Amerika Birleşik Devletleri’nde binaların karbonsuzlaştırılmasına yönelik dönüşüm, siyasi tartışmalar ve federal düzeydeki politika değişikliklerine rağmen güçlü bir ivme kazandı. Ekonomik göstergeler ve teknolojik gelişmeler, fosil yakıtlardan uzaklaşmanın artık piyasa koşullarıyla şekillenen kalıcı bir sürece dönüştüğünü ortaya koyuyor.
BİNALAR TOPLAM CO2 EMİSYONUNUN ÜÇTE BİRİNİ OLUŞTURUYOR
ABD’de binalar ve bu yapıların enerji tüketimi, ülkenin yıllık karbon salımının yaklaşık üçte birine denk geliyor. Kongre’de bazı teşviklerin kaldırılması ve karbonsuzlaşma politikalarına yönelik kısıtlamalar süreci zorlaştırsa da, sahadaki uygulamalar farklı bir tabloyu işaret ediyor. Artan enerji maliyetleri ve elektrikli sistemlerin yaygınlaşması, dönüşümün durdurulmasını giderek zorlaştırıyor.
DOĞALGAZ FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ELEKTRİKLİ SİSTEMLERİ ÖNE ÇIKARDI
Ekonomik veriler, doğalgaz fiyatlarının enflasyonun başlıca itici unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor. Doğalgaz fiyatları, elektrik fiyatlarına kıyasla yaklaşık iki kat, genel enflasyona göre ise dört kat daha hızlı yükseldi. Bu artışta, LNG ihracatının genişlemesiyle iç piyasada arzın daralması ve eskiyen altyapının maliyetlerinin tüketiciye yansıtılması etkili oldu.
Bu gelişmelerin ardından 15 eyalet, doğalgaz sistemlerini aşamalı olarak devre dışı bırakmaya yönelik yasal düzenlemeleri hayata geçirmiş durumda.
YENİ KONUTLARDA ELEKTRİKLİ ISITMA STANDART HALİNE GELİYOR
Yeni konut projelerinde elektrikli sistemler açık ara ön plana çıkıyor. ABD Nüfus Sayım Bürosu verilerine göre, çok aileli konutların yüzde 76’sı artık elektrikli ısıtma sistemleriyle inşa ediliyor. Müstakil konutlarda da benzer bir dönüşüm yaşanıyor; geçmişte ağırlıklı olan doğalgaz ve propan kullanımı, yerini hızla elektrikli çözümlere bırakıyor.
ISI POMPALARI TARİHİ SATIŞ REKORU
Isı pompaları, hem ısıtma hem de soğutma sağlayabilen yapılarıyla dönüşümün merkezinde bulunuyor. 2024 yılında ısı pompası satışları, doğalgazlı fırın satışlarını yüzde 32 farkla geride bırakarak tarihi bir seviyeye ulaştı. Bu artış, tüketicilerin enerji verimliliği ve uzun vadeli maliyet avantajlarına yöneldiğini gösteriyor.
TERMAL ENERJİ AĞLARI VE JEOTERMAL SİSTEMLER ÖN PLANDA
Dönüşüm yalnızca cihazlarla sınırlı kalmıyor, altyapı yatırımları da hız kazanıyor. 13 eyalette kabul edilen düzenlemelerle, doğalgaz dağıtım şirketlerinin karbon içermeyen termal enerji sağlamasının önü açıldı. Yerin derinliklerindeki jeotermal ısıyı kullanan sistemler, 2033 yılına kadar yüzde 50’ye varan vergi indirimlerinden faydalanabiliyor. Bu teşvikler, jeotermali müteahhitler için daha ekonomik bir seçenek haline getiriyor.
SEKTÖR VE TÜKETİCİLER DÖNÜŞÜMÜ DESTEKLİYOR
Sektör temsilcilerinin beklentileri de dönüşümün kalıcı olduğuna işaret ediyor. Isıtma, havalandırma ve iklimlendirme alanında çalışan kurulumcuların yüzde 71’i, önümüzdeki üç yıl içinde projelerinin büyük bölümünün ısı pompalarına dayanacağını öngörüyor. Mutfaklarda ise indüksiyonlu ocaklar, güvenlik ve verimlilik gerekçeleriyle yeni konut projelerinin yüzde 35’inde standart olarak tercih ediliyor.
TEMİZ ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ SİYASETTEN BAĞIMSIZ KÖK SALIYOR
Uzmanlar, binalarda fosil yakıtlardan çıkış sürecinin artık yalnızca çevresel değil; maliyet, sağlık ve yaşam konforu açısından da güçlü gerekçelere dayandığını vurguluyor. Mevcut veriler, ABD’de bina sektöründeki temiz enerji dönüşümünün siyasi dalgalanmalardan bağımsız şekilde ilerlediğini ve geri döndürülemez bir noktaya ulaştığını gösteriyor.
Haber Merkezi