Bugun...
SON DAKİKA

DP Genel Başkanı Uysal; Mutabakatta "teröre yardımı kesiyorsunuz" diye not düşememiş

Demokrat Parti Genel Başkanı Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal gazeteci Demet Öztürk'ün sorularını cevapladı.Demokrat Parti Genel Başkanı Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal'' ABD'nin terör örgütüne yaptığı yardımların mutabakatta mevzu bahis edilmemiş olmasıdır. Ülkemizde kürsülerden ABD'ye "teröre yardım ediyorsunuz" diye bağıran kimse mutabakat metnine "teröre yardımı kesiyorsunuz" diye not düşememiş, paraf altına aldıramamış.''dedi.
facebook-paylas
 Tarih: 18-10-2019 13:47:18  -   Güncelleme: 18-10-2019 16:35:18

DP Genel Başkanı Uysal; Mutabakatta

Türkiye ve ABD arasında sağlanan 13 maddelik Suriye mutabakatı sizce ne anlama geliyor?

 

Biz Demokrat Parti olarak ülkemizin milli güvenliği açısından operasyonu son derece yerinde ve haklı bulduğumuzu operasyon öncesinde ve sırasında da belirttik. Mutabakatın tamamına baktığımızda bir takım endişelerle birlikte muhakkak surette bir kazanım olduğunu düşünebiliriz ancak mutabakat metninde muğlak haldeki birtakım hususlar aydınlatılmalıdır. Örneğin; iktidara göre YPG'nin "çekilme"si yönünde mutabık kalındığı belirtilirken, bahsi geçen çekilmenin hangi bölgeleri kapsadığı net değildir. Pence, mutabakat dahilinde Türkiye'nin Kobani'de askeri faaliyette bulunmama garantisi verdiğini belirtti, buna mukabil Dış İşleri Bakanı Çavuşoğlu ise Kobani konusunda ABD'ye herhangi bir garanti vermediklerini dile getirdi.

 

Zannediyoruz Kobani ve diğer terör bölgeleri hakkında özel bir madde bulunmaması, İktidar tarafının "ara verme" ABD'nin ise "ateşkes" nitelemesini açıklığa kavuşturuyor.

 

Barış Pınarı Harekatı sürerken Suriye Rejim Güçleri ile anlaşan ve içerisinde PYD'li teröristlerin ağırlığı bulunan SDG Kobani'yi rejim güçlerine açmıştı. Ki Çavuşoğlu da Kobani ile alakalı soruya, buranın durumunu Rusya ile görüşeceklerini beyan etti.

 

Varılan mutabakatta Kobani hakkında özel bir madde bulunmaması, bahsi geçen "çekilme"nin sınırlı bir çekilme olduğunu bizlere gösteriyor. ABD'nin müsaade ettiği kadar ya da başka bir deyişle kendi hâkimiyetinin, gücünün yettiği yerlerde "çekilme"yi organize ettiğini görüyoruz.

 

Bu açıdan baktığımızda Barış Pınarı Harekatı'nın ve diplomatik gayretlerin planlanan sonucu sağladığı şüpheli. Sınırın hemen öte tarafında rejim güçlerinin desteği, Rusya'nın müsaadesi ile terör unsurları varlıklarını devam ettiriyor. 

 

Bir diğer önemli husus da ABD'nin terör örgütüne yaptığı yardımların mutabakatta mevzu bahis edilmemiş olmasıdır. Ülkemizde kürsülerden ABD'ye "teröre yardım ediyorsunuz" diye bağıran kimse mutabakat metnine "teröre yardımı kesiyorsunuz" diye not düşememiş, paraf altına aldıramamış.

 

Mutabakatın 6. Maddesinde "Türkiye ve ABD, terörle mücadele harekâtlarının yalnızca terör unsurları ile bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereci hedef alması gerektiği üzerine mutabık kalır." denmekte. Ancak biliyoruz ve görüyoruz ki ABD'nin nazarında PYD bir terör örgütü değil. 

 

Mutabakatta 9. Madde YPG'nin ağır silahlarının toplanacağını taahhüt ediyor. Mutabakatı imza altına alanların aklına geldi mi bilmiyorum ama mutabakatta "terör örgütü" ve PYD/YPG aynı cümle içinde geçmiyor. Sanki ABD bu metinle bizlere "YPG terör örgütü değildir"i dikte ediyor ve maalesef bizimkiler de sessiz kalıyor.

 

Bizler de iktidar mensupları gibi Soçi'de yapılacak görüşmeyi, görüşmenin sonuçlarını bekliyoruz.

 

Hülâsa daha satranç tahtasında tüm hamleler yapılmadı. Rusya'nın da muhakkak bir hamlesi olacak. Umudumuz, devletimiz tarafından her ihtimalin düşünüldüğü ve farklı senaryoların kurgulandığı yönündedir.


 

ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 9 Ekim tarihli diplomatik dilden uzak mektubuna iktidarın cevabı Barış Pınar’ı Harekat’ını başlatmaktı oldu bu cevap yeterli mi?

 

ABD Başkanı Trump'ın diplomatik nezaketten yoksun ve teamüllere aykırı açıklaması ve böyle bir açıklamaya muhatap olmak bizleri son derece üzdü, dahası öfkelendirdi. 

