Türkiye'de LGBTİ+ örgütleri, aktivistler ve insan hakları savunucularına yönelik işlemlerin ardından 65'ten fazla ülkeden 450'yi aşkın sivil toplum örgütü ortak çağrı yaptı. İmzacı kuruluşlar, LGBTİ+ örgütlerinin yasal faaliyetlerinin suç unsuru olarak değerlendirilmemesini ve hak savunucularına yönelik işlemlerin sona erdirilmesini istedi.
SÜREÇ 12 EYLÜL'DE ERİŞİM ENGELLERİYLE BAŞLADI
European Alternatives / Uluslararası ortak çağrı metnine göre süreç, 12 Eylül'de çok sayıda feminist ve LGBTİ+ örgütü, medya kuruluşu, öğrenci örgütü, hak savunucusu ve aktivistin internet siteleri ile sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesiyle başladı.
13 Eylül'de ise çeşitli illerde LGBTİ+ örgütleri ve insan hakları savunucularına yönelik polis operasyonları gerçekleştirildi. Ortak çağrı metninde 15 ilde 160'tan fazla kişi ve 9 dernek hakkında adli işlem başlatıldığı belirtildi. Metnin hazırlandığı sırada 50'den fazla LGBTİ+ hak savunucusu, dernek üyesi ve aktivistin gözaltına alındığı, kesin sayı ile soruşturmaların kapsamının doğrulanmaya devam ettiği kaydedildi.
Operasyonlarda bazı derneklerin yönetim kurulu üyelerinin de hedef alındığı, ofisler ve evlerde aramalar gerçekleştirildiği ve elektronik cihazlara el konulduğu aktarıldı.
450'Yİ AŞKIN ÖRGÜT ORTAK ÇAĞRIYA KATILDI
Yaşananların ardından uluslararası destek genişledi. 21 Eylül itibarıyla 65'ten fazla ülkeden 450'yi aşkın kurum ve örgütün “Türkiye'de LGBTİ+ Hareketini Kriminalize Etmekten Vazgeçin” başlıklı çağrıya destek verdiği bildirildi.
İmzacılar arasında ILGA, CIVICUS, AWID, PEN Norway, IPPF, CREA, CHOISIR ve Femena gibi uluslararası kuruluşlar da yer aldı.
Ortak metinde hak savunuculuğu, örgütlenme, yayıncılık, üyelik, bağış toplama ve yasal yurt içi veya uluslararası fonların suç faaliyetine kanıt olarak değerlendirilmemesi istendi. İmzacı kuruluşlar, “aile”, “ahlak” ve “müstehcenlik” gibi kavramlar ile örgütlü suç hükümlerinin LGBTİ+ kimlikleri ve örgütlenmesini suç saymak amacıyla kullanılmasına karşı çıktı.
BM, AB VE AVRUPA KONSEYİ'NE ÇAĞRI
İmzacı kuruluşlar, yalnızca ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kullandıkları ve meşru insan hakları faaliyetlerinde bulundukları gerekçesiyle gözaltına alındığını veya tutuklandığını belirttikleri kişilerin serbest bırakılmasını talep etti.
Ayrıca LGBTİ+ örgütlerinin çalışmalarını engelleyen baskınlara ve dijital kısıtlamalara son verilmesi, örgütlerin güvenli ve özgür biçimde faaliyet gösterebilmesinin sağlanması istendi.
Çağrıda Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, diplomatik temsilcilikler, uluslararası sivil toplum kuruluşları, vakıflar ve fon sağlayıcılarına da Türkiye'deki gelişmeleri yakından takip etme çağrısı yapıldı.
İmzacı kuruluşlar, uluslararası aktörlerden konuyu Türkiye hükümetiyle doğrudan gündeme getirmelerini ve LGBTİ+ alanındaki insan hakları çalışmalarının meşruiyetini kamuoyu önünde desteklemelerini istedi.