Gazeteci, yazar ve siyasal eylemci Şule Yüksel Şenler, ölümünün 7’nci yılında anılıyor.
2019’da hayatını kaybeden Şenler, 1960’lardan itibaren muhafazakâr ve İslamcı çevrelerde etkili bir isim hâline geldi. “Huzur Sokağı” romanı, başörtüsü üzerine yürüttüğü çalışmalar ve Anadolu’da verdiği konferanslarla tanındı.
MODERN BİR AİLEDE BÜYÜDÜ
Şule Yüksel Şenler, 1938 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. Aslen Kıbrıslı olan ailesi, Şenler henüz altı yaşındayken İstanbul’a taşındı.
Kendi anlatımına göre ailesi modern bir yaşam tarzına sahipti. Şenler, çocukluk dönemini dansların, baloların ve şehirli yaşam biçiminin bulunduğu bir çevrede geçirdiğini anlatıyordu.
HAYATINDAKİ DÖNÜŞÜM AĞABEYİYLE BAŞLADI
Şenler’in dinî düşünce dünyasına yönelmesinde ağabeyi Özer Şenler etkili oldu.
Ağabeyinin Said Nursi’nin öncülük ettiği Nurculuk hareketine katılmasının ardından Şenler de zaman içinde Risale-i Nur toplantılarına gitmeye başladı.
GAZETECİLİĞE GENÇ YAŞTA ADIM ATTI
Annesinin hastalığı nedeniyle eğitimini yarıda bırakan Şenler, yazı hayatından kopmadı.
İlk hikâyeleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Köşe yazarlığına ise İffet Halim Oruz’un çıkardığı “Kadın Gazetesi”nde başladı. “Şule” adını da kadın olduğunun anlaşılması için isminin önüne ekledi.
1965’TE TESETTÜRE GİRDİ
Şenler, 1965 yılında tesettüre girmeye karar verdi.
1967’de “İslam Kadınına Hitap” başlıklı yazısı nedeniyle dönemin Türk Ceza Kanunu’nun laiklikle ilgili 163’üncü maddesi kapsamında hakkında dava açıldı. Yargılama sonunda beraat etti.
ANADOLU’DA KONFERANSLAR VERDİ
Şenler’in kamuoyundaki etkisini artıran en önemli çalışmalarından biri Anadolu’nun farklı kentlerinde verdiği konferanslar oldu.
“İslam’da Kadının Yeri ve Mükellefiyetleri” gibi başlıklarla düzenlenen toplantılara özellikle muhafazakâr kadınların yoğun ilgi gösterdiği aktarıldı. Şenler bu konferanslarda tesettürü savunurken feminist ve sol hareketlere yönelik eleştiriler de yöneltti.
“ŞULEBAŞ” ANADOLU’DA YAYILDI
Gençlik yıllarında bir süre terzide çalışan ve moda dergilerini takip eden Şenler, kendine özgü bir başörtüsü biçimi geliştirdi.
Daha sonra “Şulebaş” olarak anılan bu tarz, Anadolu’daki bazı tesettürlü kadınlar arasında yayıldı. Şenler, ilerleyen yıllarda bu biçimi oluştururken Audrey Hepburn’den esinlendiğini anlatacaktı.
HUZUR SOKAĞI GENİŞ KİTLELERE ULAŞTI
Şenler’in en bilinen eseri 1970 yılında yayımlanan “Huzur Sokağı” oldu.
Roman, dindar üniversite öğrencisi Bilal ile farklı yaşam tarzına sahip Feyza arasındaki ilişki üzerinden modern ve İslami yaşam biçimleri arasındaki çatışmayı işledi. Kitap daha sonra “Birleşen Yollar” adıyla sinemaya uyarlandı.
Eser 2012’de televizyon dizisi olarak da ekrana taşındı.
ERDOĞAN ÇİFTİNİN TANIŞMASINDA ROL OYNADI
Şenler’in siyasi tarih açısından dikkat çeken yönlerinden biri de Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Erdoğan’ın tanışmasındaki rolü oldu.
Şenler’in anlatımına göre Emine Gülbaran, kurduğu İdealist Hanımlar Derneği’nin çalışmalarında yer alıyordu. Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Gülbaran’ın dernek çevresindeki bir etkinlikte birbirlerini gördüklerini ve ilişkilerine kendisinin aracılık ettiğini anlattı. Çift 1978’de evlendi.
2019’DA HAYATINI KAYBETTİ
Şule Yüksel Şenler, 2019 yılında hayatını kaybetti ve Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cenazede Şenler’den “azim, mücadele, inanç abidesi” olarak söz etti. Emine Erdoğan ise evliliklerine vesile olması nedeniyle Şenler’e özel bir şükran duyduğunu ifade etti.
Ölümünün ardından Şule Yüksel Şenler Vakfı kuruldu ve vakfın onursal başkanlığını Emine Erdoğan üstlendi.
HAYATI BUGÜN DE TARTIŞILIYOR
Şenler, ölümünün üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen Türkiye’nin yakın siyasi ve toplumsal tarihindeki yeri üzerinden tartışılmaya devam ediyor.
Bir kesim onu başörtüsü mücadelesinin öncü isimlerinden biri olarak görürken, eleştirenler Cumhuriyet, laiklik ve kadın hakları konusundaki yaklaşımını gündeme getiriyor. Şenler’in Müslüman kadın kimliğinin kamusal alandaki dönüşümünde etkili olduğunu savunan değerlendirmeler de bulunuyor.