Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), “Connecting NATO’s Eastern and Southern Flanks: Baltic–Black Sea–Mediterranean Security” başlıklı çevrim içi çalıştay düzenledi.
Türkiye, Polonya, Romanya, Ukrayna, Bulgaristan ve diğer Avrupa ülkelerinden uzmanların katıldığı etkinlikte Baltık, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki güvenlik bağlantıları, askeri hareketlilik, deniz güvenliği ve bölgesel işbirliği imkanları değerlendirildi.
KARADENİZ STRATEJİK BAĞLANTI NOKTASI OLARAK ELE ALINDI
Çalıştayın ilk oturumunda Karadeniz’in Baltık Denizi ile Doğu Akdeniz arasındaki stratejik konumu öne çıktı.
New Strategy Center’dan Antonia Colibasanu, üç deniz arasındaki güvenlik bağlantılarının Rusya’nın hibrit faaliyetleri ve ekonomik altyapıları hedef alan girişimleri nedeniyle daha önemli hale geldiğini savundu.
SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan ise Karadeniz havzasının yalnızca askeri açıdan değil, enerji, ticaret, ulaştırma ve gıda güvenliği bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
TÜRKİYE-POLONYA-ROMANYA İŞBİRLİĞİ ÖNE ÇIKTI
Çalıştayın ikinci oturumunda Türkiye, Polonya ve Romanya arasındaki işbirliği mekanizmaları ele alındı.
New Strategy Center’dan Tuğamiral Iuri Covaleov, Romanya’nın NATO’nun doğu kanadında bulunmasının yanı sıra Orta Avrupa ile Karadeniz arasında stratejik bağlantı sağlayan bir ülke olduğunu söyledi.
Centre for Eastern Studies’den Dr. Karol Wasilewski, Türkiye-Polonya-Romanya istişare mekanizmasının geliştirilmesi gerektiğini ifade ederken, Ukraynalı uzman Dr. Yevgeniya Gaber de Ukrayna’nın bu işbirliğine daha güçlü şekilde dahil edilmesini önerdi.
MONTRÖ SÖZLEŞMESİNE VURGU
Avrasya İncelemeleri Merkezi’nden Hazel Çağan Elbir, 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türk Boğazları ve Karadeniz güvenliği açısından temel hukuki çerçeveyi oluşturduğunu belirtti.
Elbir, Türkiye’nin 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasının ardından Sözleşme’nin 19. maddesini uygulamasını, Montrö rejiminin bölgesel istikrara katkısına örnek olarak gösterdi.
DENİZ GÜVENLİĞİ VE ASKERİ HAREKETLİLİK GÜNDEMDE
Üçüncü oturumda deniz güvenliği, askeri hareketlilik ve savunma dayanıklılığına yönelik somut işbirliği alanları ele alındı.
SETA Araştırmacısı Rıfat Öncel, ABD’nin Avrupa güvenliğindeki belirleyici rolünün devam ettiğini belirterek bölgesel girişimlerde NATO içindeki Amerikan faktörünün dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Katılımcılar ayrıca Karadeniz’deki mayın karşı tedbirleri, kritik altyapıların korunması, müşterek askeri faaliyetler ve savunma sanayisindeki tamamlayıcı kabiliyetler üzerinde durdu.
BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ MEKANİZMALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ ÖNERİLDİ
Akademisyen Dr. Nihal Erkan, dayanıklılık ve hazırlık kapasitesinin ortak güvenlik gündeminde önemli yer tutması gerektiğini ifade etti.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Prof. Dr. Yücel Acer ise Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Birleşmiş Milletler merkezli kolektif güvenlik sisteminin sınırlılıklarını ortaya çıkardığını belirterek bölgesel işbirliği mekanizmalarının önem kazandığını söyledi.
UYGULANABİLİR PROJELER ÖNE ÇIKTI
Çalıştayın sonunda Türkiye-Polonya-Romanya istişare mekanizmasının daha etkin hale getirilmesi, Bulgaristan ve Ukrayna’nın uygun işbirliği formatlarına dahil edilmesi ve Karadeniz’de deniz güvenliği kapasitesinin güçlendirilmesi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Stratejik ulaştırma koridorlarının ve kritik altyapıların korunması, müşterek askeri faaliyetlerin artırılması ve savunma sanayisinde tamamlayıcı kabiliyetlerin değerlendirilmesi de önerilen uygulama alanları arasında sıralandı.
Çalıştayda, Baltık, Orta Avrupa, Karadeniz ve Akdeniz’in güvenlik bağlantılarının güçlendiği ancak bölgelerin farklı hukuki ve operasyonel koşullarının ortak planlamada dikkate alınması gerektiği vurgulandı.