasına sebep oluyordu. 1490 yılından sonra çalışmalarını bir defterde tutmaya başladı. Leonardo’nun aldığı bu notlardan oluşan defter sayfaları, koleksiyon halinde toplanmıştır. Hidrolik alanındaki çalışmalarını not aldığı el yazmaları ise, Bill Gates’te bulunmaktadır.

 

Milano dükü için uzun yıllar çalıştıktan sonra, 16 yıl boyunca İtalya’yı gezdi ve farklı kişiler için çalışmalar yaptı. Bu arada dünyanın en ünlü tabloları arasında yer alan ve dahası, insanlık tarihinin en başarılı resmi sayılan Mona Lisa’yı resmetmeye başladı. 1503 yılında çizmeye başladığı tabloyu, gittiği her yere götürüyor ve yanından hiç ayırmıyordu. 1504 yılında babası ölünce, kardeşleriyle miras kavgasına girdi. Onu hiçbir zaman benimsemeyen aile Leonardo’ya babasından hiçbir şey vermedi. Bu noktada da ailede onu seven tek kişi olan amcası, tüm servetini Leonardo’ya bıraktı.

 

 

Da Vinci’nin ölümünden sonra  meşhur not defterlerinde ilginç olan ise notlarını sağdan sola ve tersten yazması. Bu da notlarını ancak aynayla okunabilir hale getirmiştir. Bu konudaki bir iddia solak olduğu için bu şekilde yazmayı tercih etmesidir.

 

Ana rahmindeki bebeklerin resimlerini çizdiği dönemde, Papa'ya şikâyet edilmiş ve üç ceset açtığı anlaşılmıştır. Daha sonra şehri terk etmek durumunda kalmıştır. Bu çalışmaları ile rahimdeki bebeğin hiç bilinmeyen bilimsel çalışmalarını başlatmıştır.

 

Kadavraları parçalayarak insan anatomisi üzerinde de çalışmalar yapmıştır. " Sadece damarların nasıl çalıştığının işlevini anlayabilmek için, on tane ceset açmak zorunda kaldım" diyen Da Vinci notlarında. Yaşamı boyunca 30'u insan olmak üzere 100'ü aşkın kadavrada yaptığı anatomi çalışmaları sonucunda 779 anatomik çizim gerçekleştirmiştir.

 

Sağ koluna felç inen Leonardo da Vinci, resimden çok bilimsel çalışmalara ağırlık verdi.Da Vinci anatomi konusunda yapmış olduğu çalışmalar sırasında dikkat çekmemek için genellikle gece çalışmayı tercih edermiş.

 

Milano Düküne yazdığı ama gönderilip göndermediği kesinlik kazanmayan mektupta; savaş makinaları, saldırı ve savunma araçları, düşmanı kovalamak ya da kaçmak gerektiğinde kullanılabilecek hafifi köprüler, taşınması kolay hava topları, düşman saflarını yok edecek zırhlı araçlar ve alev püskürten aygıtlardan bahsetmiştir. Ayrıca mimarlık, suyun nakledilmesi ile ilgili projeleri de vardır.Da Vinci hayatı boyunca gökyüzü ile yakından ilgilenmiştir. Hatta en büyük isteği uçmaktır fakat maalesef dileğini gerçekleştiremeden ölmüştür. Göğü fethetme düşüncesi onu kuşlar üzerinde araştırma yapmaya iter. Kuşların havada uçarken iki ayrı hareket çizgisi oluşturduklarını gözlemler. Uçak, paraşüt, helikopter ve kanat tasarımı hava alanında yaptığı tasarımlardan sadece bazılarıdır.

Büyük deha sadece gökyüzü ile değil aynı zamanda engin sular hakkında da fikirler yürütmüş ve balıklar gibi insanların da su altında yaşayabileceğine dair düşüncelerden yola çıkarak ilk denizaltı projelerini geliştirmiştir.

Çıktığı bir yolculuk esnasında bir dizi ayrıntılı harita da hazırlamıştır. Çizdiği İmola kenti planı, Toscana, Emilia ve Romagna'nın fiziksel haritaları öylesine ayrıntılıdır ki; günümüz teknolojisi ile (uydu) hazırlanmış görüntülere neredeyse eştir.

