Bugun...

İranlı kadın aktivist batılı feministlere çok sert eleştiriler

İran kadın hareketinin öncü ismi Alinejad, Tahran'ı ziyaret eden kadın siyasetçilerin 'kültüre saygı', Yeni Zelanda Başbakanı'nın 'Müslümanlarla dayanışma' gerekçesiyle başını örterken kadına karşı en görünür baskı aracını kullandıklarına dikkat çekti.
facebook-paylas
 Tarih: 03-04-2019 16:20:09

İranlı kadın aktivist batılı feministlere çok sert eleştiriler

İranlı kadın hakları aktivisti Masih Alinejad, 'İslam kültürüne saygı' gibi klişelere dayanarak başörtüsü takan Batılı feministleri kendi ilkelerini çiğneyip evrensel hak ve özgürlükler mücadelesine zarar verdikleri için sert dille eleştirdi.

İran'da kadınları örtünmeye zorlayan İslamcı yasalarla mücadele eden 'Benim Gizli Özgürlüğüm' hareketinin kurucusu, İranlı kadınları kamusal alanda örtüleri çıkarıp bunu görüntülemeye ve sosyal medyada paylaşmaya teşvik eden 'Beyaz Çarşamba' eylemlerinin örgütleyicisi Alinejad'ın hapse mahkum edilmesi ve İran'dan kaçması sonrası yakın zamanda yaptığı bir konuşma İngiliz medyasında yayımlandı.

 

Hem İran hem de Suudi Arabistan'da kadınların örtünme dayatmasına karşı verdikleri mücadelede Batılı feministler tarafından yalnız bırakıldığını vurgulayan Alinejad, İran'ı ziyaret eden üst düzey siyasi ve yetkili kadınların 'İran kültürüne saygı' gerekçesiyle başlarını örtmelerine 'çifte standart' eleştirisini getirdi.

İslamcıların yönetime gelmesi sonucu uygulanan dayatmaya meydan okuma çağrısı yapan İranlı kadın hakları savunucusu, 'Beyaz Çarşamba' kapsamında sokakta örtüsünü çıkarıp sopaya takarak sallayan İranlı kadının haber olduğu gün Hollanda'dan üç kadın siyasetçinin Tahran'ı ziyaret ettiğini ve zorunlu örtünme yasasına hiçbir meydan okumada bulunmadan uyduklarını hatırlattı.

"İran'ı ziyaret eden kadın siyasetçiler, turistler, sporcular, sanatçılar, oyuncular, hepsi de güzel ülkeme gittiklerinde bunun kültürel bir mesele olduğunu söylüyor, İran kültürüne saygıdan takıyoruz diyorlar. Size açıkça belirteyim: Ayrımcı bir yasanın bizim kültürümüzün bir parçası olduğunu söylemek, bu bir ulusa hakaret etmektir."

Alinejad, Yeni Zelanda'da Avustralyalı bir ırkçının iki camide 50 kişiyi katletmesinin ardından Başbakan Jacinda Ardern'in Müslümanlarla dayanışma ve kültürlerine saygı gösterisi yapma adına başını örtmesi ve pek çok kadının aynı şekilde destek vermesini de eleştirdi:

"Ardern'in Müslüman toplumuna gösterdiği şefkate hayranlık duyuyorum, ama dayanışma göstermek gerekçesiyle başını örttüğünü görmek kalbimi kırdı. Çünkü pek çok ülkede Müslüman kadınların ezilmesinin en görünür simgesini kullandınız. Bu yüzden onları ayn zamanda zorunlu başörtüsüne karşı mücadele ettikleri için dövülen, hapsedilen, cezalandırılan kadınlarla, bizimle, kız kardeşliklerini ve dayanışmalarını göstermeye davet ediyorum.”

Yeni Zelandalı kadınların 'Müslümanlarla dayanışma simgesi olarak' başörtüsü takma kampanyasına bir eleştiri de Hindistanlı kadın gazeteci Rama Lakshmi'den geldi.

Lakshmi Twitter'da şu paylaşımı yaptı:

"Türban neden Yeni Zelanda’daki terörist saldırının kurbanlar için bir ‘dayanışma gösterme’ sembolü? Daha iyi yollar yok mu? Post-modernizm, ‘tercih feminizmini’ (choice feminism: bir kadının bireysel tercihlerinin, doğası gereği, feminist olduğunu iddia eden yaklaşım) yarattı, anladık, ama feminizmimin ana öğelerinden biri de dinin özel olarak kadınlara dayattığı prangaları sorgulamak."

'TERCİH FEMİNİZMİ, İSLAMOFOBİ, KÜLTÜREL GÖRECELİLİK ÇAĞINDA'

Bu paylaşımla ilgili Birgün gazetesi Pazar ekinden Hande Gazey'in röportaj yaptığı Hindistanlı feminist gazeteci, ‘tercih feminizmi’ ve ‘İslamofobi’ denilen iki dalgaya dikkat çekerek şu değerlendirmeleri yaptı:

"Kültürel rölativizm fikri de türbana yönelik bu eleştirileri ortadan kaldırmaya katkıda bulundu. Tüm bunlar dünya genelinde liberal feministlerin dini/kültürel sembollere bakışını değiştirdi. Bazı müslüman kadınlar, özellikle 11 Eylül sonrası dünyada, türbanı kucakladıklarında, bu bir meydan okuma, kültürel ısrar ve dini özgürlük eylemi haline geldi. Bu fenomeni anlamakla beraber, türbanın bu şekilde kutsanması benim için rahatsız edici. Ayrımcı olmadığımı göstermem için türban gibi bir sembole ihtiyacım yok. Fakat maalesef ‘İslamofobi’ye karşı mücadele denilen olgu bu sembollerin fetişleştirilmesine ve sorgulanmadan kucaklanmasına evrildi."

'SAĞIN YÜKSELİŞİ'

"Postmodern kimlik politikaları bir yandan çözüm olarak sunulurken bir yandan da sağın yükselişinin problemin kökeninde olduğunu söyleyebilirim. Bir çeşit kimlik politikası hemen her zaman ters tepkiyle karşısında bir başka kimlik politikasını ortaya çıkartıyor. Ve de bu politikaların uygulanışında kadınların zorluklarla kazandıkları özerkliklerine zarar verecek gerici ritüellere başvurulmaması gerektiğini düşünüyorum."

  Bu haber 364 defa okunmuştur.   Editör: Demet Öztürk
  Kaynak: sputnik

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Kadın-LGBTİ Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
resmi ilanlar
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI