Bugun...

Saadet Partili Abdulkadir Karaduman'dan Önemli Açıklamalar

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman İmaj Medya Grubunun bünyesinde olan Radyo Harman'a konuk olmadan önce mansethaber 'den Demet Öztürk'e gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu .
facebook-paylas
 Tarih: 13-11-2018 11:01:26  -   Güncelleme: 13-11-2018 11:08:26

Saadet Partili Abdulkadir Karaduman'dan Önemli Açıklamalar

Demet Öztürk:15 Temmuz’a bakış açınız nedir?

 

Abdülkadir Karaduman:15 Temmuz 2016’da Türkiye, tarihi boyunca gördüğü en alçak darbe girişimine tanıklık etti. Bu kalkışma da diğer askeri müdahaleler de hiçbir biçimde kabul edilebilir değildir. Biz Milli Görüş olarak, 28 Şubat askeri müdahalesinin doğrudan hedefi olarak; her türlü darbenin, milli irade üzerindeki her türlü vesayet uygulamasının, millet egemenliğinin temsilcisi olan TBMM üzerindeki her türlü hâkimiyet iddiasının karşısındayız.

Bununla birlikte 15 Temmuz’u; halkın ve AKP’nin 15 Temmuz’u diye ikiye ayırmak gerekiyor. Çünkü milletimiz bu girişime karşı kendini ve devleti koruma refleksiyle harekete geçmiş ve mücadele etmiştir. AKP ise bu süreci istismar ederek kendi menfaatleri çerçevesinde kullanmıştır.İktidar, milletimizin canı pahasına devletine sahip çıktığı 15 Temmuz’u kendisine yönelik her türlü muhalefeti susturmak, baskılamak ve çarpık düzenlerini meşrulaştırmak amacıyla kullanmaktadır. OHAL uygulaması, KHK’lar da bunun için kullanılmaktadır.

EduardoGaleano, “sistem vatanla özdeşleştiriliyor; rejimin düşmanı hain ya da dış mihrak ilan ediliyor. Sistemin kanunu olan orman kanunu kutsallaştırılıyor” der. Gerçekten de baktığımız zaman, iktidar, kelime oyunları yapıyor ve milletin kaderini partilerinin kaderiyle birmiş gibi göstererek AKP’ye yapılan her eleştiriyi millete tevcih ediyor. Ancak bu, eleştirilerden kurtulmak için buldukları bir çare sadece.

 

Demet Öztürk:FETÖ terör örgütünü sizce kim besliyor?

 

Abdülkadir Karaduman:FETÖ de diğer birçok terör örgütü gibi taşeron bir yapıdır. Hangi devletin, hangi güç odağının ihtiyacı varsa onlar tarafından finanse edilir ve kullanılırlar. Bunun için maalesef insanların en saf, en temiz duygularını sömürerek ve manipüle ederek hareket ederler. Bu açıdan FETÖ’nün şu an ABD tarafından korunmasını dikkate alırsak, onların emperyalist politikalarına hizmet etmiş olduklarını değerlendirmek mümkündür.

Fakat bizim açımızdan bu meselede daha önemli bir husus, Türkiye’de bulunduğu sürece kimler tarafından desteklendiğidir. Bu örgüt; 2002’den 2016 yılına kadar AKP tarafından beslenmiş ve büyütülmüştür. Herkesin bildiği gibi örgüt mensupları AKP tarafından yargının en kritik yerlerine yerleştirilmiş, insanların telefonlarının dinlenmesi için ekipmanlar sağlanmış, kurdukları kumpaslar için yasal düzenlemeler yapılmış, kozmik odaya sokulmuşlardır. Zaten iktidar, en yüksek mercide, örgütün istediği her şeyin verildiğini itiraf etmiştir.

Bu iki gerçek; yani FETÖ’nün Amerikan politikalarına taşeronluk yapması ve Türkiye’de AKP tarafından palazlandırılması gerçeği, bize bu iktidarın ne yaptığı hakkında çok açık fikirler vermektedir. Büyük itirafçının, kendini Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı ilan etmesi de belki bulmacanın eksik parçasıdır…

 

Demet Öztürk:Cihangir İslam’ın TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Abdülkadir Karaduman:15 Temmuz’un siyasi ayağının araştırılması hakkında Meclis kürsüsünde konuşan Sayın Milletvekilimiz Cihangir İslam’ın, ülkenin kaderini bir çıkmaza sürükleyenlere itiraz ettiği çok açıktır. On dört yıl boyunca beraber yürüyen bu iki batıl ortağa, yani AKP ve FETÖ’ye dair söylediklerinin başka taraflara çekilmesi bir art niyet örneğidir. Biz Meclis’te bir basın toplantısı düzenleyerek Sayın Milletvekilimizin söylediklerinin tam olarak arkasında olduğumuzu ifade ettik.

