Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Hilmi Saral, Sarallar-Şahinler barışının perde arkasını Manşet Tv'ye anlattı

Hilmi Saral, Manşet Tv'de Gündem Özel’in konuğu oldu. Saral, çözüm süreci ve Sarallar-Şahinler barışı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

GÜNDEM 15.10.2026 23:07 Güncelleme: 15.10.2026 23:32 Meryem Velieceoğlu Okuma Süresi: 7 dk
Hilmi Saral, Sarallar-Şahinler barışının perde arkasını Manşet Tv'ye anlattı
Paylaş:
N

Eğitimci ve siyasetçi Hilmi Saral, Devrim Hacısalihoğlu’nun sunduğu Gündem Özel programında Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İkinci çözüm sürecine ilişkin görüşlerini açıklayan Saral, Sarallar ve Şahinler aileleri arasındaki barışın arka planını da anlattı.

İKİNCİ ÇÖZÜM SÜRECİ: “KÜRTLER BİZİM DÜŞMANIMIZ DEĞİL, KARDEŞLERİMİZDİR”

Programın önemli başlıklarından biri de Abdullah Öcalan’a özgürlük tartışmaları ve uzun yıllardır devam eden çatışmaların sona erdirilmesini amaçladığı belirtilen ikinci çözüm süreci oldu.

Hacısalihoğlu’nun sürece ilişkin görüşlerini sorması üzerine Saral, akrabası Eşref Saral’ın geçmişte bölgede yürüttüğü çalışmalara dikkat çekti. Saral, Eşref Saral’ın Kürt vatandaşların yaşadığı sorunlarla ilgilenmeye, haksızlığa uğradığını düşündüğü insanların yanında durmaya ve bölgede ziyaretler gerçekleştirmeye daha önce başladığını söyledi.

Bu çalışmaların Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından önce başladığını vurgulayan Saral, Eşref Saral’ın gönüllü bir aktivist olarak hareket ettiğini belirtti.

Saral, “Kürtler bizim düşmanımız değil, bizim kardeşlerimizdir” dedi.

Geçmişte Kürt vatandaşların tamamının terör örgütüyle ilişkilendirilmek istendiğini savunan Saral, CHP’nin DEM Parti ile iş birliği yaptığı iddiası üzerinden de suçlamalar yöneltildiğini hatırlattı. Bu yaklaşımın Türkiye’yi bir iç çatışmaya sürükleme girişiminin parçası olduğunu öne sürdü.

Saral, daha önce Eşref Saral’ın dile getirdiği düşüncelerin bugün Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı tarafından da ifade edildiğini belirterek, Kürtlerin Türkiye’nin düşmanı olarak görülmesine karşı çıktı.

“DİYARBAKIR’DA ÇOCUKLARA EŞREF ADI VERİLİYOR”

Eşref Saral’ın bölgedeki çalışmaları hakkında konuşan Hilmi Saral, Diyarbakır’da doğan erkek çocuklarına Eşref adının verildiğini ileri sürdü.

Saral, bu durumu geçmişte Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın kentte bıraktığı izlerle karşılaştırdı. Okkan’ın ölümünden sonra Diyarbakır’da doğan çocuklara Gaffar adının verildiğini belirten Saral, bugün de Eşref isminin benzer biçimde tercih edildiğini söyledi.

Hacısalihoğlu, bu bilgiyi Diyarbakırlı arkadaşlarından duyduğunu ve Eşref Saral’la akrabalık bağının kendisine olumlu biçimde yansıtıldığını belirtti.

Hilmi Saral ise ailesinin üyeleriyle övündüğünü, ancak akrabalık bağının yanlışları görmezden gelmek anlamına gelmediğini söyledi.

Saral, Alevi geleneğindeki “düşkün ilan etme” kavramına da değinerek, daha önce Kemal Kılıçdaroğlu hakkında bu yönde bir değerlendirme yaptığını, bunun üzerine kendisine hakaretler yöneltildiğini anlattı. Yanlış yapan bir kişinin kendi topluluğu tarafından eleştirilebileceğini ve gerektiğinde topluluğun dışında bırakılabileceğini ifade etti.