Da Vinci yaya ve taşıt trafiğini ayırmayı teklif eden ilk kişidir.

Da Vinci için  Sigmund Freud ;

“Hakikaten büyük Leonardo, yaşamı boyunca birden çok açıdan çocuk kaldı; aslında tüm büyük adamların çocukluklarının bir bölümünü saklı tutabildikleri de söylenebilir. O da yetişkin olduğunda bile oynamayı sürdürdü ve bu da onun çağdaşlarına çoğu kez garip ve anlaşılmaz görünmesinin bir başka nedeniydi.”demiştir.

 

Ölümüne dek yanından ayırmadığı, her gittiği yere beraberinde götürdüğü ve ölümünden günümüze onun sembolü olan Mona Lisa tablosu en dikkat çekeni  bu tabloyu bu kadar değerli kılan tablodaki şahsın kim olduğudur. Bu konuda hâlâ tartışılmakta olup, esrarengiz Mona Lisa’nın kimliği ya da edinilebilecek bir bilgi konusunda bilimsel çalışmalar devam etmektedir

 

Leonardo’nun bu eserinde figürün arkasında uzanan manzaranın gittikçe soluklaşması, buğulu bir ton alması, üstadın bir buluşudur. Böylece o zamana kadar yalnızca çizgi perspektifiyle sağlanan derinlik, Leonardo’nun “sfumato” diye tanımladığı bu yeni buluşla, diğer eserlerine de daha inandırıcı bir boyut kazandırmış olup sanat camiasında bir ilki daha geçekleştirmiştir.

 

Da Vinci Vitruvius'da, insan bedeninin sahip olduğu ideal bir orantıdan bahsetmiş ve ayrıca, sanattan anlamak için onun doğasına inilmesi gerektiğini savunarak, doğadaki uyum ile sanat eserlerinin kalıcılığı arasında ilişki kurmuştur. İnsan vücudunun ideal oranı Altın Oran’ın (Oranlar Kanunu), Leonardo’nun birçok çalışmasında önemli bir yeri vardır. İnsan vücudu ve evren arasında anatomik bir bağ kuran Leonardo’nun yukarıdaki eskizinde, karenin “maddesel” varlığı, dairenin ise “ruhsal” varlığı sembolize ettiği, bir nevi insanoğlunun farklı iki yönünü çizimine yansıttığı gibi görüşler öne sürülmektedir.

 

Leonardo da Vinci, Haliç’e köprü yapma isteğini bir mektupla II. Beyazıt’a iletmişti.

 

 

Osmanlı padişahı II. Beyazıt (1447-1512), Haliç üzerinde yolcuların geçmesine ve eşya nakline mahsus bir köprü yaptırmak istiyordu. II. Beyazıt bu tasarısı için bazı uzmanların fikirlerini almıştı. Bu soruşturmanın ve köprü projesi fikrinin Leonardo’ya kadar ulaşmış olduğu, uzun yıllar sonra bulunan bir belgeden anlaşılmaktadır. Bu belge, Leonardo’nun II. Beyazıt’a yazdığı bir mektubun Topkapı Sarayı arşivinde bulunan çevirisidir. Bu mektubunda Leonardo, çarkları rüzgârla dönen bir değirmenden ve gemilerin suyunu boşaltmaya yarayan bir tulumbadan söz ettikten sonra asıl konuya geçmekte ve Galata ile İstanbul arasında kurulacak köprüden bahsetmektedir. Leonardo bu konuda II. Beyazıt’a hitaben şunları yazmaktadır:

 

“Acizleri, efendimizin Galata’dan İstanbul’a bir köprü kurdurmak için teşebbüse geçtiklerini işittim. Lakin bu işe ehil bir kimse bulamadıklarını öğrendim. Bu işten anlayan kulunuz, arzularınızı gerçekleştirebilir. Köprü, yüksek bir kemer üzerine kurulacaktır. Fakat bu kadar yüksek kemerli bir köprü üzerinden kimsenin geçmek cesaretini gösteremeyeceğini düşündüğüm için kenarlarını tahta parmaklıklarla örteceğim. Kemeri, o kadar yüksek tasarlamamın sebebi, altından yelkenlilerin rahatça geçebilmeleri içindir.

