19 Mayıs 1919 sabahında bir devir kapandı, kahramanlıklarla örülecek yeni bir yolculuk başladı. Mustafa Kemal Paşa, Türk milletinin bağımsızlığı için kurtuluş meşalesini 107 yıl önce Samsun'a gitmek üzere bindiği Bandırma Vapuru’nda yaktı.
ESARETTEN ÖZGÜRLÜĞE UZANAN YOL
Mustafa Kemal Anadolu toprağına bastığında, vatan dört bir yandan işgal edilmiş, ordular terhis edilmiş, millet çaresizliğe mahkûm edilmek isteniyordu. Oysa Samsun’da yayılacak o diriliş ateşi, esaretten özgürlüğe uzanan yolun ilk ve en hayati noktasıydı. Bu adım, bugün Türkiye Cumhuriyeti diye yükselen devasa ağacın tohumunun toprağa düştüğü andı.
MİLLETE VERİLEN BAĞIMSIZLIK SÖZÜ
Mustafa Kemal, Samsun’a çıktığında yanında sadece 18 kurmay subay ve bir avuç er vardı. Cebinde hiçbir ordunun emri, belinde hiçbir resmî yetki yoktu. Ama aklında “milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyen güçlü bir irade vardı.
GERİ DÖNÜŞ YOKTU
Havza, Amasya, Erzurum, Sivas… Her durakta yaktığı bağımsızlık meşalesi, Anadolu’nun dört bir yanına yayıldı. İşgal gemilerine karşı taşlarla, tüfekle, saban demiriyle direnen köylü kadınları, imkânsızlığın ortasında ordu kuran komutanlar… Bu halk, ölümü göze almıştı. Artık geri dönüş yoktu.
KANLA YAZILAN BAĞIMSIZLIK DESTANI
Mustafa Kemal önderliğinde düşman karşısında asla iradesi kırılmayan bir ordu toplandı… İnönü’de düşmana “Dur!” dedirten inanç, Sakarya’da milletçe “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” diyen o eşsiz komuta anlayışı ile sürdü.
PEŞ PEŞE ZAFERLER KAZANILDI
Samsun’da başlayan kurtuluş mücadelesi, Sakarya Meydan Muharebesi’nde, Büyük Taarruz’da da devam etti. Başkomutan Mustafa Kemal’in “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle başlayan o muhteşem ilerleyiş, 9 Eylül’de İzmir’de denize dökülen düşman bayrakları ile zafere yürüdü.
KARANLIĞA CUMHURİYET ATEŞİ SON VERDİ
Kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ardından sıra devletin şekline geldi. Yüzyıllardır padişahın gölgesinde yaşamış bir millet, artık kendi kaderini tayin etmek istiyordu. 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı.
29 Ekim 1923 gecesi Ankara’da, henüz yeni inşa edilen cumhuriyetin heyecanı tüm milleti sardı. Mustafa Kemal, Meclis’te “Yaşasın cumhuriyet!” derken, aslında bir asrın ötesine sesleniyordu. Egemenlik artık kayıtsız şartsız milletindi.
DEVRİMLER BİRBİRİ ARDINA GELDİ
Mustafa Kemal Atatürk, bir devlet kurmaktan fazlasını yaptı: Yepyeni bir toplum yarattı. Arap harflerinin yerini alan Latin alfabesiyle millet okuma seferberliğine koştu. Kadınlara seçme seçilme hakkı verildi; Medeni Kanun’la tek eşlilik, modern hukuk, laik düzen… Tüm bunlar, işte o 19 Mayıs sabahı Samsun’da atılan ilk adımın meyveleriydi.
MİLLETİN KÜLLERİNDEN DOĞDUĞU TARİH
19 Mayıs sadece başlangıç değil, bir milletin küllerinden doğduğu, esareti reddettiği, özgürlüğü kutsadığı bir an olarak tarihe yazıldı.
Atatürk’ün attığı her adım, vatan uğruna dökülen kanlar Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu oldu. 19 Mayıs, Türk gençliğine armağan edilen en büyük miras değil, aynı zamanda bir görev haline dönüştü: Bu emaneti sonsuza dek yaşatmak.