Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Denizolgun dosyasında otopsi videosu düğümü: Feth-i kabir günü ortaya çıktı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada iki iddianame hazırlandı. Daha önce “yok” denilen otopsi videosunun feth-i kabir kararı günü bulunduğu belirtildi.

GÜNDEM 04.10.2026 12:01 Meryem Velieceoğlu Okuma Süresi: 4 dk
Denizolgun dosyasında otopsi videosu düğümü: Feth-i kabir günü ortaya çıktı
Paylaş:
N

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada iki ayrı iddianame hazırlandı. Savcılık, daha önce bulunmadığı bildirilen otopsi videosunun feth-i kabir kararının verildiği gün ortaya çıktığını belirtti. Üç Adli Tıp çalışanı ile Denizolgun’un özel doktoru olduğu belirtilen Nurettin Demirkol hakkında dava açıldı.

Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iki ayrı iddianamede, Adli Tıp Kurumuyla yapılan yazışmalar ve olay tarihinde Denizolgun’un özel doktoru olduğu belirtilen Nurettin Demirkol’un ifadeleri ele alındı.

ÜÇ ADLİ TIP ÇALIŞANI HAKKINDA DAVA AÇILDI

İstanbul Adli Tıp Kurumunda görev yapan İsmail Çoban, Çağdaş Köse ve Samet Çalışkan hakkında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçlamasıyla kamu davası açıldı.

Nurettin Demirkol hakkında ise “yalan tanıklık” suçundan iddianame hazırlandı.

OTOPSİ VİDEOSU ÜÇ KEZ SORULDU

İddianameye göre Başsavcılık, 24 Şubat 2026’da İstanbul Adli Tıp Kurumuna başvurarak Denizolgun’un otopsisine ait görüntü kaydı bulunup bulunmadığını sordu. İlk cevapta yalnızca fotoğrafların bulunduğu bildirildi.

Savcılığın 1 Haziran’da video ve fotoğraf kayıtlarını istemesinin ardından gönderilen CD’den 145 fotoğraf çıktı.

Başsavcılık 14 Temmuz’da üçüncü kez yazı göndererek özellikle video kaydının araştırılmasını talep etti.

16 TEMMUZ’DA “VİDEO YOK” CEVABI VERİLDİ

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi, 16 Temmuz 2026 tarihli cevabında otopsiye ilişkin video kaydının bulunmadığını bildirdi.

Soruşturma kapsamında 18 Ağustos’ta Denizolgun’un mezarının açılarak yeniden inceleme yapılması için feth-i kabir kararı alındı.

FETH-İ KABİR KARARININ VERİLDİĞİ GÜN VİDEO ORTAYA ÇIKTI

İddianameye göre aynı gün Adli Tıp Kurumundan Başsavcılığa bu kez otopsi videosunun bulunduğuna ilişkin bilgi gönderildi.

Video kayıtlarının flash bellek ve CD’ye aktarılarak Başsavcılığa teslim edildiği belirtildi. Feth-i kabir işlemi ise 19 Ağustos 2026’da gerçekleştirildi.

SAVCILIKTAN “GERÇEĞE AYKIRI CEVAP” DEĞERLENDİRMESİ

Soruşturma kapsamında Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt katibi Çağdaş Köse ve fotoğrafhanede görev yapan Samet Çalışkan’ın ifadeleri alındı.

Çalışkan, yaptığı sorgulama sonucunda 145 fotoğrafı teslim ettiğini söyledi. Köse, “video kaydı yoktur” şeklindeki cevabı kendisinin verdiğini belirtirken Çoban da söz konusu yazıyı onayladığını ifade etti.

Savcılık, video kaydının daha sonra bulunması üzerine Başsavcılığa gerçeğe aykırı şekilde “video yok” cevabı verildiği değerlendirmesinde bulundu. Üç görevli hakkında TCK’nin 204/2. maddesi kapsamında dava açıldı.

İddianamede Adli Tıp Kurumunun üç görevli hakkında idari soruşturma yürüttüğü ve kınama cezası verdiği bilgisi de yer aldı.