 

Efendimiz Hazretleri irade buyururlarsa, Anadolu sahiline kadar uzayacak, gerektiğinde açılır kapanır bir köprü dahi inşa edebilirim. Burada su daima hareket halinde olduğundan kenarların aşınmaması için bir çare düşündüm. Bununla su akıntısı dirsek ve kenarlara zarar vermeyecektir. İnşallah Sultan Hazretleri, bu aciz kulunun sözlerine inancını bağışlar da onu her zaman hizmetlerinde görmeyi arzular ve cevap vermek lütuflarını esirgemezler.”

 

Belgenin sonunda “Bu mektup temmuz ayının üçünde yazılmış ve yazılış tarihinden dört ay sonra ele geçmiştir” kaydı bulunmaktadır. Paris’te Institut de France kütüphanesinde bulunan Leonardo Kodeksi’nde sanatkârın el yazısını içeren bir köprü taslağının Galata ile İstanbul arasına yapılacak köprüye ait olduğu tahmin edilmektedir. Bu taslağın tarihi, kodekste 1502-1503 olarak gösterilmiş olduğundan mektubun da Osmanlı Sarayı’na bu tarihlerde gönderilmiş olduğu düşünülmektedir.

 

Bu taslağa göre köprünün genişliği 25 metreden fazladır. Su seviyesinden yüksekliği 41 metreyi geçmekte, uzunluğu ise 350 metreyi bulmaktadır. Köprünün altında gemilerin geçmesine mahsus büyük bir kemer çizilmiştir.

 

II. Beyazıt’ın arzusuna ve bazı girişimlere rağmen İstanbul ile Galata arasında bir köprü kurulamadı ve İstanbullular 1836 yılına kadar şehrin bu iki yakası arasında kayıkla gidip geldiler.

 

Mektuptan gördüğümüz gibi, Leonardo sadece Haliç’e köprü planıyla yetinmemekte, Boğaz’a da açılıp kapanan bir köprü kurmayı önermektedir. Bu plan, Boğaziçi için düşünülmüş tarihteki ilk köprü tasarımı olabilir. Leonardo’nun tekliflerine olumlu bir cevap verilmediği açıktır. (Herhangi bir cevap verilip verilmediği de bilinmiyor). Osmanlılarda Batılı mühendislerin ve bilim insanlarının Müslüman olmadan istihdam edilebilmeleri ancak 18. yüzyılda mümkün olabilmiştir. (Mektubun Türkçeye çevirisinin başlangıcında Leonardo’dan söz edilirken “kâfirin gönderdiği mektup” ibaresi kullanılmaktadır). 16. yüzyılın başı, özellikle de II. Beyazıt’ın kendisi, Leonardo’nun Haliç’te bir köprü yapması için uygun koşullar oluşturmuyordu.

 

 Kendisine dostu Melzi yardımcı olmaktaydı. Salai ise Fransa'ya geldikten sonra onu terk etmişti. Leonardo 2 Mayıs 1519'da Amboise'daki evinde 67 yaşında öldü.Vasiyetinde mirasının esas bölümünü Melzi'ye bıraktı. Amboise'daki Saint Florentin Kilisesi'nde toprağa verilmiştir.

 

 

 

"Engeller beni durduramaz. Her engel, beni daha iyiye doğru kaçınılmaz bir değişime doğru iter. Gözünü bir yıldıza dikmiş kişi, kararını değiştirmez.'''

 

"İyi geçirilmiş bir günün, mutlu bir uyku getirmesi gibi; iyi yaşanmış bir hayat da mutlu bir ölüm getirir."

Da Vinci 2 Mayıs 1519'da Cloux Şatosu'nda ölür. Ve son sözü:

 

"Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için tanrıyı ve insanlığı gücendirdim."

 

 

 

  Bu haber 615 defa okunmuştur.   Editör: Demet Öztürk

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Gündem Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
resmi ilanlar
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI