Sosyal medya platformlarının kullanıcıları uygulama içinde daha uzun süre tutmaya yönelik tasarımları, “günceli kaçırma korkusu” olarak bilinen FOMO ile birlikte sorunlu kullanım davranışlarını artırabiliyor. Uzmanlara göre sonsuz kaydırma, bildirimler ve etkileşim odaklı öneri sistemleri, kullanıcıların sürekli çevrim içi kalma isteğini besleyebiliyor.
SOSYAL MEDYADA “AKIŞIN DIŞINDA KALMA” ENDİŞESİ
İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya, günlük yaşamın önemli bir parçası haline geldi. İlk dönemlerde daha çok iletişim amacıyla kullanılan platformlarda zamanla “nerede, ne yapıyorum?” odaklı paylaşım alışkanlığı öne çıktı. Kullanıcıların yedikleri yemekten yaptıkları tatile, satın aldıkları ürünlerden bulundukları ortama kadar günlük yaşamın pek çok anını paylaşması, sosyal medyanın yeni kullanım biçimlerinden biri haline geldi.
“SONSUZ KAYDIRMA” KULLANICIYI PLATFORMDA TUTUYOR
Leeds Üniversitesi Medya ve İletişim Fakültesinde görev yapan Öğretim Görevlisi Ludmila Lupinacci, sosyal medya platformlarının arayüzlerinin kullanıcıların geçirdiği süreyi ve etkileşimi artıracak şekilde tasarlandığını belirtti. Lupinacci, şu ifadeleri kullandı: “Genel manada, sosyal medya platformlarının arayüz ve sunumları geçirilen vakit ve etkileşimi en üst seviyeye çıkaracak şekilde tasarlanıyor. Mesela, insanları bildirimler yoluyla platforma geri getirmek ve platformda dolaşırken onları içeride tutacak şekilde optimize ediliyorlar. Sonsuz kaydırma belki bunun en başlıca örneğidir. Buradaki fikir, kullanıcının bireysel gönderileri tüketmesi değil, içerik akışına dalmış hissetmesidir.”
HARİCİ BAĞLANTILAR NEDEN SINIRLANDIRILIYOR?
Lupinacci, bazı sosyal medya platformlarının kullanıcıların başka internet sitelerine yönelmesini zorlaştırdığına da dikkat çekti. Uzman isim, “Bu sebepten ötürü birçok platform, tarihsel olarak kullanıcıların gönderi paylaşırken harici sayfaların bağlantılarını kullanmasını zorlaştırıyor. Çünkü kitlenizi mümkün olduğunca orada tutmak istersiniz. Böyle bir ortamda, insanlar, sırf 'akışın' ve sohbetin bir parçası olmak istedikleri ya da o an trend olan akımlara katılarak içeriklerinin görünürlüğünü ve erişimini artırmayı hedefledikleri için anında paylaşım yapma ihtiyacı duyabilirler.” değerlendirmesinde bulundu.
BEĞENİ VE İZLENMELER EKONOMİK VERİYE DÖNÜŞÜYOR
Sosyal medya şirketleri açısından kullanıcıların yaptığı beğeni, paylaşım, yorum ve görüntüleme işlemleri ekonomik değere dönüşen verilere dönüşüyor. Kullanıcıların kişisel tercihleri şirketler açısından istatistiksel veri haline gelirken, sosyal medyada alınan yüksek etkileşim ve milyonlarca izlenme de kullanıcılar açısından yapay bir mutluluk kaynağına dönüşebiliyor.
FOMO NEDİR?
Sosyal medya kullanımında öne çıkan kavramlardan biri de “Fear of Missing Out” yani FOMO. FOMO, kişinin başkalarının kendisinin dahil olmadığı tatmin edici deneyimler yaşadığına dair sürekli endişe duyması ve başkalarının ne yaptığını takip etme isteği olarak tanımlanıyor. ABD Toledo Üniversitesi Psikoloji Profesörü Dr. Jon D. Elhai ve çalışma arkadaşlarının araştırmasında, FOMO düzeyi yüksek kişilerin korkularını azaltmak amacıyla akıllı telefon ve sosyal medya kullanımına daha fazla yöneldiği belirtiliyor.
SORUNLU SOSYAL MEDYA KULLANIMI DEPRESYON VE KAYGIYLA İLİŞKİLİ
Araştırmada, sorunlu sosyal medya kullanımının depresyon, kaygı ve stresle ilişkili olduğu belirtiliyor. 18-25 yaş arasındaki üniversite öğrencileri üzerinde yapılan çalışmada, başkalarının sosyal deneyimlerini kaçırmama isteğinin sorunlu sosyal medya kullanımında önemli bir etken olabileceği ifade ediliyor.