Türkiye’nin demokrasi tarihinde derin yaralar açan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 45 yıl geçti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren liderliğinde “Bayrak Harekâtı” adıyla planlanan darbe, 12 Eylül sabahı Kenan Evren’in radyodan okuduğu bildiriyle hayata geçirildi. Milli Güvenlik Konseyi (MGK) yönetimi ele alarak anayasayı askıya aldı, TBMM’yi kapattı ve tüm yetkileri kendi elinde topladı.
SIKIYÖNETİM VE SİYASİ LİDERLERE YASAKLAR
Cunta yönetimi, ülke genelinde sıkıyönetim ilan etti; siyasi partiler ve çok sayıda dernek kapatıldı. Dönemin liderleri Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş görevlerinden uzaklaştırılarak sürgüne gönderildi ve siyasi yasaklı hâle getirildi.
YARGILAMALAR, İDAMLAR VE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
Darbe sonrası dönemde ağır insan hakları ihlalleri yaşandı. 650 bin kişi gözaltına alındı, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 517 kişiye idam cezası verilirken 50’si infaz edildi. Henüz 17 yaşındaki Erdal Eren’in yaşı büyütülerek idam edilmesi, darbe döneminin en acı olaylarından biri olarak hafızalara kazındı. Kenan Evren’in “Asmayalım da besleyelim mi?” sözü ise darbecilerin sert tavrının sembolü hâline geldi.
1982 ANAYASASI VE “GEÇİCİ 15. MADDE”
Cunta yönetimi, hazırlattığı 1982 Anayasası’na eklenen “Geçici 15. madde” ile kendilerine yargı dokunulmazlığı sağladı. Bu madde, yıllarca darbecilerin hesap vermesini engelledi.
2010 REFERANDUMU İLE DOKUNULMAZLIK KALKTI
12 Eylül 2010’da yapılan anayasa değişikliği referandumuyla söz konusu madde yürürlükten kaldırıldı ve darbecilerin yargılanmasının önü açıldı. Türkiye’nin dört bir yanından yapılan suç duyurularının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında dava açtı.
DARBE SANIKLARINA MÜEBBET CEZASI
Yargılama sonucunda iki darbeci general, 2014 yılında “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasına çarptırıldı. Bu ceza daha sonra “müebbet hapse” çevrildi. Ancak kararın Yargıtay’daki temyiz süreci devam ederken Evren 2015’te 98, Şahinkaya ise 90 yaşında hayatını kaybetti. Sanıkların ölümleri nedeniyle davalar düştü ve rütbelerinin sökülmesi gibi kararlar uygulanamadı.
TOPLUMSAL BELLEKTE SİLİNMEYEN İZLER
12 Eylül darbesi sadece siyaseti değil, toplumun her alanını etkiledi. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi fişlendi, yaklaşık 4 bin öğretmen meslekten ihraç edildi, birçok akademisyen işsiz kaldı. Kültür ve sanat alanı da hedef alındı; bin civarında film “sakıncalı” bulunarak yasaklandı. Darbenin başındaki isimlerin “Şartların olgunlaşmasını bekledik” ve “Bir sağdan bir soldan astık” sözleri, cuntanın acımasızlığını ve dönemin karanlık yüzünü ortaya koyan ifadeler olarak tarihe geçti.
45 YIL SONRA HÂLÂ CANLI BİR HAFIZA
Aradan neredeyse yarım asır geçmiş olsa da 12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türk demokrasisinin ve insan haklarının ayaklar altına alındığı bir dönem olarak toplumsal bellekteki yerini koruyor. Bu süreçte yaşanan gözaltılar, idamlar, işkenceler, sürgünler ve yasaklar, farklı kuşakların hafızasında acı bir tecrübe olarak yaşamaya devam ediyor. O dönemin mağdurları, yakınları ve tanıkları, maruz kaldıkları hak ihlallerini her yıl düzenlenen anma etkinliklerinde hatırlatarak demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkma çağrısı yapıyor.
Eğitimden siyasete, basından kültür-sanat alanına kadar toplumun bütün kesimlerini etkileyen darbenin sonuçları, bugün hâlâ siyasi tartışmaların ve akademik araştırmaların merkezinde bulunuyor. Bu nedenle 12 Eylül, sadece bir tarihsel olay değil; aynı zamanda Türkiye’de demokrasi bilincinin güçlenmesine ve “bir daha asla” denilmesine vesile olan bir uyarı niteliği taşıyor.
Haber Merkezi: Melisa Altuntaş