Kolombiya'da binlerce kişi, 7 Ağustos'ta göreve başlayan Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella hükümetine karşı ilk geniş çaplı protesto yürüyüşünü gerçekleştirdi. Başkent Bogota başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen gösterilerde ekonomi, eğitim, çalışma hayatı ve sosyal haklara yönelik talepler dile getirildi. Hükümetin politikalarını eleştiren göstericilere eski Cumhurbaşkanı Gustavo Petro da destek verdi.
BİNLERCE KİŞİ HÜKÜMETE KARŞI YÜRÜDÜ
"Ulusal Grev" adıyla düzenlenen gösteriler, başkent Bogota'nın yanı sıra Medellin, Cali, Manizales, Bucaramanga, Barranquilla ve Cucuta kentlerinde gerçekleştirildi.
Yürüyüşlere sendika konfederasyonları, sol eğilimli Tarihsel Pakt koalisyonu, yerli toplulukları, öğretmenler, üniversite öğrencileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları katıldı.
Göstericiler, çalışma koşulları, ekonomik politikalar, eğitim, sosyal haklar ve toprak bütünlüğüne ilişkin taleplerini dile getirdi. Bütçe kesintileri, kürtajın kısıtlanmasına yönelik vaatler ve yerli örgütlerin tanınmaması gibi konular da protestolarda öne çıktı.
Kolombiya ve Filistin bayrakları taşıyan bazı göstericiler, "Özgür Filistin" sloganları attı. Yürüyüşlerde ABD ve İsrail yönetimleriyle yakın ilişkiler izleyen De la Espriella hükümetine de tepki gösterildi.
Yoğun güvenlik önlemleri altında düzenlenen ve AA'nın aktardığı kentlerde gerçekleştirilen gösterilerde şiddet olayı yaşanmadığı bildirildi.
GUSTAVO PETRO DA GÖSTERİCİLERE DESTEK VERDİ
Eski Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Bogota'daki tarihi Bolivar Meydanı'nda göstericileri selamlayarak De la Espriella yönetimine tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanının protesto hakkını engellemeye çalıştığını savunan Petro, şu ifadeleri kullandı:
"Halk pes etmez, bunu anla. Zorbalığa işte böyle karşılık verilir. Onurla, yeniden kazanma arzusuyla, korkusuzca. Hayat bizim yoldaşımızdır, ölüm değil. İnsanlar teslim olmayacak."
Gösterilerde hükümetin göreve başlamasının ardından uygulamaya koyduğu politikalara yönelik eleştiriler de gündeme geldi.
PROTESTO KARARNAMESİ TARTIŞMA YARATTI
Yürüyüşler, Cumhurbaşkanı De la Espriella'nın "Sosyal Protesto Kararnamesi"ni imzalamasından bir gün sonra gerçekleştirildi.
Kararname, güvenlik güçlerinin göstericilerle öncelikle diyalog kurmasını öngörüyor. Ancak şiddet eylemlerine karışan kişilere müdahale edilmesi için diyaloğun ön koşul sayılmayacağına ilişkin hüküm, muhalefetin tepkisine neden oldu.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde De la Espriella'ya az farkla kaybeden muhalefet temsilcisi Ivan Cepeda, düzenlemenin halkı sindirmeyi amaçladığını savundu.
Vatandaşların polis müdahalesinden çekinerek gösteri hakkını kullanamayabileceğini ileri süren Cepeda, "De la Espriella bizi, korkunun kolluk kuvvetlerinin keyfi bir şekilde hareket etmesinin temel aracı haline geldiği o döneme geri götürmek istiyor." dedi.
De la Espriella ise 12 Ekim'deki açıklamasında barışçıl protestonun anayasal güvence altında olduğunu belirtmişti.
Cumhurbaşkanı, protesto hakkının diğer vatandaşlara saldırmayı, kamu mallarına zarar vermeyi, çalışanları tehdit etmeyi veya ambulanslarla acil servislerin geçişini engellemeyi meşru kılmadığını ifade etmişti.