İKİNCİ İDDİANAME NURETTİN DEMİRKOL HAKKINDA

Soruşturmadaki ikinci iddianame, olay tarihinde Özel Hisar Hastanesinde dahiliye uzmanı olarak çalışan Nurettin Demirkol hakkında hazırlandı.

İddianameye göre Demirkol, 26 Ağustos 2026’da yeminli tanık olarak verdiği ifadesinde Denizolgun’un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söyledi.

Demirkol ayrıca polisi kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun’un yüzünde veya vücudunda kan görmediğini ve olay yerinde yalnızca Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu anlattı.

155 KAYITLARIYLA ÇELİŞTİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ

Savcılık, Demirkol’un ifadesinin ardından HTS kayıtlarını, 155 Acil Çağrı Merkezi kayıtlarını, olay yeri tutanaklarını ve diğer tanıkların anlatımlarını dosyaya dahil etti.

İddianamede 155 kayıtlarına göre polisi arayan kişinin Demirkol olduğu, kendisini “ailenin hekimi” olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği ileri sürüldü.

Olay yerine ilk ulaşan polis memurunun da kendilerini arayan kişinin Denizolgun’un özel doktoru olduğunu ve ölümü şüpheli bulduğunu söylediği aktarıldı.

KAN İZLERİNE İLİŞKİN İFADELER DE DOSYAYA GİRDİ

Demirkol’un 2026’daki ifadesinde Denizolgun’un yüzünde veya vücudunda kan görmediğini söylediği belirtildi.

Savcılığa göre 2016 tarihli olay yeri ve ölü muayene tutanağında ise Demirkol’un, Denizolgun’un ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve kanın yastığı ıslattığını söylediği kayıt altına alınmıştı.

Bilirkişi doktorun da Denizolgun’un yüzünün kanlı olduğunu ve ağzından kan geldiğini tutanağa geçirdiği belirtildi.

HTS KAYITLARINA DA İDDİANAMEDE YER VERİLDİ

Demirkol’un olay günü Kısıklı’daki evinde olduğunu söylediği ancak savcılığın HTS kayıtlarına göre o saatlerde Kısıklı bazında bulunmadığını tespit ettiği aktarıldı.

Savcılık ayrıca Demirkol’un olay yerinde yalnızca iki kişinin bulunduğu yönündeki anlatımının olay yeri kayıtları, HTS verileri ve tanık ifadeleriyle çeliştiğini ileri sürdü.

Demirkol’un Ahmet Gökçen’in Adli Tıp Kurumunda olmadığı yönündeki anlatımının da HTS kayıtlarıyla uyuşmadığı iddianamede yer aldı.

“YALAN TANIKLIK” SUÇUNDAN DAVA AÇILDI

Başsavcılık, Demirkol’un yeminli tanık olarak verdiği ifadelerin 155 kayıtları, HTS verileri, olay yeri inceleme tutanakları, ölü muayene kayıtları ve tanık anlatımlarıyla birçok noktada çeliştiği değerlendirmesinde bulundu.

Savcılık, Demirkol’un “kalem kalem belirtilen hususlar yönünden gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu” sonucuna vararak TCK’nin 272/3. maddesi kapsamında “yalan tanıklık” suçundan kamu davası açtı.

4 Eylül 2026’da tutuklanan Demirkol’un, iddianamenin hazırlandığı tarih itibarıyla tutukluluğunun sürdüğü belirtildi.

İKİ DOSYA MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ

Her iki iddianame 2 Ekim 2026’da düzenlendi.

Adli Tıp çalışanları hakkındaki dosya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine, Nurettin Demirkol hakkındaki “yalan tanıklık” dosyası ise Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
İsrail ordusu Suriye'de yeniden harekete geçti: Kuneytra'da kazılar başladı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
İsrail ordusu Suriye'de yeniden harekete geçti: Kuneytra'da kazılar başladı
WhatsApp
İhbar Hattı