Hürmüz Boğazı'nda yaşanan sevkiyat sorunu enerji piyasalarının ardından küresel tarım ve gıda zinciri üzerinde de baskı oluşturuyor. Dünya gübre ticaretinin önemli bölümünün geçtiği boğazdaki aksaklıklar gübre arzını daraltırken, üretim maliyetlerinden tahıl fiyatlarına kadar uzanabilecek küresel bir risk ortaya çıkarıyor. Uluslararası Ticaret Odası'nın (ICC) modellemesine göre uzun süreli ve ağır bir Hürmüz şoku, küresel tahıl fiyatlarını 2020 seviyesinin yüzde 81 üzerine çıkarabilir.
DÜNYA GÜBRE TİCARETİNİN ÜÇTE BİRİ HÜRMÜZ'DEN GEÇİYOR
Hürmüz Boğazı yalnızca dünya petrol ve doğal gaz ticareti açısından önem taşımıyor. Tarımsal üretimin temel girdilerinden gübrenin küresel ticaretinde de boğaz önemli bir konumda bulunuyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) verilerine göre küresel deniz yolu gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu miktar yaklaşık 16 milyon tona karşılık geliyor. Hürmüz'deki aksaklıkların tarım açısından etkisi enerjiyle de birleşiyor. Doğal gaz, özellikle azot bazlı gübrelerin üretiminde temel girdilerden biri. Bu nedenle enerji fiyatlarındaki yükseliş gübre üretim maliyetlerini artırırken, sevkiyat sorunu da piyasaya ulaşan ürün miktarını sınırlandırıyor.
ÜRE FİYATI ŞUBATTAN NİSANA YÜZDE 80 YÜKSELDİ
Hürmüz'deki gelişmelerin gübre piyasasına etkisi fiyatlara da yansıdı. Dünya Bankası verilerine göre üre fiyatları nisanda ton başına 850 doların üzerine çıkarak şubat ayına kıyasla yüzde 80 yükseldi. Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri John Denton ise son sevkiyat kesintileri nedeniyle kullanılabilir gübre kapasitesinin yaklaşık yüzde 40 azaldığını ve küresel piyasadan 2,7 milyon tonluk hacmin çekildiğini açıkladı. Gübrenin pahalılaşması veya çiftçinin yeterli gübreye ulaşamaması, tarımsal üretimin bir sonraki aşamasını doğrudan etkileyebiliyor. Üreticinin artan girdi maliyetleriyle karşı karşıya kalması ya da kullanılan gübre miktarını azaltması, ürün maliyetleri ve verim üzerinde baskı oluşturabiliyor.
TAHIL FİYATLARINDA YÜZDE 81'E VARAN SENARYO
ICC tarafından yaptırılan modelleme, Hürmüz'deki sorunun uzun süre devam etmesi halinde etkilerin gübre piyasasının ötesine geçebileceğine işaret ediyor. Çalışmanın en ağır senaryosunda küresel tahıl fiyatlarının 2020 seviyesinin yüzde 81 üzerine çıkabileceği hesaplanıyor. Doğu Asya, Pasifik ve Sahra Altı Afrika'daki tüketici gıda fiyatlarının ise aynı baz döneme göre yüzde 70'e yakın yükselmesi öngörülüyor. ICC'nin çalışmasında Hürmüz kaynaklı uzun süreli gübre ve enerji şokunun 2030'da beslenmeyle bağlantılı yaklaşık 1 milyon ek ölüme katkıda bulunabileceği ve 67 milyon kişinin daha düşük kilolu kalmasına yol açabileceği tahmini de yer alıyor. Bu rakamlar gerçekleşmiş sonuçları değil, krizin uzun sürmesi durumunda ortaya çıkabilecek ağır senaryoyu gösteriyor.
HÜRMÜZ'DEN TARLAYA, TARLADAN SOFRAYA
Hürmüz krizinin gıda fiyatlarına aktarımında birden fazla kanal bulunuyor. Boğazdaki sevkiyatın aksaması gübre arzını daraltırken enerji ve taşımacılık maliyetlerindeki yükseliş de üreticinin giderlerini artırıyor. Gübre maliyetindeki yükseliş tarımsal üretimin maliyetini artırabiliyor. Gübre kullanımının azaltılması durumunda ise tarımsal verim üzerinde baskı oluşabiliyor. Bu zincirin uzaması, buğday, mısır ve pirinç gibi temel tarım ürünlerinden tüketici gıda fiyatlarına kadar geniş bir alana yansıyabiliyor. Bu nedenle Hürmüz'deki sorun, petrol piyasasının ötesinde küresel gıda güvenliğini ilgilendiren bir gelişme olarak öne çıkıyor.
TÜRKİYE DE TEDARİK İÇİN ADIM ATTI
Hürmüz'deki gelişmeler Türkiye'nin tarımsal girdi politikalarında da gündeme geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı mart ayında boğazdan dünya üre gübresinin yüzde 25-35'inin, amonyağın ise yüzde 25-30'unun geçtiğini açıklayarak gübre tedarikinde sorun yaşanmaması amacıyla yeni tedbirleri devreye aldı. Türkiye daha sonra tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi yönünde de adım attı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, eylül ayında Rusya ile imzalanan Mineral Gübre Sevkiyatı Mutabakatı'nın gübre ve gübre ham maddesi tedarikini güvence altına almaya yönelik olduğunu açıkladı. Bakanlık daha önce Türkiye'de gıda arzı ve tarımsal üretim açısından bir sorun bulunmadığını da açıklamıştı. Dolayısıyla küresel piyasalardaki Hürmüz riski ile Türkiye'deki mevcut gıda arz durumunun birbirinden ayrılması gerekiyor.
KÜRESEL GIDA ZİNCİRİNDE BİRDEN FAZLA BASKI VAR
Hürmüz, küresel gıda piyasasının karşı karşıya olduğu tek sorun değil. Karadeniz'deki sevkiyatların Rusya-Ukrayna savaşından etkilenmesi ve El Nino kaynaklı hava koşullarının tarımsal üretim üzerindeki olası etkileri de küresel gıda arzına yönelik riskler arasında bulunuyor. Hürmüz'deki sevkiyat sorununun uzaması halinde ise enerji, gübre, taşımacılık ve tarımsal üretim maliyetlerinin aynı anda etkilenmesi, bölgesel bir ulaşım sorununu küresel gıda piyasasının önemli başlıklarından biri haline getirebilir.