SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

ABD’de tarife krizi derinleşiyor: Trump’ın tarife hamleleri küresel risk algısını yükseltti

Haber görseli

Yeni haftaya girilirken küresel piyasalardaki temkinli duruşun, tek bir gelişmeden değil; hukuki belirsizlik, siyasi karar alma mekanizmasındaki kırılganlık ve jeopolitik risklerin aynı anda devrede olmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Bu tablo, yatırımcılar açısından “fiyatlanabilir risk”ten çok öngörülemez risk algısını güçlendiriyor.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump yönetiminin “acil durum” gerekçesiyle uyguladığı bazı tarifeleri yasaya aykırı bulması, teknik bir hukuki karar olmanın ötesinde ABD’nin ticaret politikasında yapısal bir kırılmaya işaret ediyor.

TRUMP’IN TARİFE HAMLELERİ: TİCARET POLİTİKASINDAN HUKUKİ KRİZE

Trump’ın buna karşılık 1974 Ticaret Yasası’nı devreye sokarak tüm ülkelere yüzde 10, ardından yüzde 15 küresel gümrük vergisi getirme açıklaması, piyasalarda şu soruyu gündeme taşıdı:

ABD’de ticaret politikası artık ekonomik gerekçelerle mi, siyasi reflekslerle mi şekilleniyor?

HUKUK – SİYASET GERİLİMİ PİYASALAR İÇİN NEDEN KRİTİK?

Yargı ile yürütme arasında art arda gelen zıt kararlar, yatırımcı açısından en kritik unsurlardan biri olan öngörülebilirliği zedeliyor. Sorun sadece tarifelerin seviyesi değil;

  • Yarın hangi kararın geçerli olacağı,

  • Hangi yasal dayanağın devreye sokulacağı,

  • Ticaret politikasının ne kadar süreyle sürdürülebileceği gibi soruların net bir cevabının olmaması.

YÖNETİM–YARGI GERİLİMİ TİCARET POLİTİKASINI ZORLUYOR

ABD Yüksek Mahkemesi’nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın devreye aldığı “acil durum” tarifelerini hukuka aykırı bulmasının ardından Trump’tan gelen yeni tarife açıklamaları, küresel piyasalarda belirsizlikleri artırdı. Trump, 1974 Ticaret Yasası kapsamında tüm ülkelere yüzde 10 oranında küresel gümrük vergisi getiren kararı imzaladığını, daha sonra bu oranı yüzde 15’e çıkaracağını duyurdu. Yönetim ile yargı arasında art arda gelen zıt adımlar, ABD ticaret politikalarına ilişkin öngörülebilirliği zayıflatırken, ABD varlıklarına yönelik risk algısının yükselmesine neden oldu.

TARİFE BELİRSİZLİĞİ NEYİ RİSKE ATIYOR?

ABD’de tarifelere ilişkin art arda gelen hukuki ve siyasi hamleler, sadece küresel ticaret dengelerini değil, ABD’nin ithalat hacmi ve tedarik zinciri yapısını da doğrudan etkileyebilecek bir belirsizlik alanı yaratıyor. ABD ekonomisi, son yıllarda iç üretimi teşvik etmeye yönelik politikalar izlese de, tüketim ve ara malı bağımlılığı nedeniyle ithalat tarafında yüksek hacimli bir yapıyı koruyor. Bu durum, tarife kararlarının yalnızca dış ticaret açığı değil, enflasyon ve şirket kârlılıkları üzerinden de piyasaya yansımasına neden oluyor.

ABD EKONOMİSİ İTHALATA NE KADAR BAĞIMLI?

ABD’nin toplam ithalatı içinde:

  • Ara malları (yarı iletkenler, makine parçaları, elektronik bileşenler),

  • Tüketim malları (otomotiv, elektronik, tekstil),

  • Enerji ve kritik ham maddeler önemli bir paya sahip.

Tarifelerde yaşanacak her artış, bu kalemlerin maliyetini doğrudan yükselterek, şirketlerin fiyatlama davranışlarını ve nihai tüketici enflasyonunu etkiliyor. Bu nedenle piyasalarda, Trump’ın tarifeleri “ticaret politikası”ndan çok enflasyon riski başlığı altında fiyatlıyor. 

HERKESİN AKLINDA TEK SORU: TARİFELER İTHALAT HACMİNİ DÜŞÜRÜR MÜ?

Tarifelere ilişkin belirsizlikler gündemdeki yerini korurken, kısa vadede bu adımların ABD’nin ithalat hacminde sert bir daralmaya yol açması beklenmiyor. Bunun temel nedeni, ABD ekonomisinin birçok sektörde hâlâ dış tedarike yüksek düzeyde bağımlı olması. Özellikle ara malları ve teknoloji bileşenleri gibi alanlarda alternatif kaynaklara hızlı geçiş mümkün olmadığından, ithalat miktar olarak devam ediyor; ancak artan gümrük vergileri nedeniyle maliyetler yükseliyor.

Kaynak: Haber Merkezi