Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Yapay zeka nasıl doğdu? 70 yıllık gelişim süreci

1956 yılında ABD’de düzenlenen bilimsel toplantıyla ayrı bir araştırma alanı olarak şekillenen yapay zeka, bugün eğitimden sağlığa, bankacılıktan çalışma hayatına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Manşet Haber, dört bölümlük özel derlemesinin ilk bölümünde yapay zekanın ortaya çıkışını, gelişimindeki dönüm noktalarını ve Türkiye’deki kullanımını inceledi.

BİLİM-TEKNOLOJİ 20.10.2026 14:41 Güncelleme: 20.10.2026 15:11 Mazhar Taha Akkaya Okuma Süresi: 5 dk
Yapay zeka nasıl doğdu? 70 yıllık gelişim süreci
Paylaş:
N

Yapay zeka teknolojilerinin günlük hayatta kullanımı yaygınlaşırken, bu sistemlerin çalışma hayatı ve kişisel verilerin güvenliği üzerindeki etkileri de tartışılıyor. Metin ve görüntü üretebilen, bilgisayar kodu yazabilen ve çeşitli iş süreçlerini otomatikleştirebilen sistemlerin geçmişi ise 1950’li yıllara dayanıyor.

Bugün kullanılan yapay zeka uygulamalarının temelleri, makinelerin öğrenme ve problem çözme yeteneklerini araştıran bilim insanları tarafından atıldı. Yaklaşık 70 yıllık süreçte bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi, veri miktarının artması ve yeni öğrenme yöntemlerinin kullanılmasıyla yapay zeka geniş kitlelere ulaştı.

ALAN TURING’İN 1950 YILINDA YAYIMLADIĞI ÇALIŞMA

Yapay zeka araştırmalarının temelleri arasında İngiliz matematikçi Alan Turing’in 1950 yılında yayımladığı Computing Machinery and Intelligence başlıklı makalesi bulunuyor.

Turing, çalışmasında makinelerin düşünüp düşünemeyeceği sorusunu ele aldı. İnsan ile bilgisayar arasında yazılı iletişime dayanan bir değerlendirme yöntemi önerdi.

Daha sonra Turing testi olarak adlandırılan bu yaklaşım, bilgisayarların insan davranışlarını ne ölçüde taklit edebildiğinin incelenmesinde önemli bir yer edindi.

Turing’in makalesi, sonraki yıllarda makine zekası üzerine yürütülecek araştırmaların temel çalışmalarından biri oldu.

YAPAY ZEKA KAVRAMI 1956’DA BİLİMSEL ARAŞTIRMA ALANINA DÖNÜŞTÜ

1955 yılında John McCarthy, Marvin Minsky, Nathaniel Rochester ve Claude Shannon tarafından hazırlanan araştırma önerisinde, makinelerin öğrenme ve problem çözme yeteneklerinin incelenmesi amaçlandı.

Bu önerinin ardından 1956 yılında ABD’deki Dartmouth College’da bir bilimsel toplantı düzenlendi.

Toplantıda öğrenme, dil kullanımı, soyut kavramların oluşturulması ve problem çözme gibi insan zekasıyla ilişkilendirilen yeteneklerin bilgisayarlar tarafından gerçekleştirilmesi ele alındı.

Yapay zekanın bağımsız bir araştırma alanı olarak başlangıcı, genel olarak bu toplantıya dayandırılıyor.

Araştırmacılar, bilgisayarların yalnızca hesaplama yapmakla sınırlı kalmayıp daha karmaşık görevleri yerine getirebilmesini hedefliyordu.

Ancak dönemin bilgisayarlarının işlem gücü ve erişilebilir veri miktarı, çalışmaların ilerlemesini sınırlandırdı.

YAPAY ZEKA ÇALIŞMALARI NEDEN YAVAŞLADI?

İlk yıllarda yapay zekanın kısa sürede önemli gelişmeler kaydedeceği düşünülüyordu. Ancak araştırmacılar, gerçek dünyadaki karmaşık problemlerin çözümünde çeşitli teknik engellerle karşılaştı.

