SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Dijital çağda genç olmak: Artan anksiyete verileri ne anlatıyor?

Haber görseli

Son 10 yılda dünyada gençlerin ruh sağlığına dair veriler dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. 2015–2025 dönemine ait uluslararası raporlar, gençlerde kaygı ve depresyon belirtilerinin birçok ülkede yükseldiğini gösteriyor. Ancak artışın boyutu, hangi yaş grubunda yoğunlaştığı ve nedenleri ülkeye ve ölçüm yöntemine göre değişiyor. Türkiye’de de uzmanlar özellikle pandemi sonrası dönemde çocuk ve ergen psikiyatrisi başvurularında artış yaşandığını belirtiyor.

GENÇLERDE KAYGI NEDEN GÜNDEMDE?

World Health Organization (WHO) verilerine göre 10–19 yaş grubunda ruhsal bozukluklar, gençlerin hastalık yükünde önemli bir paya sahip. Anksiyete bozuklukları özellikle daha büyük gençlerde daha yaygın görülüyor. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde yapılan uzun dönemli izleme çalışmalarında 2013 sonrası gençlerde “kötü ruh sağlığı” göstergelerinde artış dikkat çekiyor. Pandemi döneminde ise küresel ölçekte klinik eşiğin üzerindeki kaygı belirtilerinin belirgin biçimde yükseldiği bildirildi. Uzmanlara göre artışın tek bir nedeni yok. Ekonomik belirsizlikler, sınav baskısı, sosyal izolasyon, akran zorbalığı ve pandemi gibi çoklu stres faktörleri tabloyu birlikte şekillendiriyor.

“DİJİTAL YORGUNLUK”

“Dijital yorgunluk” tıbbi bir tanı değil. Akademik çalışmalarda bu durum; problemli sosyal medya kullanımı, akıllı telefon bağımlılığı benzeri kullanım, teknostres ya da çevrim içi ders yorgunluğu gibi farklı kavramlarla inceleniyor. Araştırmalar iki önemli noktaya işaret ediyor. Toplam ekran süresi tek başına güçlü bir açıklama olarak görülmüyor; büyük ölçekli analizler, ekran süresi ile gençlerin iyi oluşu arasındaki ilişkinin oldukça küçük düzeyde kaldığını gösteriyor. Buna karşılık problemli kullanım daha riskli kabul ediliyor. Kontrol kaybı, uyuyamama, ders başarısında düşüş, çevrim dışı sosyal ilişkilerden kopma gibi belirtilerle seyreden bağımlılık benzeri kullanımın kaygı ve depresyon belirtileriyle daha güçlü ilişki gösterdiği bildiriliyor. Araştırmalar dijital ortam ile kaygı arasındaki ilişkiyi doğrudan değil, çoğunlukla aracı faktörler üzerinden açıklıyor. Gece geç saatlere kadar ekran kullanımı uyku süresini ve kalitesini düşürebiliyor; uyku bozukluğu ise kaygı belirtilerini artırabiliyor. Özellikle görsel ağırlıklı platformlarda idealize edilmiş hayat sunumları, gençlerde yetersizlik ve beden imajı kaygısını tetikleyebiliyor. Çevrim içi zorbalık ve dışlanma deneyimleri sosyal kaygı ve depresif belirtilerle daha güçlü ilişki gösteriyor. Sürekli bildirim akışı ve çoklu görev hali de dikkat dağınıklığı ve zihinsel yorgunluk hissini artırabiliyor.

PANDEMİ ETKİSİ

Pandemi döneminde kaygı artışının yalnızca ekran süresiyle açıklanamayacağı belirtiliyor. Okul kapanmaları, sosyal izolasyon, aile içi stres ve sağlık kaygısı gibi çoklu faktörler aynı dönemde devreye girdi. Bu nedenle uzmanlar, dijitalleşmenin tek başına kaygı artışının nedeni olarak gösterilmesinin bilimsel açıdan yetersiz olabileceğine dikkat çekiyor.

NE YAPILMALI?

Uzmanlara göre okullarda ders saatlerinde dikkat dağıtıcı bildirimlerin azaltılması, dijital okuryazarlık ve duygu düzenleme becerilerinin müfredata entegre edilmesi ve siber zorbalıkla mücadele protokollerinin güçlendirilmesi önem taşıyor. Ailelerin ise gece ekran kullanımına sınır koyması, yalnızca saat limiti yerine işlev kaybı belirtilerine odaklanması ve açık iletişimle ortak bir medya planı oluşturması öneriliyor. Politika düzeyinde çocuklara yönelik çevrim içi güvenlik standartlarının güçlendirilmesi, platformların riskli içeriklere karşı daha sıkı denetlenmesi ve okul temelli psikolojik danışmanlık kapasitesinin artırılması gerektiği ifade ediliyor.

TEK NEDEN YOK, TEK ÇÖZÜM DE YOK

Son 10 yılın verileri gençlerde kaygı artışına işaret ediyor. Ancak bilimsel kanıtlar, bu artışı yalnızca ekran süresi ile açıklamıyor. Problemli kullanım, uyku bozulması, siber zorbalık, sosyal karşılaştırma ve pandemi gibi çoklu faktörler birlikte etkili görünüyor. Uzmanların ortak görüşü net: Dijital dünya ne başlı başına tehdit ne de tamamen zararsız. Asıl belirleyici olan, gençlerin bu dünyayla nasıl ve hangi koşullarda temas kurduğu.