ABD Merkez Bankası (Fed), faiz indirimi beklentilerinin güç kazandığı bir dönemde piyasaları yeniden temkinli olmaya çağırıyor. Fed yetkilileri, özellikle enflasyon ve iş gücü piyasasına ilişkin verilerde kalıcı bir iyileşme görülmeden erken bir gevşemenin gündeme gelmeyeceği mesajını veriyor.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller’ın son açıklamaları, bu duruşun net bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
WALLER: OLUMLU VERİLER SÜRERSE DURAKLAMA GÜNDEME GELEBİLİR
Christopher Waller, iş gücü piyasasında son dönemde görülen olumlu sinyallerin devam etmesi halinde, Fed’in faiz indirimlerine ara verme seçeneğini masada tutabileceğini söyledi. Bu açıklama, Fed’in tek bir veriyle değil, veri setinin geneline bakarak karar vermek istediğini gösteriyor. Waller’ın mesajı net: Enflasyon kalıcı şekilde kontrol altına alınmadan ve istihdam cephesinde dengeli bir soğuma görülmeden agresif bir faiz indirimi süreci başlamayacak.
FED NEDEN BU KADAR TEMKİNLİ?
Fed açısından en büyük risk, erken bir faiz indiriminin enflasyonist baskıları yeniden canlandırması. Özellikle hizmet enflasyonu ve ücret artışları, Fed’in yakından izlediği başlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Fed, “erken zafer ilanı” yerine, ekonomik göstergelerin istikrarlı bir şekilde hedeflere yaklaşmasını bekliyor. Politika yapıcılar için mesele yalnızca enflasyonun düşmesi değil, bu düşüşün kalıcı olduğunun kanıtlanması.
PİYASALAR NEYİ FİYATLIYOR?
Piyasa cephesinde ise kısa vadede Fed’in politika faizini sabit tutacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Vadeli işlem piyasaları, bir sonraki toplantıda faiz değişikliği ihtimalini oldukça düşük fiyatlıyor. İlk faiz indirimi için temmuz ayı öne çıkarken, bu beklentinin büyük ölçüde önümüzdeki aylarda açıklanacak istihdam, enflasyon ve büyüme verilerine bağlı olduğu vurgulanıyor.
VERİLER BOZULURSA SENARYO DEĞİŞİR Mİ?
Analistlere göre, önümüzdeki dönemde açıklanacak verilerde yukarı yönlü sürprizler görülmesi halinde, faiz indirimi beklentileri hızla ötelenebilir. Özellikle petrol fiyatlarındaki olası yükseliş ve jeopolitik riskler, enflasyon cephesinde yeni baskılar yaratabilir.
Kaynak: Haber Merkezi