Bilgisayarların işlem kapasitesinin yetersiz kalması, yüksek maliyetler ve bazı projelerin beklenen sonuçları vermemesi nedeniyle araştırmalara sağlanan finansman belirli dönemlerde azaldı.

Bilimsel literatürde bu süreçler yapay zeka kışı olarak adlandırıldı.

Sonraki yıllarda bilgisayarların işlem gücünün artması ve makine öğrenmesi yöntemlerinin gelişmesiyle çalışmalar yeniden hız kazandı.

Böylece bilgisayarlar, yalnızca önceden yazılmış kurallarla işlem yapmak yerine verilerden öğrendikleri örüntüler üzerinden tahminlerde bulunabilen sistemlere dönüştü.

2017’DEKİ ARAŞTIRMA VE CHATGPT’NİN ORTAYA ÇIKIŞI

Yapay zekanın bugünkü gelişiminde 2017 yılında yayımlanan Attention Is All You Need başlıklı akademik çalışma önemli bir yer tutuyor.

Ashish Vaswani ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilen Transformer mimarisi, özellikle dil işleme alanındaki yapay zeka sistemlerinin gelişmesine katkı sağladı.

Bu mimari, daha sonra geliştirilen birçok büyük dil modelinde kullanıldı.

30 Kasım 2022’de OpenAI tarafından ChatGPT’nin kullanıma sunulması ise üretken yapay zekanın geniş kitlelere ulaşmasını hızlandırdı.

Kullanıcılar, sohbet arayüzü üzerinden metin hazırlama, çeviri, özetleme, yazılım geliştirme ve bilgi edinme gibi işlemleri gerçekleştirmeye başladı.

Üretken yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, teknoloji şirketlerinin yanı sıra eğitim kurumları, kamu kuruluşları ve özel sektörün de bu alandaki çalışmalarını artırdı.

YAPAY ZEKA İNSAN GİBİ DÜŞÜNEBİLİYOR MU?

Üretken yapay zeka sistemleri, eğitim süreçlerinde işledikleri verilerden yararlanarak metin, ses, görüntü ve farklı içerikler üretebiliyor.

Ancak bu sistemlerin insan dilini taklit edebilmesi, bilinç sahibi olduklarını kanıtlamıyor.

Yapay zeka araştırmalarında bir sistemin belirli görevleri başarıyla gerçekleştirmesiyle bilinç sahibi olması birbirinden ayrı konular olarak değerlendiriliyor.

Mevcut sistemler yanlış bilgiler üretebiliyor, soruları hatalı yorumlayabiliyor ve gerçekte bulunmayan kaynaklara atıfta bulunabiliyor.

Bu nedenle bilim insanları, sistemlerin yeteneklerinin yanı sıra güvenilirliğini ve insan denetiminde kullanılmasını da araştırıyor.

TÜRKİYE’DE YAPAY ZEKA KULLANANLARIN ORANI YÜZDE 37,6’YA YÜKSELDİ

Yapay zeka kullanımındaki artış Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine de yansıdı.

TÜİK’in 2 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı araştırmaya göre, 16–74 yaş grubunda üretken yapay zeka kullanan bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 olarak ölçüldü.

Bu oran 2026 yılında yüzde 37,6’ya yükseldi.

En az 10 çalışanı bulunan girişimlerde herhangi bir yapay zeka teknolojisini kullanma oranı ise aynı dönemde yüzde 7,5’ten yüzde 14’e çıktı.

Araştırmada şirketlerin yapay zeka kullanımının önündeki engeller de incelendi.

Yapay zeka kullanmayan ancak kullanmayı düşünen girişimlerin yüzde 72,3’ü uzmanlık eksikliğini, yüzde 66,4’ü hukuki belirsizlikleri, yüzde 65,4’ü ise veri güvenliği ve gizliliğine ilişkin endişeleri kullanımın önündeki nedenler arasında gösterdi.