“SARALLAR VE ŞAHİNLER ARASINDAKİ BARIŞ ÇOK İYİ OLDU”

Programın öne çıkan başlıklarından biri, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin girişimiyle Sarallar ve Şahinler aileleri arasında gerçekleşen barışma oldu.

Hacısalihoğlu, iki aile arasındaki buluşmanın ikinci çözüm süreciyle bağlantılı olup olmadığını, hükümetin ileride toplumsal muhalefete karşı kullanabileceği sokak gücünü bu gruplardan devşirmeyi amaçlayıp amaçlamadığını sordu.

Hilmi Saral, kamuoyunda bu yönde yorumlar yapıldığını gördüğünü ancak söz konusu değerlendirmelere katılmadığını söyledi.

Saral, Devlet Bahçeli’nin kendi dünya görüşüne uygun kişilerle çeşitli vesilelerle bir araya geldiğini belirterek, Bahçeli’nin girişimi sonucunda Burhanettin Saral’la temas kurulduğunu ve bu temasın iki aile arasında bir barış havası oluşturduğunu ifade etti.

Saral, “Bence çok da iyi oldu” dedi.

Aileler arasındaki husumet nedeniyle, konuyla ilgisi olmayan kişilerin dahi yalnızca soyadlarından dolayı karşı tarafın düşmanı olarak görülebildiğini anlatan Saral, kendisinin de bu durumdan etkilendiğini söyledi.

Saral, “Benim bu işlerle ne aldığım var ne verdiğim var. Ama soyadım Saral ve bu sözü edilen Alaattin Burhanettin Sarallar benim kardeşim” ifadelerini kullandı.

Aile üyeleriyle ilişkisini sürdürdüğünü belirten Saral, gerektiğinde kardeşlerini ziyaret ettiğini, mahkemelerine gittiğini ve bundan sonra da gitmeye devam edebileceğini söyledi. Bununla birlikte Şahinler ailesiyle herhangi bir husumeti olmadığını özellikle vurguladı.

“SOYADIM SARAL OLDUĞU İÇİN BEN DE HASIM SAYILIYORUM”

Saral, geçmişte soyadı nedeniyle kendisinin de karşı tarafla husumetliymiş gibi değerlendirildiğini anlattı.

Bir avukatın kendisi, Oktay Saral ve Cevdet Saral hakkında istihbarat çalışması yaptığı iddiası üzerine emniyete çağrıldığını belirten Saral, burada kendisine Sedat Şahin’den şikâyetçi olup olmadığı sorulduğunu aktardı.

Saral, verdiği yanıtı şöyle anlattı:

“Dedim ki Sedat Şahin hasım sahibi adamdır. Hasım sahibi adam, hasmıyla ilgili her türlü şeyi düşünür. Saygı duymak lazım. Hasım sahibi insanlar hasım sahibi gibi yaşamalılar. Şikâyetçi olduğum istihbaratı yapan avukattır.”

Bu tür olayların husumetin devam etmesine yol açan psikolojik ve toplumsal mekanizmalarla bağlantılı olduğunu savunan Saral, kendisine koruma verilmesinin de teklif edildiğini söyledi.

Saral, koruma teklifini reddettiğini belirterek, “Beni vuracak olanlar senin memuruna acımazlar. Benim yanımda bir zavallının da ölmesini istemem” dediğini aktardı.

SÜRMENE’DE 3 BİN KİŞİLİK AİLE YEMEĞİ

Hacısalihoğlu, Sarallar ve Şahinler arasındaki buluşmadan önce Trabzon’un Sürmene ilçesindeki Baştımar Konağı’nda düzenlenen, yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı aile yemeğini de gündeme getirdi.

