Deprem Uzmanı Jeolog Profesör Doktor Okan Tüysüz, Manşet Haber’e yaptığı değerlendirmede 6 Şubat depreminin sürpriz olmadığını vurguladı. Tüysüz, “6 Şubat depremi beklenen bir depremdi. 6 Şubat’ın olacağını çok uzun yıllardır dile getirdik” diyerek bilim insanlarının yıllardır uyarıda bulunduğunu hatırlattı. Bu uyarılara rağmen yeterli önlem alınmadığını belirten Tüysüz, “Bu konuda yeterli önlem maalesef alınamadı” ifadesi kullandı.
Deprem sonrası sürecin ise daha çok “yara sarma” odaklı yürütüldüğünü söyleyen Tüysüz, “Genel politikamız depremin öncesi değil, sonrasına yönelik yara sarma politikaları oldu” dedi. Deprem konutlarının inşasına da değinen Tüysüz, “İlk söylemlerde 650 bin konut yapılacağı söylenmişti; şimdi 450 bine sınırlı kalacak gibi duruyor” şeklinde konuştu.
YARA ALMAMA POLİTİKASI UYGULANMALI
Prof. Dr. Okan Tüysüz, afet yönetiminde mevcut yaklaşımın kökten değişmesi gerektiğini sert sözlerle dile getirdi. “Yara sarma politikalarıyla gittiğimiz takdirde hem yeni yaralar alıyoruz hem de bu yaraların sarılması maddi ve manevi anlamda çok ciddi zararlar açıyor” diyen Tüysüz, Türkiye’nin önleyici politikaya yeterince yönelmediğini söyledi. Bu nedenle esas hedefin afet sonrası değil afet öncesi tedbirler olması gerektiğini vurgulayan Okan Tüysüz, “O nedenle yara sarma değil, yara almama politikalarına ağırlık vermek gerekiyor. Ama bu konuda da çok şey yapabildiğimizi söyleyemeyiz” şeklinde konuştu.
SORUMLULUK HEPİMİZİN
Depreme hazırlığın sadece devletin değil toplumun tamamının görevi olduğunu belirten Deprem Uzmanı Okan Tüysüz, eğitimin çok erken yaşta başlaması gerektiğini söyledi. “Burada herkese iş düşüyor” diyen Tüysüz, “Ailede başlayan, anaokulundan hatta ana kucağından başlayan, bütün yaşam boyu sürecek bir afete hazırlık eğitimi gerekiyor. Afetle bir arada yaşamayı öğrenme sorunumuz var” dedi. İdarecilerin sorumluluğuna da dikkat çeken Tüysüz, “İdarecilere düşen görev hem insanları teşvik edecek yolu hazırlamak hem de hukuki ve idari anlamda afetten yara almayı önleyecek tedbirleri almaktır” diye konuştu.
İMAR VE DENETİM VURGUSU
Okan Tüysüz, imar politikalarının mevcut haliyle riski artırdığına dikkat çekti. “İmar planı çıkarılması aslında afetten yara almak için yapılmış bir kavram” diyen Tüysüz, bundan sonra bu anlayışın terk edilmesi gerektiğini söyledi. Yapılaşmanın daha sıkı denetlenmesi gerektiğini belirten Tüysüz, “İnşaatları ve yapılaşmayı çok sıkı şekilde denetlemek gerekiyor. İmar planlarında depremi ve diğer afetleri mutlaka göz önüne almak gerekir. Bunun gibi yüzlerce madde sayılabilir” ifadelerini kullandı.
TBMM RAPORLARI UYGULANSIN ÇAĞRISI
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hazırladığı deprem raporlarının uygulanmasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Okan Tüysüz, bu çalışmaların rafta kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Tüysüz, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 2020 ve 2023 depremlerinden sonra yaptığı çok kapsamlı raporlar var. Bu raporların sonunda yapılması gerekenler ve aksaklıklar ayrıntılı biçimde listeleniyor. Ancak bunların büyük kısmı uygulamaya geçmedi. En azından Meclis’in kendi hazırladığı bu raporların gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor” diyerek mevcut durumun kabul edilemez olduğunu belirtti ve gerçek bir afet politikası için bu raporların derhal hayata geçirilmesinin şart olduğunu söyledi.
“ÖNLEM ALMAK ÇOK DAHA UCUZ”
Son olarak ekonomik boyuta dikkat çeken Tüysüz, afet öncesi tedbirlerin çok daha akılcı olduğunu söyledi. “Yara almamak üzere harcadığınız 10 liranın yerine, yara sarmak için 150 lira harcıyorsunuz” diyen Tüysüz, bunun 15 kat daha maliyetli olduğunu vurguladı. Tüysüz, maddi kayıpların yanında insan hayatının değerinin ölçülemez olduğunu da hatırlatarak, “Kaybettiğimiz canların bedeli bunun da çok ötesindedir” ifadelerini kullandı.
