SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Filistin, Venezuela, İran... Büyük güçler uluslararası hukukun sınırlarını zorluyor

Haber görseli

İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları, ABD'nin Venezuela operasyonu, şimdi ise İran... Son yıllarda dünyada yaşanan bazı askeri müdahaleler, uluslararası hukukun ne kadar uygulanabildiği ve büyük devletlerin bu kurallar karşısında ne kadar sorumluluk taşıdığı sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Manşet Haber’e özel açıklamalarda bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Cantürk Caner, son dönemde ABD ve İsrail’in farklı ülkelere yönelik askeri operasyonlarının uluslararası hukuk açısından ciddi tartışmalar yarattığını söyledi.

GAZZE'YE SALDIRILAR ULUSLARARASI MAHKEMELERİN GÜNDEMİNDE

Cantürk Caner, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonların uluslararası hukukta en ağır suç kategorileri kapsamında incelendiğini ifade etti. Caner, Güney Afrika tarafından açılan dava kapsamında Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in eylemlerinin 1948 Soykırım Sözleşmesi kapsamında “makul bir soykırım riski” taşıyabileceğine yönelik değerlendirmede bulunduğunu hatırlattı. Mahkemenin bu kapsamda ihtiyati tedbir kararları aldığını belirten Caner, 2026 yılı itibarıyla İsrail’in esas hakkındaki savunmasının beklendiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler raporlarında ise Gazze’deki abluka, sivil yerleşim alanlarının hedef alınması ve insani yardımların engellenmesinin savaş suçu ve toplu cezalandırma kapsamında değerlendirildiğini aktardı.

VENEZUELA OPERASYONU "EGEMENLİK İHLALİ" TARTIŞMASI YARATTI

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonun da uluslararası hukuk açısından tartışmalı olduğunu belirten Caner, bu tür müdahalelerin devlet egemenliği ilkesini doğrudan gündeme getirdiğini ifade etti.

Caner, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2’nci maddesinin devletlerin başka bir ülkenin toprak bütünlüğüne karşı güç kullanmasını yasakladığını hatırlatarak, “Bu tür operasyonlar BM Güvenlik Konseyi yetkisi ya da açık bir meşru müdafaa durumu olmadan gerçekleştirildiğinde hukukçular tarafından saldırı suçu olarak değerlendirilebiliyor” dedi. Görevdeki bir devlet başkanının başka bir devlet tarafından zorla alıkonulmasının da uluslararası hukukta ciddi bir ihlal olarak görüldüğünü belirtti.

İRAN'A YÖNELİK OPERASYONLAR "ÖNLEYİCİ SALDIRI" MIYDI?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ise uluslararası hukukta “önleyici saldırı” tartışmasını yeniden gündeme getirdiğini söyleyen Caner, bu tür müdahalelerin yalnızca yakın ve kaçınılmaz bir saldırı tehdidi olması halinde meşru kabul edilebildiğini ifade etti.

Caner’e göre İran topraklarında gerçekleştirilen saldırılar egemenlik ihlali tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Çatışmaların sivil alanlara sıçraması ve insani kriz riskinin artması ise Cenevre Sözleşmeleri kapsamında tarafların sorumluluklarını yeniden gündeme taşıyor.

ULUSLARARASI HUKUK GÜÇ DENGELERİNDEN ETKİLENİYOR

Cantürk Caner, uluslararası hukuk sisteminin teoride tüm devletler için eşit kurallar içerdiğini ancak uygulamada küresel güç dengelerinin önemli rol oynadığını söyledi.

Caner, “ABD ve İsrail gibi devketlerin uluslararası hukuku "güvenlik" gerekçesiyle esnetmeye çalıştığı, buna karşın BM mekanizmalarının ve uluslararası mahkemelerin (UAD) bu ihlalleri kayıt altına alma ve yargılama noktasında büyük bir sınav verdiği görülüyor” dedi.