Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen Osman Kavala, cezaevinde geçirdiği dokuz yılın ardından yazılı bir açıklama yaptı. İlk tutuklandığında kısa süre içerisinde serbest bırakılacağını düşündüğünü belirten Kavala, yargılama sürecini eleştirdi. Cezaevinde geçirdiği yılların hayatındaki etkilerini anlatan Kavala, Türkiye'de hukuk devletine ilişkin umudunu koruduğunu söyledi.
"İLK TUTUKLANDIĞIMDA BUNUN BİR HATA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORDUM"
2017 yılında tutuklanan Osman Kavala, cezaevindeki dokuzuncu yılının tamamlanması dolayısıyla yaptığı açıklamada, ilk günlerde yaşadıklarını değerlendirdi.
Kısa sürede serbest kalacağını düşündüğünü belirten Kavala, şu ifadeleri kullandı:
"Silivri'de ikametimin dokuzuncu yılı tamamlandı. İlk tutuklandığımda bunun bir hata olduğunu, kısa zaman içinde düzeltileceğini düşünüyordum. Yanılmışım."
Gezi davasında önce beraat ettiğini, ardından casusluk suçlaması nedeniyle cezaevinde tutulmaya devam edildiğini hatırlatan Kavala, daha sonra verilen mahkûmiyet kararlarına tepki gösterdi.
Kendisine yöneltilen suçlamaların somut delillere dayanmadığını savunan Kavala, yargılama sürecindeki iddiaları eleştirdi.
GEZİ DAVASINDAKİ SUÇLAMALARI ELEŞTİRDİ
Gezi Parkı eylemleri sırasında Taksim Dayanışma Platformu'nu yönlendirdiği ve göstericilere destek sağladığı yönündeki suçlamalara değinen Kavala, hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu.
Kavala, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Bana yöneltilmiş olan suçlamada delil bulunmayışını telafi etmek için akıl almaz iddialar öne sürülmüştü. Yirmi küsur siyasi parti ve siyasi örgütün, yüze yakın sendika, meslek odası ve derneğin oluşturduğu Taksim Dayanışma Platformu'nu kalkışmaya yönlendirdiğim, hükümeti devirmeye teşebbüs eden göstericilerin her türlü ihtiyaçlarını karşılamış olduğum iddia edildi."
Kavala, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirterek yargılama sürecine yönelik eleştirilerini sürdürdü.
AİHM KARARINA İŞARET ETTİ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kendisiyle ilgili değerlendirmelerine de değinen Kavala, özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olan işlemlerin yalnızca hukuki değil, etik açıdan da ele alınması gerektiğini ifade etti.
Kavala, mahkemenin değerlendirmesine ilişkin şunları söyledi:
"Bu tespit sadece hukuk kurallarına değil, etik ilkelere de riayet edilmediği anlamına geliyor. Bunun bir sonucu da insan hayatının değersiz görülmesi."
"CEZAEVİNE GİRDİĞİMDE 60 YAŞINDAYDIM"
Osman Kavala, dokuz yıllık tutukluluk ve hükümlülük sürecinin yaşamındaki etkilerini de anlattı.
Cezaevine girdiğinde 60 yaşında olduğunu hatırlatan Kavala, sivil toplum alanında çalışabileceği sürenin büyük bölümünü cezaevinde geçirdiğini belirtti.
Kavala, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Cezaevine girdiğimde 60 yaşındaydım. Bu yaştan sonra sivil toplum alanında aktif olarak çalışabileceğim sürenin neredeyse tamamını ve sağlıklı yaşayabileceğim yılların önemli bir kısmını cezaevinde geçirmiş oldum. Ancak, yaşamakta olduğumuz bütün sıkıntılara rağmen, ülkemde hukuk devletinin tesisine yönelik gelişmeleri görebileceğime inanıyorum. Ümit ettiğim gibi, Gezi davasından ve maruz kaldığım adaletsizlikten ders çıkartılabilirse, bu benim için teselli kaynağı olacak."