CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 fonun tasfiye sürecinde etki alanının açıklanandan daha geniş olabileceğini savundu. Canpolat, bireysel emeklilik ve endeks takip eden fonların da tartışmalı hisselere dolaylı olarak maruz kalabileceğini belirterek yeni yatırımcı grupları için risk uyarısında bulundu.
SPK’nın 23 Eylül’de açıkladığı MKK verilerine göre tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
“GÖRÜNEN BUZDAĞININ SUYUN ÜSTÜNDEKİ KISMI”
Canpolat, yaşananların birkaç şirket ve yatırımcıyla sınırlı bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
“Görünen buzdağının suyun üstündeki yüzüdür” diyen Canpolat, önümüzdeki süreçte fonların diğer yatırım araçlarıyla bağlantılarının da ortaya çıkabileceğini savundu.
BES VE PASİF FONLARI İŞARET ETTİ
Canpolat’ın dikkat çektiği noktalardan biri bireysel emeklilik ve endeks takip eden fonlar oldu.
Bu fonların takip ettikleri endekslerde yer alan şirketlere belirli ağırlıklarda yatırım yaptığını belirten Canpolat, manipülasyon iddiasına konu hisselerin bu portföylerde bulunması hâlinde riskin doğrudan 131 fonun dışına taşabileceğini savundu.
Bu değerlendirme, BES yatırımcılarının tamamının zarar edeceği anlamına gelmiyor. Canpolat’ın açıklaması, söz konusu fonların portföylerinde bulunan hisseler üzerinden oluşabilecek dolaylı risklere işaret ediyor.
“ETKİLENEN YATIRIMCI SAYISI DAHA FAZLA OLABİLİR”
Canpolat, tasfiye kapsamındaki fonlarda açıklanan 455 bin 758 yatırımcının doğrudan etkilenen kesimi gösterdiğini, endeks fonları ve diğer yatırım araçları hesaba katıldığında toplam etki alanının büyüyebileceğini ileri sürdü.
Canpolat’ın dile getirdiği daha geniş mağduriyet ihtimaline ilişkin henüz kamu kurumlarınca açıklanmış bir toplam yatırımcı sayısı bulunmuyor.
SPK’NIN DENETİMİNİ SORGULADI
Canpolat, bazı fonların düşük likiditeli ve sınırlı halka açıklığa sahip hisselerde yoğunlaşmasının neden daha önce engellenmediğini sordu.
SPK da 18 Eylül’de yaptığı açıklamada, 2025’in son çeyreğinde bazı fonların fiilî dolaşım oranı düşük hisselerde şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiğini bildirmişti. Kurul, bu risklere yönelik düzenlemelerin 2026 içerisinde devreye alındığını açıkladı.
“FATURA YATIRIMCIYA VE HALKA ÇIKARILMAMALI”
Canpolat, ortaya çıkabilecek zararların kamu kaynakları üzerinden karşılanmasına da karşı çıktı.
Sorumluluğu tespit edilen kişi ve şirketlerin hesap vermesi gerektiğini savunan Canpolat, yatırım fonlarında banka mevduatındaki gibi genel bir sigorta sisteminin bulunmadığına dikkat çekti.
“SERMAYE PİYASASI REFORMU YAPILMALI”
CHP’li Canpolat, yaşanan sürecin yalnızca soruşturma ve tasfiye kararlarıyla kapatılamayacağını belirterek kapsamlı bir sermaye piyasası reformu çağrısı yaptı.
Fonların şirketlerle ilişkilerinin, halka arz süreçlerinin, düşük likiditeli hisselerdeki işlemlerin ve düzenleyici kurumların denetim mekanizmalarının yeniden ele alınmasını istedi.
MSCI’NİN TÜRKİYE UYARISINI HATIRLATTI
Canpolat, Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası endekslerdeki konumuna ilişkin risk bulunduğunu da savundu.
MSCI, Haziran 2026 değerlendirmesinde Türkiye’de bazı küçük ölçekli şirketlerle bağlantılı fon pozisyonları, gerçek halka açıklık oranlarının belirlenmesi ve olası koordineli işlemler konusunda kaygılar bulunduğunu açıklamıştı. Kuruluş, Kasım 2026’ya kadar yeterli ve güvenilir ilerleme görülmemesi hâlinde Türkiye piyasasının nasıl ele alınacağı konusunda yeni bir istişare sürecinin başlatılabileceğini bildirdi. Bu, Türkiye’nin hâlihazırda statü kaybettiği anlamına gelmiyor.
Canpolat ise gerekli düzenlemelerin geciktirilmesi hâlinde Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası yatırımcı nezdindeki konumunun zarar görebileceğini savunarak SPK ve ekonomi yönetimine harekete geçme çağrısı yaptı.