İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan “Küresel Sumud Filosu”na yönelik İsrail donanması tarafından gerçekleştirilen müdahale üzerine resen soruşturma başlattı. Soruşturmanın, olayın uluslararası sularda gerçekleştiği iddiaları ve müdahalenin niteliğine ilişkin değerlendirmeler çerçevesinde geniş kapsamlı yürütüldüğü bildirildi.
Başsavcılık dosyasında, müdahalenin sadece diplomatik değil, aynı zamanda ceza hukuku boyutlarıyla da ele alındığı ve farklı suç tipleri üzerinden inceleme yapıldığı kaydedildi. Sürecin, hem Türk Ceza Kanunu hem de uluslararası deniz hukuku çerçevesinde değerlendirildiği ifade edildi.

SUÇLAMALAR VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Soruşturma kapsamında değerlendirilen suç başlıkları arasında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “ulaşım araçlarının kaçırılması ve alıkonulması”, “nitelikli yağma”, “mala zarar verme” ve “eziyet” suçları yer aldı.
Yetkili kaynaklar, bu suçlamaların olayın çok boyutlu yapısı nedeniyle ayrı ayrı ele alındığını, özellikle deniz hukukuna ilişkin uluslararası sözleşmelerin de dosyaya dahil edildiğini belirtti. Soruşturmanın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 12 ve 13’üncü maddeleri kapsamında yürütüldüğü aktarıldı.
422 AKTİVİSTİN TÜRKİYE’YE GETİRİLMESİ
İsrail’in 18 Mayıs 2026 tarihinde uluslararası sularda alıkoyduğu aktivistlerin, 21 Mayıs’ta Ramon Havalimanı üzerinden İstanbul Havalimanı’na getirildiği açıklandı. Türkiye’ye ulaştırılan kafilede 41 farklı ülke vatandaşının bulunduğu, toplam sayının 422 olduğu ifade edildi.
Aktivistler arasında 80 Türk vatandaşının yer aldığı belirtilirken, bazı yabancı uyruklu kişilerin transit geçişle kendi ülkelerine gönderildiği bildirildi. Buna göre 15 İtalya ve 1 İspanya vatandaşı aktivistin Türkiye üzerinden ülkelerine transfer edildiği kaydedildi.

ADLİ TIP VE SAĞLIK SÜRECİ
İstanbul Havalimanı’na iniş yapan 406 kişinin ardından sağlık ve adli süreçler eş zamanlı olarak başlatıldı. Yolcuların bir kısmı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk edilirken, büyük çoğunluğu Adli Tıp Kurumu’na yönlendirildi.
Adli Tıp’ta bazı aktivistlerin yalnızca doktor raporu talep ettiği, bazı kişilerin ise ifade verdiği, bir bölümünün ise her iki işlemi de kabul etmediği öğrenildi. Hastaneye sevk edilen 9 kişinin tedavi altına alındığı, işlemlerin ardından ifadelerinin alınarak taburcu edildiği bildirildi.
İFADELER VE RAPOR SÜRECİ
Yetkili açıklamalara göre Adli Tıp Kurumu’nda yürütülen işlemler kapsamında 222 kişi hakkında doktor raporu düzenlendi. Ayrıca 167 kişinin mağdur veya müşteki sıfatıyla ifade verdiği aktarıldı.
Sürecin hem tıbbi hem de hukuki yönüyle çok katmanlı şekilde ilerlediği, her bir aktivistin durumunun ayrı ayrı değerlendirildiği belirtildi. Olayın uluslararası niteliği nedeniyle diplomatik ve adli sürecin birlikte yürütüldüğü ifade edildi.
ÇOK YÖNLÜ SÜREÇ DEVAM EDİYOR
Soruşturmanın halen aktif şekilde sürdüğü, delil toplama, ifade alma ve uluslararası hukuk değerlendirmelerinin devam ettiği bildirildi. Başsavcılık dosyasının ilerleyen süreçte yeni değerlendirmelerle genişleyebileceği ifade ediliyor.
Olayın hem insani yardım girişimi hem de uluslararası hukuk boyutuyla dikkat çektiği, sürecin diplomatik ve adli açıdan çok yönlü bir şekilde takip edildiği kaydedildi.