Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Vakfı Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu marjında ortaya çıkan küresel güvenlik tartışmalarını ve değişen güç parametrelerini değerlendirdi. Yeşiltaş, uluslararası sistemin yalnızca yeni bir güç dağılımı yaşamadığını, aynı zamanda güvenliğin tanımı, üretilme biçimi ve meşru araçları konusunda kapsamlı bir kavramsal dönüşümden geçtiğini vurguladı.
"SADECE ÇOK KUTUPLULUKLA AÇIKLANAMAZ: GÜVENLİK ÇOĞULLAŞIYOR"
Mevcut tabloyu yalnızca çok kutupluluk üzerinden okumanın yetersiz kaldığını belirten Yeşiltaş, "güvenlik çoğulculuğu" kavramına dikkati çekti. BM kürsüsünden yükselen farklı seslerin güvenlik anlayışındaki derin ayrışmayı yansıttığını ifade eden Yeşiltaş, ABD’nin güvenliği üstün kapasite ve doğrudan pazarlık üzerinden, Avrupa’nın kural ve askeri güç bileşimiyle, Orta Doğu ülkelerinin bölgesel ortak güvenlik zemininde, Suriye’nin egemen devletin silah tekeli odağında, Afrika ülkelerinin ise iklim ve gıda güvenliğini kapsayan geniş bir çerçevede tanımladığını aktardı.
"İSRAİL BÖLGESEL GÜVENLİK İKİLEMİNİ DERİNLEŞTİRİYOR"
İsrail'in 7 Ekim sonrası benimsediği geniş askeri hareket serbestisine ve tehditleri sınır dışı alanlarda bastırma stratejisine değinen Yeşiltaş, bu yaklaşımın Ürdün, Suriye, Lübnan ve İran açısından ciddi bir egemenlik daralması yarattığını belirtti. Bu durumun klasik güvenlik ikilemini tırmandırarak bölge ülkelerini daha fazla caydırıcılık üretmeye yönelttiğini kaydetti.
"YAPAY ZEKA VE TEKNOPOLİTİK GÜVENLİK DÖNEMİ"
Yapay zeka, gelişmiş yarı iletkenler ve veri altyapılarının devletlerin egemenliğini doğrudan etkileyen stratejik kaynaklara dönüştüğünü vurgulayan Yeşiltaş, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in "gücün devletlerden özel şirketlere doğru kaydığı" tespitine atıfta bulundu. Yapay zeka çağında kritik stratejik kapasitenin teknoloji devlerinin elinde bulunmasının yeni bir güç katmanı oluşturduğu ifade edildi.
"TÜRKİYE'DEN ÇOK KATMANLI GÜVENLİK MODELİ"
Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde ortaya koyduğu yaklaşımın çok katmanlı bir yapı sunduğunu belirten Prof. Dr. Yeşiltaş; bu modelin reforme edilmiş uluslararası kurumlar, bölgesel sahiplenme, güçlü ulusal caydırıcılık ve teknolojik bağımsızlığı birbirini tamamlayan unsurlar olarak bir araya getirdiğini vurguladı. Yeşiltaş, önümüzdeki dönemin temel belirleyicisinin bu farklı güvenlik anlatılarının aynı uluslararası sistem içinde nasıl bir arada var olacağı olacağını belirterek sözlerini tamamladı.