Hilmi Saral, söz konusu yemeğe katıldığını doğruladı. Devlet Bahçeli’nin girişiminin ardından aileler arasında bir araya gelme ihtimalinin gündeme geldiğini belirten Saral, ailenin bu gelişmeyi dostlarıyla paylaşmak istediğini söyledi.

Yemeğe katılanların tamamının Saral soyadını taşımadığını belirten Saral, aile üyelerinin yanı sıra onların eşlerinin, dostlarının ve aileye yakın kişilerin de etkinlikte bulunduğunu ifade etti.

Katılımın, hava koşullarının kötü olabileceği düşünülerek sınırlı tutulduğunu belirten Saral, buna rağmen çok sayıda kişinin etkinliğe geldiğini söyledi.

Yemeğin bir gövde gösterisi olmadığını savunan Saral, amacın barışı paylaşmak, barışın önemini konuşmak ve topluma anlatmak olduğunu belirtti.

Saral, barışın önemini vurgularken Benjamin Franklin, Kroisos ve Cicero’ya atfedilen sözleri hatırlattı. “Ne iyi bir savaş vardır ne de kötü bir barış” sözünü aktaran Saral, barışın savaştan daha değerli olduğunu ifade etti.

Kroisos’a atfedilen “Barışta oğullar babalarını, savaşta babalar oğullarını gömer” sözünü hatırlatan Saral, ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine atıfta bulundu.

Saral, genç insanların haklı ya da haksız gerekçelerle hayatlarını kaybetmesinin anlamsız olduğunu belirterek, “Barışın olması güzel bir şeydir. Umuyorum ve diliyorum bu barış kalıcı olur” dedi.

Savaşta hayatını kaybedenleri “bizden” ve “onlardan” diye ayırmadığını belirten Saral, kaybedilen insanların tamamının Türkiye’nin insanları olduğunu söyledi.

“DEVLET VATANDAŞLARINI TAHRİK ETMEZ”

Saral, barıştan rahatsızlık duyan kişilerin bulunduğunu savunarak, eski bir emniyet müdürünün YouTube yayınlarında yaptığı değerlendirmeleri eleştirdi. Deşifrede adı Mustafa Okumuş olarak geçen kişiye ilişkin değerlendirmesinde Saral, bu tür yayınların tarafları tahrik edebileceğini ileri sürdü.

Kendisinin de devlet memurluğundan emekli olduğunu belirten Saral, devlet görevlilerinin vatandaşları karşı karşıya getirecek bir dil kullanmaması gerektiğini söyledi.

Saral, “Devlet vatandaşlarını tahrik etmez. Devlet memuru da vatandaşlarını tahrik etmez. Bu barıştan dost olan herkesin sevinmesi lazım” ifadelerini kullandı.

“SARALLAR OLDU OLASI DEVLETTEN YANADIR”

Hacısalihoğlu’nun, Sarallar ve Şahinler arasındaki barışın olası bir toplumsal muhalefet hareketine karşı sokak gücü oluşturma amacı taşıyıp taşımadığı sorusuna yanıt veren Saral, ailesinin tarihsel olarak devletle birlikte hareket ettiğini söyledi.

Saral, ailenin Osmanlı döneminden bu yana devletle ilişkisini sürdürdüğünü belirterek, 1839’daki Tuzcuoğlu İsyanı’nın Sarallar tarafından bastırıldığını ileri sürdü. Bu bilginin Trabzon tarihi kaynaklarında ve Mehmet Bilgin’in Sürmene tarihi üzerine çalışmasında bulunduğunu ifade etti.

Saral, ailesinin Osmanlı döneminde de Cumhuriyet döneminde de devletle savaşmayı tercih etmediğini söyledi.

Gençliğinde komünist düşünceye yakın olduğunu belirten Saral, buna rağmen devlet karşıtı bir tutum benimsemediğini ifade etti. Geçmişte devleti yıkmak istediklerini düşündükleri dönemleri hatırlatan Saral, devletin ne anlama geldiğini zaman içinde daha iyi kavradıklarını söyledi.

