İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Türkiye’nin ABD’den F-35 savaş uçağı satın alma ihtimaline ilişkin dikkat çeken bir analiz yayımladı.
Louis Fishman imzalı analizde, Türkiye’ye olası F-35 satışının bölgesel dengeler ve Ankara-Washington ilişkileri üzerindeki etkileri değerlendirildi.
“F-35’LER TÜRKİYE’Yİ ABD’NİN ETKİ ALANINA ÇEKEBİLİR” YORUMU
Haaretz analizinde, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil olmasının Ankara’nın ABD ile askeri ve siyasi ilişkilerini güçlendirebileceği ifade edildi.
Yazıda, böyle bir sürecin Türkiye’nin dış politika tercihleri üzerinde etkili olabileceği ve ABD ile ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği öne sürüldü.
İSRAİL’DEKİ ENDİŞELER ANALİZDE ELE ALINDI
Analizde, Türkiye’ye F-35 satış ihtimalinin İsrail kamuoyunda ve hükümet çevrelerinde tartışmalara neden olduğu belirtildi.
Haaretz yazısında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’ye silah satışı konusunda olumsuz görüş belirttiği hatırlatıldı.
Buna karşın analizde, Türkiye’yi doğrudan tehdit olarak tanımlayan yaklaşımın İsrail’in çıkarları açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Haaretz analizinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Başbakanı Netanyahu arasındaki uzun süredir devam eden siyasi gerilime de değinildi.
Yazıda, 7 Ekim saldırıları öncesinde iki ülke arasında ilişkileri normalleştirmeye yönelik bazı temasların yapıldığı, ancak Gazze savaşı sonrasında ilişkilerin yeniden gerildiği ifade edildi.
HAKAN FİDAN’IN AÇIKLAMALARI ANALİZDE YER ALDI
Analizde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türkiye-İsrail ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerine de yer verildi.
Fidan’ın, İsrail’deki siyasi gelişmeler ve Netanyahu hükümetinin Türkiye’ye yönelik açıklamalarına ilişkin yorumlarının Türkiye’nin diplomatik yaklaşımını yansıttığı belirtildi.
F-35 SÜRECİ VE BÖLGESEL DENGELER
Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil olup olmayacağı konusu, ABD ile ilişkiler ve bölgesel güvenlik politikaları açısından yakından takip ediliyor.
Haaretz’in analizinde, olası satış sürecinin yalnızca askeri kapasite değil, aynı zamanda Türkiye-ABD-NATO ilişkileri bakımından da önemli sonuçlar doğurabileceği değerlendirildi.