Batı Antarktika’da yer alan ve deniz seviyesine olası etkileri sebebiyle “kıyamet buzulu” olarak anılan Thwaites Buzulu, iklim değişikliğinin etkisiyle hızla erimeye devam ediyor. Bilimsel çalışmalara göre bu buzul, günümüzde küresel deniz seviyesi yükselişinin yaklaşık yüzde 3 ila 4’üne katkı sağlıyor.
TEK BAŞINA 65 SANTİMETRELİK DENİZ SEVİYESİ RİSKİ
Yaklaşık 192 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle Britanya Adası’na yakın büyüklükte olan Thwaites Buzulu’nun tamamen erimesi halinde, küresel deniz seviyesinin ortalama 65 santimetre yükselmesi olasılığı bulunuyor. Deniz seviyesindeki her 1 santimetrelik artış, dünya genelinde milyonlarca insanı kıyı taşkını riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
SICAK OKYANUS SULARI ERİMEYİ HIZLANDIRIYOR
Bilim insanları, buzulun altına sızan sıcak okyanus akıntılarının, erime sürecini hızlandıran en önemli faktörlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, yalnızca Thwaites’i değil, Batı Antarktika Buz Tabakası’nın genel dengesini de tehdit ediyor.
“DUVAR” FİKRİ GÜNDEMDE, İNŞAAT KARARI YOK
Uluslararası bir araştırmacı grubu, sıcak okyanus sularının buzula ulaşmasını sınırlamayı amaçlayan deniz altı bariyeri (duvar) fikrini akademik düzeyde değerlendirdi. Euronews’in aktardığı bu plan, uygulamaya konulmuş bir inşaat projesi değil, sayısal modelleme ve senaryo analizlerine dayalı teorik bir mühendislik yaklaşımı olarak görülüyor.
AKADEMİK KATKI SAĞLAYAN KURUMLAR
Çalışmalara, aralarında Cambridge Üniversitesi, Chicago Üniversitesi, Alfred Wegener Enstitüsü, New York Üniversitesi, Dartmouth College ve Lapland Üniversitesi araştırmacılarının bulunduğu uluslararası bir ekip katkı sundu. Çalışmalar, mühendislik fizibilitesi, çevresel etkiler ve risk analizlerini kapsıyor.
ÜÇ YILLIK ARAŞTIRMA YOL HARİTASI VE FON HEDEFİ
Ekip tarafından ortaya konan yol haritası, üç yıllık bir araştırma sürecini içeriyor. Bu kapsamda belirlenen 10 milyon dolarlık fon hedefi, herhangi bir inşaat faaliyeti için değil, bilimsel analizler, modelleme çalışmaları ve fizibilite değerlendirmeleri için planlandı.
Bilim insanları, bu tür müdahalelerin yalnızca geçici senaryolar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, kalıcı çözümün iklim değişikliğini hızlandıran sera gazı salımlarının azaltılmasından geçtiğine dikkat çekiyor.
Haber Merkezi

