Nörobilim ve sosyal bilim uzmanı Dr. Şöhret Karaduman, LGBT kavramlarının ebeveyn ile çocuk arasında çatışma malzemesi haline getirilmesinin güvenli iletişim kanallarını tıkadığını ve ailelerin aşırı yasakçılık ile kayıtsızlık arasındaki dengeyi koruması gerektiğini belirtti.
"ÇATIŞMA DİLİ İLETİŞİM KANALLARINI TIKIYOR"
Dr. Şöhret Karaduman, ergenlik ve çocukluk döneminde soyut düşünme ile kimlik gelişiminin henüz tamamlanmadığını ifade ederek, filtresiz ve karmaşık içeriklerin genç zihinlerde anksiyete üretebileceğini kaydetti. Tartışmaların sertleşmesinin ailenin koruyucu işlevini zedelediğini vurgulayan Karaduman, sürekli çatışma dilinin aile içi duygusal bağı zayıflattığını dile getirdi.
AŞIRI YASAKÇILIK VE KAYITSIZLIK UYARISI
Ebeveynlerin çocuklarıyla olan diyaloglarında itidal zemininde durması gerektiğini belirten Karaduman, ne panikleyerek katı yasakçılığa başvurulması ne de "özgürlük" adı altında çocuğun rehbersiz bırakılması gerektiğini söyledi. Ailenin, çocuğu damgalamadan dinleyen ve biyolojik gerçekliği koruyan net bir çerçeve çizen "sabit bir liman" olması gerektiğinin altını çizdi.
POPÜLER KÜLTÜR VE YAPAY KİMLİK VURGUSU
Sosyal medya, dizi ve popüler kültürün kimlik arayışını etiketlere dayalı bir alana taşıyabildiğini aktaran Karaduman, gençlerin varoluşsal sancılarını dışarıdan sunulan hazır şablonlarla anlamlandırma riskine dikkat çekti. Karaduman; ötekileştirmeden ve nefret söyleminden uzak, insani nezaketi koruyan bir dille hem çocuğun ruhsal sınırlarının hem de dijital hijyeninin muhafaza edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.