Saral, “Eskiden yıkmak istediğimiz, o gençliğimizde çocuk aklımızla yıkmak istediğimiz devletin ne olduğunu anlayınca onu korumak için can verecek duruma geldik” dedi.

Ailenin siyasi tercihleri hakkında da konuşan Saral, Saralların ağırlıklı olarak CHP’li olduğunu söyledi. Bunun nedenini CHP’nin Cumhuriyet’i kuran parti olmasıyla ilişkilendiren Saral, ailede farklı siyasi partilerde siyaset yapan kişilerin de bulunduğunu belirtti.

Oktay Saral’ın AK Parti’de, başka aile üyelerinin ise MHP’de siyaset yaptığını söyleyen Saral, kendisinin yeni partiye katılmış olmasına rağmen CHP’nin ideolojisinden vazgeçmediğini ifade etti.

BAŞTIMAR KONAĞI’NIN TARİHİ VE MÜZEYE DÖNÜŞÜMÜ

Programda Sürmene’deki Baştımar Konağı’nın geçmişi de anlatıldı.

Hacısalihoğlu, 1840’larda inşa edilen konağın Saral ailesinin yaklaşık 3 bin ferdinin ve yakınlarının katıldığı yemekle gündeme geldiğini hatırlattı. Konağın, Türkiye Komünist Partisi’nin eski genel sekreterlerinden Zeki Baştımar’ın ailesiyle de anıldığını belirtti.

Hilmi Saral, Baştımar ailesinin Osmanlı döneminde vergi toplama göreviyle bağlantılı olduğunu söyledi. Bölgedeki büyük ailelerin konakla tarihsel ilişkileri bulunduğunu ifade eden Saral, Saralların yanı sıra Çebiler ve Seymenlerin de bu yapıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

Saral, konakta iki Saral soyadlı gelinin bulunduğunu, Alaattin Saral’ın annesinin de bu konağın kızı olduğunu söyledi. Konağın müzeye dönüştürülmesinde aile mirasına sahip çıkılmasının etkili olduğunu belirten Saral, yapılan çalışmayı olumlu değerlendirdi.

Bölgede Kastel Konağı’nın da restore edilerek hizmete açıldığını belirten Saral, Sürmene’ye gidenleri bu tarihî mekânları ziyaret etmeye davet etti.

Hacısalihoğlu, Baştımar Konağı’nın hikâyesinin bir belgeselle de anlatıldığını belirterek, belgeselin hazırlayanları arasında Emine Saral’ın bulunduğunu söyledi. Saral da Emine Saral’ın Alaattin Saral’ın ablası olduğunu ve aile tarihini anlatan bir kitap hazırladığını ifade etti.

SARALLARIN SİYASİ TERCİHLERİ VE AİLE TARİHİ

Programın son bölümünde Saral ailesinin siyasi iktidarla ilişkisi, kamuoyundaki temsili ve Sürmene’deki aile yemeğinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği tartışıldı.

Hacısalihoğlu, yemekten basına yansıyan görüntülerde ailenin kabadayı kültürüyle ilişkilendirilen simgeler ve imgeler üzerinden sunulduğunu belirterek, Saralların AK Parti ve MHP’ye yakın olduğu yönündeki yorumların bu temsille bağlantılı olup olmadığını sordu.

Hacısalihoğlu ayrıca, etkinliğin bir gövde gösterisi olarak algılanıp algılanmadığını da gündeme getirdi.

Hilmi Saral, program boyunca barışın önemini vurgulayarak aileler arasındaki husumetin sona ermesinin toplumsal açıdan olumlu olduğunu savundu. Ailesinin tarihsel olarak devletle birlikte hareket ettiğini, siyasi tercihlerinin ise tek bir partiyle sınırlı olmadığını söyledi.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Fon krizinde gözler DDK raporunda
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Fon krizinde gözler DDK raporunda
WhatsApp
İhbar Hattı