SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Çocuklarda okul kaygısı ve performans baskısı: Psikolog Ece Erkan anlattı

Haber görseli

Çocukların okul hayatı yalnızca akademik öğrenmeyle sınırlı değil; aynı zamanda duygusal ve sosyal gelişimlerini de şekillendiriyor. Ancak artan başarı beklentileri, sık yapılan sınavlar ve not odaklı değerlendirme anlayışı bazı öğrencilerde kaygı ve performans baskısının daha belirgin hale gelmesine neden olabiliyor. Çocuk psikoloğu Ece Erkan, okul kaygısının çoğu zaman yalnızca derslerle ilgili olmadığını, çocuğun kendisini nasıl değerlendirdiği ve çevresinden aldığı geri bildirimlerle yakından bağlantılı olduğunu söylüyor.

OKUL KAYGISINI TETİKLEYEN FAKTÖRLER

Ece Erkan’a göre çocuklarda okul kaynaklı kaygı farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Yüksek akademik beklentiler, sık yapılan sınavlar ve hata yapmanın olumsuz karşılanması çocukların kendilerini sürekli performans göstermesi gereken bir ortamda hissetmelerine yol açabiliyor. Erkan, öğretmen ya da aile tarafından sürekli başarı vurgusu yapılmasının da çocuklarda baskıyı artırabildiğini belirtiyor. Bunun yanında akran ilişkilerinde yaşanan güçlükler, sınıfta söz almaktan çekinme ya da hata yapma korkusu gibi durumlar da okul kaygısını tetikleyebiliyor. Yeni bir okula başlamak gibi değişimlerin de çocuklar için stres yaratabileceğine dikkat çekiliyor.

PERFORMANS BASKISI ÇOCUKLARDA NASIL GÖRÜLÜYOR?

Akademik baskı yaşayan çocuklarda yalnızca ders başarısına ilişkin kaygı değil, duygusal ve davranışsal değişimler de görülebiliyor. Ece Erkan, bu çocuklarda yoğun endişe, başarısızlık korkusu ve özgüvende azalma gibi durumların ortaya çıkabildiğini ifade ediyor. Bazı çocuklar ise yaptıkları her işte mükemmel olma ihtiyacı hissedebiliyor. Performans baskısı yaşayan çocukların çoğu zaman kaygılarını doğrudan dile getirmediğini belirten Erkan, bunun yerine bazı davranışsal ipuçlarının ortaya çıkabileceğini söylüyor. Ödevlerden veya sınavlardan kaçınma, “nasıl olsa yapamayacağım” gibi kendini değersizleştiren ifadeler kullanma ya da ders çalışırken yoğun gerginlik yaşama bu belirtiler arasında yer alabiliyor. Okula gitmek istememe veya sabahları karın ağrısı ve mide bulantısı gibi bedensel şikayetler de kaygının işaretleri olabiliyor.

SINAV VE NOT ODAKLI DEĞERLENDİRME KAYGIYI ARTIRABİLİR

Erkan, değerlendirme sürecinin yalnızca not ve sonuç odaklı olması durumunda çocukların başarının tek ölçütünün sınavlar olduğunu düşünebildiğini ifade ediyor. Bu durumun öğrenme sürecinden çok sonuca odaklanmaya ve hata yapma korkusunun artmasına yol açabileceğini belirtiyor. Bu ortamda çocukların merak ederek öğrenmek yerine yanlış yapmaktan kaçınmaya çalıştığını söyleyen Erkan, bunun da kaygıyı artıran bir unsur haline gelebileceğine dikkat çekiyor.

AİLELERİN YAKLAŞIMI ÖNEM TAŞIYOR

Çocukların okul kaygısını azaltmada ailelerin yaklaşımı önemli bir rol oynuyor. Ece Erkan, çocukların değerinin yalnızca notlarla ölçülmediğini hissetmesinin kaygıyı azaltabileceğini ifade ediyor. Bu noktada yalnızca sonuçlara odaklanmak yerine çocuğun çabasını takdir etmenin, hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu vurgulamanın ve günlük yaşamda oyun, dinlenme ve sosyal etkinliklere de yer vermenin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca çocukların duygularını yargılanmadan dinlemenin onların kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı olabileceğini belirtiyor.

AKADEMİK BAŞARI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Ece Erkan’a göre çocukların sağlıklı gelişimi yalnızca akademik başarıyla sınırlı değil. Duygusal farkındalık, stresle başa çıkma, problem çözme, sosyal iletişim ve öz düzenleme gibi becerilerin de desteklenmesi gerekiyor.

Erkan, bu becerilerin çocukların yalnızca okul hayatında değil, yaşamın farklı alanlarında da daha dayanıklı ve uyumlu bireyler olmalarına katkı sağladığını belirterek eğitim ortamlarının bu becerileri geliştiren bir yapıya sahip olmasının çocukların psikolojik iyi oluşu açısından önemli olduğunu vurguluyor.