2021 yılında sert düşüş yaşayan Türkiye - Suudi Arabistan ticareti, normalleşme adımlarıyla birlikte yeniden güçlü bir toparlanma sürecine girdi. Sanayi ürünlerinden inşaata, lojistikten yatırımlara kadar geniş bir alanda iş birlikleri hız kazanırken, iş dünyası temsilcileri iki ülke arasında kalıcı bir büyüme dönemine girildiğine dikkat çekiyor.
TİCARET HACMİ YENİDEN YÜKSELİŞTE
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkilerin, son beş yılda siyasi gerilimlerin gölgesinde daraldığını ancak 2022’den itibaren başlayan normalleşme süreciyle birlikte hızlı bir toparlanma eğilimine girdiğini belirten Uluskon Başkanı Nezaket Atasoy, “2021 yılında yaklaşık 2 milyar dolar seviyelerine kadar gerileyen toplam dış ticaret hacmi, 2023 itibarıyla yeniden 6,5 - 7 milyar dolar bandına yükseldi. 2024 ve 2025 için beklentiler ise artışın sürmesi yönünde” dedi.
“ARTIK GERİLİMLER DEĞİL PROJELER KONUŞULUYOR”
Ekonomik ilişkilerin yeniden ivme kazandığını vurgulayan Atasoy, “Türkiye - Suudi Arabistan hattında artık gerilimlerin değil, projelerin konuşulduğu yeni bir döneme giriyoruz. Sanayi üretimi, inşaat, lojistik ve hizmetler alanında Türk şirketleri Suudi Arabistan’da güçlü bir talep görüyor. Önümüzdeki süreçte ticaret hacminin çok daha yukarı seviyelere taşınması mümkün” değerlendirmesinde bulundu.
SANAYİ ÜRÜNLERİ İHRACATTA ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatında demir-çelik ürünleri, yapı malzemeleri, elektrik-elektronik ekipmanlar, mobilya ve tekstil ürünlerinin öne çıktığını belirten Atasoy, ithalatta ise petrokimya ürünleri, polimerler ve kimyasal girdilerin ağırlık kazandığını ifade etti. Atasoy, bu tablonun iki ekonominin birbirini tamamlayıcı niteliğini açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
YATIRIMLAR VE BÜYÜK PROJELER TİCARETİ DESTEKLİYOR
Mal ticaretinin yanı sıra yatırımların da ekonomik ilişkilerde belirleyici rol oynadığını kaydeden Atasoy, Türk müteahhitlik firmalarının Suudi Arabistan’daki büyük altyapı ve inşaat projelerinde yeniden aktif hale gelmesinin ticaret hacmine önemli katkı sağladığını vurguladı. Lojistik altyapısı, gıda sanayi yatırımları ve hizmet sektörünün de iki ülke arasındaki iş birliğinde yeni büyüme alanları olarak öne çıktığını belirtti.
YERELLEŞTİRME POLİTİKALARI KALICI BAĞLARIN ÖNÜNÜ AÇIYOR
Suudi Arabistan’ın son dönemde uygulamaya aldığı yerelleştirme politikaları kapsamında yabancı firmalardan ortak girişimler ve yerel üretim şartları talep ettiğini hatırlatan Atasoy, bu durumun uzun vadede daha kalıcı ve güçlü ticari bağların kurulmasına zemin hazırladığını ifade etti.
“EKONOMİK DİPLOMASİ HIZLANDIRICI ROL OYNUYOR”
ULUSKON’un önümüzdeki dönemde Riyad’a gerçekleştirmeyi planladığı iş dünyası ziyaretinin, yeni anlaşmalar ve sektörel iş birlikleri açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Atasoy, bu tür temasların sadece ticaret hacmini artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda iş yapma süreçlerini de kolaylaştıracağını dile getirdi.
Atasoy, “Standartların uyumu, lojistik süreçlerin hızlanması ve firmalar arası doğrudan temaslar sayesinde ticaret çok daha sürdürülebilir hale geliyor. Hedefimiz, Türk ve Suudi şirketleri uzun vadeli ortaklıklarda buluşturmak” dedi.
