Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, Türkiye'nin altın üretimine ilişkin dikkat çeken rakamlar paylaştı. Yılmaz, ruhsat sahiplerinin elindeki, izin bekleyen ve üretime hazırlanan sahalar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye'nin yılda 50 ton altın üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi.
Türkiye'nin altın potansiyelinin ise en az 10 bin ton olarak değerlendirilebileceğini belirten Yılmaz, bu rakamın rezerv değil potansiyel olduğunu özellikle vurguladı.
TÜRKİYE'NİN ALTIN POTANSİYELİ İÇİN 10 BİN TON HESABI
Yılmaz, Türkiye'nin altın potansiyeline ilişkin kapsamlı modellemenin güncellenmesi gerektiğini belirtti. 1990'lı yılların başında yapılan jeolojik modellemede Türkiye'nin altın potansiyelinin 6 bin 500 ton olarak hesaplandığını söyledi.
Geçmişte ekonomik olarak işletilebilir görülmeyen bazı kaynakların, altın fiyatlarındaki yükselişle birlikte cevher niteliği kazandığını ifade eden Yılmaz, mevcut potansiyelin daha yüksek değerlendirilebileceğini dile getirdi.
Yılmaz, "Altının ons fiyatını o dönemdeki 300 dolardan bugünkü seviyelere taşıdığınızda, Türkiye'nin altın potansiyelinin en az 10 bin ton olarak ifade edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun bir rezerv değil, potansiyel olduğunun özellikle altını çiziyorum." dedi.
YILDA 50 TON ALTIN ÜRETİLEBİLİR
Türkiye'nin yıllık üretim kapasitesine de değinen Yılmaz, izin süreci devam eden ve üretime geçmeye hazırlanan projelerin faaliyete alınması halinde üretimin artırılabileceğini söyledi.
Yılmaz, "Ruhsat sahiplerinin elinde bulunan, izin bekleyen ve açılmaya hazırlanan irili ufaklı altın yataklarını topladığımızda Türkiye'nin yılda 50 ton altın üretebilecek kapasitesi bulunuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Bu nedenle Yılmaz'ın açıkladığı 10 bin ton ve 50 tonluk rakamlar farklı büyüklükleri ifade ediyor. 10 bin ton, Türkiye'nin tahmini toplam altın potansiyeline ilişkin değerlendirme olurken 50 ton, mevcut ve üretime hazırlanabilecek sahalar üzerinden yıllık üretim kapasitesini gösteriyor.
YERLİ ALTIN ÜRETİMİ NEDEN ÖNEMLİ?
Altın üretiminin artırılması, Türkiye açısından yalnızca madencilik sektörünün büyümesi anlamına gelmiyor. Yer altındaki potansiyelin üretime dönüştürülmesi, ithal edilen altının bir bölümünün yerli kaynaklardan karşılanabilmesi açısından da önem taşıyor.
Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Yılmaz da daha önce yerli altın üretiminin ekonomik etkisine dikkat çekerek Türkiye'de üretilen altının Merkez Bankasının ön alım hakkı kapsamında TL karşılığında alınabildiğini, ithal altında ise döviz kullanıldığını belirtmişti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da Ağustos 2026'da Türkiye'nin yer altında yaklaşık 10 bin ton altın potansiyeli bulunduğunu belirterek bu kaynağın ekonomiye kazandırılması gerektiğini açıklamıştı.
JEOPOLİTİK GELİŞMELER ALTINI ÖNE ÇIKARIYOR
Yılmaz, ABD ekonomisi ve jeopolitik gelişmelerin altın fiyatlarında etkili olduğunu belirterek değerli metalin güvenli liman özelliğini koruduğunu söyledi.
Jeopolitik gerilimlerin normal koşullarda altını desteklediğini ifade eden Yılmaz, mevcut savaş ortamında önemli ticaret güzergahlarında yaşanan aksaklıkların bazı aktörleri nakit ihtiyacı nedeniyle altın satışına yöneltebildiğini ve bunun fiyatlardaki yükselişi sınırlayabildiğini anlattı.
Bu tablo, küresel belirsizliğin arttığı dönemlerde altın gibi stratejik değeri yüksek madenlerde yerli üretim kapasitesinin ekonomik önemini de artırıyor.
ALTININ ONSUNDA 5 BİN DOLAR BEKLENTİSİ
Altının yıl sonuna kadar ulaşabileceği seviyeye ilişkin tahminini de paylaşan Yılmaz, "Altının onsu yıl sonuna kadar 4 bin 500 ile 5 bin dolar aralığını görebilir. 4 bin 500 dolar kritik bir direnç noktası. Eğer bu seviye aşılırsa daha yüksek seviyeleri test edecektir. 2027'de de altının önü açık görünüyor." dedi.
Dünya genelinde altının ortalama üretim maliyetinin ons başına 2 bin 400 dolar seviyesinde olduğunu belirten Yılmaz, fiyatların 3 bin doların çok altına gerilemesini beklemediğini ifade etti.
Küresel ticaret koşullarının normalleşmesi halinde altın üzerindeki baskının azalabileceğini belirten Yılmaz, bazı analistlerin bu durumda ons fiyatında 500 ila 1000 dolarlık ek yükseliş öngördüğünü aktardı.
KANADA İLE NÜKLEER ENERJİ İŞBİRLİĞİ
DEİK Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanlığını da yürüten Yılmaz, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin son dönemde ivme kazandığını söyledi.
Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile Kanada merkezli AtkinsRealis arasında Türkiye'de nükleer enerji santrallerinin geliştirilmesine yönelik mutabakat zaptı imzalandığını hatırlatan Yılmaz, Kanada'nın CANDU reaktör teknolojisinin Türkiye'de uygulanabilirliğinin değerlendirildiğini aktardı.
Yılmaz, ekim ayında Toronto Global Forum'a katılacaklarını ve Türkiye ile Kanada arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam edeceğini kaydetti.