 

Diplomatik kaynaklardan aldığımız bilgi, bu gibi bir mektuba diplomatik yollarla anında cevap verileceği yönünde. En kotu ihtimalle ülkenin diplomatik misyonunun bakanlığa çağrılması ve gereken uyarının yapılması gerekirdi. 

 

Mektubun çöpe atıldığı şeklinde açıklama bizleri tatmin etmedi. Zira yapılan saygısızlık sadece Sayın Cumhurbaşkanı'nı hedef almıyor. Milletimize karşı bir hakaret söz konusudur. Mektubu çöpe atmanız ya da saklamanız mühim değil. Mühim olan, böyle galiz ifadelerle doku, lakaide bir metnin tarihe not düşülmesidir.

 

Ayrıca mektuba operasyonu başlatarak cevap verdiklerini söylemeleri de başka bir yanlış. Diplomasi, devletlerin alet çantalarında en az maliyetli olan araçtır. Bu vesileyle İktidar, "biz diplomasi konusunda başarısızız" demekte. Kaldı ki Sayın Çavuşoğlu'nun askeri üniforma giymesi de bu durumun zımnen kabulüdür.

 

Operasyon öncesinde mektup bizim tarafımızdan açıklanmış olsa, gerekli diplomatik kanallar işletilse ve akabinde operasyon kararı alınsa o zaman bu hadsizlik tam anlamıyla cevaplanmış olacaktı.

 

Diplomasi ile çözülebilecek her meseleyi askeri yöntemlerle çözmeye mi başlayacağız?

 

Kanaatim odur ki, mektuba gereken cevabı veremedik.

 

Uluslararası siyasette Türkiye politikaları ne yönde hareket ediyor? Geleceği nasıl öngörüyorsunuz?

 

Operasyon sırasında Halkbank davasının yeniden gündeme gelmesi ve yaptırım kararları, dünya kamuoyunda Türkiye'nin çekilmesi için "mücbir sebep" olarak niteleniyor. Burası ülkemiz adına acı verici. 

 

Yaptırım tehditlerinin, Halkbank davasının gündeme gelmesinin ardından imza edilen ve herkesten çok ABD'yi memnun eden bir mutabakat, ülkemizin karar alırken ne derece bağımsız olduğunu sorgulatır mahiyette.

 

İktidar, açıkları dolayısıyla, dış politikada edilgen bir tutum alıyor. En azından dışarıdan bakınca böyle bir algı oluştuğu kesin. Dahası bu durum başka ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Talebini kabul ettiremeyen bir devlet, bir açığımızı önümüze koyarsa nasıl bağımsız bir dış politika izleyebiliriz?

 

İktidarın, parti ile devleti aynileştirme gayreti bu durumun sebebi. Hatayı yapan iktidar mensubu, mebusu, maliyeti ödeyen millet!

 

İktidar kendi mensubuna gösterdiği vefayı, en azından oyunu aldığı kitlelere dahi göstermekten yoksun

 

Ak Parti bir neferini dahi feda edemezken, milli menfaatleri feda edebilir bir görüntü veriyor.

 

İktidarın yanlışları, milli maliyetler şeklinde karşımıza çıkıyor.


 

Türkiye ekonomisinde izlenen yol ile Türkiye nereye varır? Ne yapmalı?

 

Ben ekonomide bir yol izlendiği kanaatinde değilim; bu bir savruluş! Ekonominin başındaki Sayın Bakanın bakmakla yetindiğini, çözüm üretemediğini defalarca gördük. Ancak bu Sayın Bakanın, kurmaylarının suçu değil. Aşikar ki anlamıyorlar; bilgi ve kabiliyet, liyakat meselesi. Olmayınca olmuyor, lakin ısrarları da anlaşılmıyor. 

 

Bakın dış politikadaki edilgen durumumuz ekonomide de aynıyla malul. Dış politikada oyun kurucu olamayan Türkiye, ekonomide de bağımsızlığını yitirdi. Trump'ın malum mektubunda bahsettiği önemli bir husus var. Ekonomimizi yok etmekle tehdit eden Trump "küçük bir örneğini Rahip Brunson meselesinde gösterdim" diyor. Rahip Brunson davası sırasında Brunson'ın "terörist" olduğunu söyleyen ancak ABD'nin tehditleri sonrasında serbest bırakılmasını sağlayan ve "yargı bağımsızlığı" diyerek yargıyı mesul eden iktidar, ekonomimizi ne derece bağımlı hale getirdiğini gösteriyor.

 

"Çekilme" mutabakatı sırasında da ekonomik risklere tekabül eden Halkbank davası ve yaptırımlar, bir ülkenin bağımsızlığının yegane koşulunun ekonomik bağımsızlıkla mümkün olduğunu kanıtladı.

 

Türkiye, hem bölgesel politik risklerden, hem de ulusal risk ve kaygılardan ancak ve ancak adalet ve demokrasi ile garanti edilen güçlü bir ekonomi ile kurtulabilir.

 

Para bulamayınca ihtiyat akçesine sarılan, üretimi destekleyemeyince ithalata sarılan anlayışla ekonomi yönetilmez. Ki yönetilemez hale getirdiler.

  Bu haber 1508 defa okunmuştur.   Editör: Demet Öztürk

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
resmi ilanlar
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI