Tahran ile Washington arasındaki diplomatik gerilim, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre’deki hitabının ardından yeni bir boyut kazandı. İran Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın iddialarına Nazi Almanyası’ndan bir benzetmeyle karşılık vererek, Beyaz Saray’ı sistematik bir dezenformasyon kampanyası yürütmekle suçladı.
GOEBBELS BENZETMESİ VE DEZENFORMASYON İDDİALARI
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Donald Trump’ı "gerçekliği çarpıtmakla" itham etti. Bekayi, profesyonel yalancıların sahte bir gerçeklik algısı yaratma konusunda uzmanlaştığını savunarak, Nazi Almanyası’nın Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in "Yalanı gerçek gibi görünene kadar tekrar et" stratejisine atıfta bulundu. Bu taktiğin bugün ABD hükümeti ve "savaş yanlısı müttefikleri" tarafından İran halkına karşı kullanıldığını öne süren Sözcü, Tahran’ın hedef alındığı bu süreci "şeytani bir kampanya" olarak nitelendirdi.
TRUMP'IN KONGRE'DEKİ SERT MESAJLARI
Gerilimin fitilini ateşleyen olay, Donald Trump’ın Kongre’deki ortak oturumda İran’a yönelik kullandığı sert ifadeler oldu. Trump, İran’ın Avrupa’yı ve ABD’nin deniz aşırı askeri üslerini vurabilecek menzile sahip füzeler geliştirdiğini iddia etti. Ayrıca Tahran’ın nükleer programını yeniden canlandırma çabalarına girmemesi konusunda daha önce uyarıldığını belirten Trump, İran’ın her şeye rağmen nükleer silah üretimi için çalışmalara devam ettiğini savundu ve "Buna asla izin vermeyeceğiz" mesajını verdi.
NÜKLEER PROGRAM VE CAN KAYBI RAKAMLARI TARTIŞMASI
İranlı Sözcü Bekayi, Trump’ın nükleer program ve kıtalararası balistik füze geliştirme çalışmalarına ilişkin iddialarının tamamen asılsız olduğunu savundu. Ancak açıklamadaki en keskin reddiye, Trump’ın protestolara ilişkin dile getirdiği rakamlara yönelik oldu. Trump, Ocak ayındaki olaylarda 32 bin kişinin hayatını kaybettiğini ileri sürerken; Bekayi bu rakamın "büyük bir yalanın tekrarı" olduğunu ifade etti. Tahran yönetimi, bu tür iddiaların uluslararası kamuoyunu yanıltmaya yönelik stratejik bir dezenformasyon aracı olduğunu vurgulayarak, kimsenin bu "aldatmacaya" kanmaması gerektiğini belirtti.