Cihangir Bey, 15 Temmuz gecesi sokağa çıktığını ve tankları engellemeye çalıştığını ifade ediyor. Bu şekilde hareket eden birisi, yan yana darbecilere karşı mücadele ettiği insanlara, darbeciler tarafından şehit edilen, yaralanan insanlara neden batıl desin? Herkes ülkeyi bu duruma getirenin, AKP ve FETÖ’nün yasak aşkları olduğunu ve ikisinin de doğruluğu temsil etmediğini gayet iyi biliyor.

 

Demet Öztürk:İran ambargosu ile ilgili görüş ve düşünceleriniz nelerdir?

 

Abdülkadir Karaduman:ABD kendisini bir jandarma olarak görmek istiyor. Dünyaya hükmetmek, ülkeler arasındaki ilişkileri kendi dizayn ettiği biçimde sürdürmek istiyor. Suriye’de, Afganistan’da, Irak’ta olduğu gibi İran’da ve Yemen’de de kendi dizaynlarının hayata geçirilmesi için hareket ettiler daima.

Maalesef Türkiye bu ambargo hadisesinde de iyi bir sınav verememiştir. Çok uzun bir komşuluk tarihimiz olan, İslam dünyasının vazgeçemeyeceğimiz bir parçası olan, çok güçlü kültürel ve ticari ilişkilerimizin bulunduğu İran’ın yanında duramıyoruz. Söz konusu ambargonun meşruiyetini sorgulamak yerine, acaba ABD bizi ambargodan muaf tutar mı diye ümitleniyoruz. Muaf tutunca seviniyoruz. Bu durum ne yazık ki Türkiye’nin ABD’ye göbekten bağlı politikalarının hazin bir sonucudur.

 

Demet Öztürk:Ülkenin istikrarı için çare var mı?

 

Abdülkadir Karaduman:Elbette çare var, biz çarenin bulunduğuna inanıyoruz. Ülkenin istikrarını bir bütün olarak anlıyoruz; ekonomik istikrar ve siyasi istikrar ancak bir arada mümkündür. İkisiyse devletin temeli olan adalete bağlıdır. Yani Türkiye’de gerçek bir istikrara ihtiyacımız var ve bu da hukuk devleti olmaktan geçiyor. Hukuk devleti teminatı; insanımızın devletine güvenini sağlayacağı gibi yabancı yatırımcının da gelmesini kolaylaştıracaktır. Türkiye’deki mevcut adaletsizlikler, çarpıklıklar giderilmeden bir istikrarın gelmesini beklemek boşuna olacaktır. Bu yüzden siyasetnamelerde devlet için “Küfür ile durur, zulüm ile durmaz” denilmektedir.

Bunun yanı sıra Türkiye’nin son 16 yılda mahkûm edildiği tüketim paradigmasının aşılmasına ihtiyaç vardır. Tüketim ekonomisini terk edip artık üretim ekonomisine geçme zamanımız gelmiştir. Bakın, Türkiye’de 1986-2003 yılları arasında yapılan özelleştirmelerin tutarı 8,2 milyar dolar civarındayken son 14 yılda yapılan özelleştirmelerin tutarı 60 milyar doları aşmıştır. Bu para hiçbir biçimde insanımızın cebine girmemiştir. Aksine borçlarımız artmıştır. 2002’de Türkiye’nin dış borcu 130 milyar dolarken bugün yaklaşık olarak 470 milyar dolara çıkmış durumdadır. Bugün bankalara kredi borcu olan insan sayısı 30 milyonu, kredi kartı olan kişi sayısı 64 milyonu bulmuş durumdadır.

Bu hazin tabloyla yüzleşip gerekli adımları atmadığımız takdirde, şu anda ucunda durduğumuz uçurumdan aşağı yuvarlanacağız. Çaremiz;vatandaşa değil, sermayedara katkı sağlayan israfçı uygulamalardan vazgeçmek ve üretimi, istihdamı, ihracatı artıracak yatırımlar yapmaktadır.

Son yayımlanan Sayıştay raporunda gördüğümüz üzere, adeta bir veba salgını gibi yolsuzluk ülkemizin her tarafını sarmış durumdadır. Bütün bunlara rağmen biz çare var diyoruz; ekonomiyle, siyasetle, dış politikayla ilgili çok acil kararlar alınıp uygun adımların atılmasıyla; Türkiye’nin yolsuzluktan, hukuksuzluktan, adaletsizlikten yani AKP’den kurutulmasıyla bunun mümkün olacağına inanıyoruz

 

 

 

  Bu haber 2083 defa okunmuştur.   Editör: Demet Öztürk

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
resmi ilanlar
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI