İran ile ABD arasındaki askeri gerilimin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil oturumla toplandı. Bahreyn’in çağrısıyla düzenlenen toplantıda, bölgedeki tırmanışın uluslararası barış ve güvenlik açısından ciddi riskler taşıdığı vurgulandı.
TARAFLARA AZAMİ İTİDAL ÇAĞRISI
BM Siyasi ve Barış İnşası İşleri Dairesi Genel Sekreter Yardımcısı Elizabeth Mary Spehar, oturumda yaptığı konuşmada taraflara azami itidal çağrısında bulundu. Spehar, her yeni askeri hamlenin yanlış hesaplama riskini artırdığını belirterek, gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.
TAM ÖLÇEKLİ ÇATIŞMA UYARISI
Spehar, aylar süren tehlikeli tırmanışın ardından tam ölçekli düşmanlıklara geri dönülmesinin bölge halkları, uluslararası barış ve güvenlik ile küresel ekonomi açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini söyledi. BM yetkilisi, askeri adımların krizi derinleştirdiğine dikkat çekerek diplomasi kanallarının açık tutulması gerektiğini vurguladı.
SİVİL ALTYAPI KORUNMALI
Toplantıda sivillerin ve sivil altyapının korunmasının uluslararası hukuk açısından zorunlu olduğu belirtildi. Spehar, seyrüsefer özgürlüğü, sivil tesislerin korunması ve gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini dile getirdi.
DİPLOMASİ KAPISI KAPATILMAMALI
BM, mevcut gerilimin yönetilmesi ve uzun vadeli güvenliğin sağlanması için yapıcı diyaloğun önemine işaret etti. Ateşkesi zayıflatacak ya da diplomasi kapısını kapatacak hamlelerden uzak durulması gerektiği kaydedildi.
İRAN'DAN ABD ÜSLERİNE MİSİLLEME
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 28 Haziran’da Kuveyt ve Bahreyn’de konuşlu ABD askeri üslerini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldığını açıklamıştı. Tahran yönetimi, saldırıların ABD’nin bölgedeki operasyonlarına misilleme olarak gerçekleştirildiğini duyurmuştu.
BÖLGESEL SAVAŞ ENDİŞESİ ARTIYOR
İran ile ABD arasındaki son gerilim, Orta Doğu’da daha geniş çaplı bir çatışma ihtimaline yönelik endişeleri artırdı. BM yetkilileri, krizin kontrol dışına çıkmaması için tüm tarafların uluslararası hukuka uygun hareket etmesi ve diplomatik çözüm yollarına öncelik vermesi gerektiğini vurguluyor.