Japon otomotiv devi Honda, Türkiye’deki üretim ağını genişleten önemli bir adım atarak İzmir Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde kurduğu motosiklet fabrikasında üretime başladı. 100 bin metrekarelik alana kurulan tesis, hem istihdam hem de ihracat potansiyeli açısından Türkiye sanayiine yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyor.
İLK AŞAMADA 300 KİŞİLİK İSTİHDAM
Fabrikanın ilk etapta yaklaşık 300 kişiye doğrudan istihdam sağlayacağı açıklandı. Üretim kapasitesinin artması ve yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesiyle birlikte bu sayının 750 ila 800 kişiye kadar çıkması bekleniyor. Bu yönüyle tesis, sadece üretim değil aynı zamanda bölgesel kalkınma açısından da önemli bir yatırım olarak değerlendiriliyor.

İLK ÜRETİLEN MODEL: PCX 125
Fabrikada üretilecek ilk model, şehir içi kullanımıyla öne çıkan PCX 125 scooter olacak. Düşük yakıt tüketimi ve pratik kullanım özellikleriyle dikkat çeken model, Türkiye’de özellikle genç kullanıcılar ve şehir içi ulaşımda yoğun talep görüyor. Honda yetkilileri, bu modelin üretimin önemli bir kısmını oluşturacağını belirtiyor.
KAPASİTE KADEMELİ OLARAK ARTACAK
Tesisin yıllık üretim kapasitesi başlangıçta 100 bin adet olarak planlandı. Ancak üretim süreçlerinin geliştirilmesiyle birlikte bu kapasitenin önce 150 bine, ardından 200 bine çıkarılması hedefleniyor. İkinci vardiya sisteminin devreye girmesiyle üretim hacminin ciddi şekilde artacağı ifade ediliyor.

İHRACAT ODAKLI ÜRETİM MERKEZİ
Honda Türkiye, İzmir’deki fabrikanın sadece iç pazara değil, aynı zamanda ihracata yönelik bir merkez olacağını vurguluyor. Lokal üretim stratejisi sayesinde maliyetlerin düşürülmesi, üretim hızının artırılması ve küresel tedarik zincirine entegrasyon amaçlanıyor.
HONDA’DAN TÜRKİYE PAZARINA GÜVEN MESAJI
Honda yetkilileri, Türkiye’nin genç nüfusu, artan mobilite ihtiyacı ve büyüyen motosiklet pazarının bu yatırımı stratejik hale getirdiğini belirtiyor. Şirket, Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir üretim modeli kurmayı hedefliyor.

SEKTÖRDE YENİ DÖNEM
Uzmanlara göre bu yatırım, Türkiye motosiklet sektöründe rekabeti artıracak ve yerli üretim oranını yükseltecek. Aynı zamanda otomotiv sektöründe Japon markalarının Türkiye’ye olan güvenini de güçlendiren önemli bir adım olarak görülüyor.