Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Katy Davidson, İsrail’in uluslararası sularda gerçekleştirdiği müdahaleye ilişkin yaşadıklarını anlattı. Davidson, yolculuk sırasında insansız hava araçları ve güçlü ışıklarla sürekli takip edildiklerini, ardından İsrail ordusuna ait büyük bir savaş gemisinin tekneye yaklaştığını ifade etti. Müdahalenin aniden ve yoğun bir askeri baskıyla gerçekleştiğini söyledi.
“ATEŞ AÇMAKLA TEHDİT EDİLDİK” İDDİASI
Davidson, İsrail askerlerinin tekneye çıktıktan sonra mürettebatı yönlendirmeye çalıştığını belirtti. Ön tarafa geçmeleri yönünde talimat verildiğini söyleyen Davidson, barışçıl şekilde oturmalarına rağmen tehdit edildiklerini aktardı. “Öne geçmezseniz ateş ederiz” şeklinde uyarı aldıklarını ifade eden Davidson, uluslararası sularda olmalarına rağmen müdahalenin devam ettiğini dile getirdi.
“YÜZEN HAPİSHANE” OLARAK TANIMLADIĞI SÜREÇ
Davidson, alıkonulmalarının ardından “yüzen hapishane” olarak tanımladığı bir ortama götürüldüklerini söyledi. Daha sonra botlarla konteynerlerden oluşturulan geçici bir alana sevk edildiklerini belirten Davidson, burada dikenli tellerle çevrili bir alanda tutulduklarını ifade etti. Silahlı görevlilerin sürekli bölgede bulunduğunu söyleyen aktivist, ortamın son derece gergin olduğunu dile getirdi.
“BİZE HAYVAN GİBİ DAVRANDILAR” SÖZLERİ
İngiliz aktivist Katy Davidson, tutuldukları alanda ağır koşullara maruz kaldıklarını anlattı. Gece boyunca ıslak yataklarda uyumaya zorlandıklarını, bazı yatakların bilerek ıslatıldığını söyledi. Yiyecek ve suyun sınırlı verildiğini, görevlilerin sert ve tehditkâr davrandığını belirtti. Davidson, “Her yer dikenli tellerle çevriliydi, silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar” ifadelerini kullandı.
“YA ÜLKEYİ TERK EDİN YA HAPİS” SEÇENEĞİ
Davidson, kendilerine iki seçenek sunulduğunu da aktardı. İsrail’de kalıp hapse girmek ya da ülkeyi terk etmek arasında tercih yapmalarının istendiğini söyledi. Bu durumun baskı altında gerçekleştiğini belirten Davidson, uluslararası topluma çağrıda bulunarak yaşananlara tepki verilmesi gerektiğini ifade etti. Olayların yalnızca bölgesel değil küresel bir sorun haline gelebileceğini savundu.