Veriler, Türkiye’de yapay zeka kullanımının bir yılda belirgin biçimde arttığını ortaya koydu.

FARUK ÇAYIR: ÇALIŞANLARIN HAKLARI KORUNMALI

Manşet Haber’in sorularını yazılı olarak yanıtlayan Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Avukat Faruk Çayır, yapay zekanın gelişimiyle birlikte çalışanların haklarının, kişisel verilerin ve insan denetiminin korunması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin yapay zeka dönüşümüne ne kadar hazır olduğunun yalnızca teknolojiyi kullanan kişi ve kurum sayısıyla ölçülemeyeceğini ifade eden Çayır, şu değerlendirmede bulundu:

“Asıl ölçüt; çalışanların haklarını, vatandaşların mahremiyetini, ifade özgürlüğünü ve demokratik denetimi koruyan kurumların bulunup bulunmadığıdır.”

Yapay zeka sistemlerinin kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanması gerektiğini belirten Çayır, özellikle insanların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda bağımsız denetimin önemine dikkat çekti.

Çayır, çalışanların iş başvuruları, performans değerlendirmeleri, terfileri ve işten çıkarılmaları gibi süreçlerde yapay zekanın kullanılması halinde ilgili kişilerin bilgilendirilmesi, kararlara itiraz edebilmesi ve insan incelemesi talep edebilmesi gerektiğini ifade etti.

YAPAY ZEKANIN İSTİHDAM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ARAŞTIRILIYOR

Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, teknolojinin çalışanlar ve işverenler üzerindeki etkilerini de gündeme getirdi.

Özellikle yazılım geliştirme, müşteri hizmetleri, veri işleme ve idari görevler gibi alanlarda yapay zekanın bazı iş süreçlerini üstlenebilmesi, mesleklerin geleceğine ilişkin araştırmaları artırdı.

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Mayıs 2025’te yayımladığı araştırmaya göre dünya genelindeki çalışanların yaklaşık dörtte biri, üretken yapay zekadan belirli ölçüde etkilenebilecek mesleklerde bulunuyor.

Ancak ILO, bu oranın doğrudan iş kaybı anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Araştırmada birçok meslekte işlerin tamamen ortadan kalkmasından çok, çalışanların yerine getirdiği görevlerin değişmesinin beklendiği belirtiliyor.

Çayır da mesleklerin tamamen ortadan kalkmasından önce hangi görevlerin otomatikleşeceğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Rutin metin ve veri üretimi, çağrı merkezi işlemleri, temel çeviri, veri girişi ve bazı kodlama görevlerini yapay zekadan etkilenebilecek alanlar arasında gösterdi.

Çayır, buna karşın bu görevleri yerine getiren çalışanların tamamının kısa sürede işsiz kalacağı sonucuna varılamayacağını vurguladı.

YARIN MANŞET HABER’DE | 2. BÖLÜM

YAPAY ZEKA İŞİMİZİ ELİMİZDEN ALACAK MI?

Manşet Haber’in dört bölümlük özel derlemesinin 21 Ekim Çarşamba günü yayımlanacak ikinci bölümünde, yapay zekanın istihdam üzerindeki etkileri ele alınacak.

Stanford Üniversitesinin genç çalışanlara ilişkin araştırması, ILO’nun istihdam verileri ve ekonomistlerin değerlendirmelerinin yanı sıra Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Avukat Faruk Çayır’ın çalışma hayatına ilişkin açıklamalarına yer verilecek.

İkinci bölümde yapay zekanın hangi görevleri üstlenebileceği, işini kaybeden çalışanların nasıl geçinebileceği ve teknolojiden elde edilen ekonomik kazancın kimler arasında paylaşılacağı incelenecek.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi Muhabir: Mazhar Taha Akkaya
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
İstanbul'daki selin ağır faturası: 10 milyar lira!
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
İstanbul'daki selin ağır faturası: 10 milyar lira!
WhatsApp
İhbar Hattı