Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, deprem güvenliği konusundaki toplumsal farkındalığın yaşatılmasının, ileride atılacak adımların temeli olacağını ifade ederek, "Depremin unutulmaması, bilgi ve bilinçle hareket edilmesi, ortak sorumluluk anlayışının benimsenmesi, gelecekte yaşanabilecek kayıpların azaltılmasında büyük öneme sahiptir," dedi.
17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümüne ilişkin açıklamalarda bulunan Savcı, zaman geçse de depremin bıraktığı acı ve sorumluluğun hâlâ taze olduğunu vurguladı. Gölcük merkezli depremde resmi verilere göre 17 bin 480 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Savcı, bu olayın Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik hafızasında derin izler bıraktığını kaydetti.
Deprem gerçeğinin asla unutulmaması ve güvenli yapı anlayışının kalıcı bir toplumsal bilinç haline dönüşmesi gerektiğini belirtti.
DEPREM RİSKİ ALTINDA YAŞAM BİLİNCİ ARAŞTIRMASI
Türkiye İMSAD tarafından yürütülen "Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci" araştırmasına da değinen Savcı, bu araştırmanın toplumun deprem algısını, kaygı düzeyini ve hazırlık davranışlarını açığa çıkardığını belirtti. Elde edilen verilerin, depremle mücadelede bireysel hazırlığın ve toplumsal bilincin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
Savcı, araştırmaya katılanların yüzde 54'ünün bulunduğu bölgeyi depreme karşı çok riskli gördüğünü ifade ederek, ayrıca depremde yaşamını yitirenleri rahmetle andığını söyledi. "Yaşadığımız acılar hafızamızda hâlâ yer alıyor. Ancak bu hatıra, geleceği daha güvenli inşa etme sorumluluğumuzu artırıyor.
Deprem bilincini yaşama kültürümüzün bir parçası haline getirmeliyiz. Çünkü, deprem aniden meydana gelebilen ve hazırlığın ertelenmesini kabul etmeyen bir gerçekliktir," dedi.
ENDİŞE VE HAZIRLIK DURUMU
Türkiye İMSAD’ın araştırması, toplumun deprem gerçeğine dair farkındalığının mevcut olduğunu ancak hazırlıkta ciddi eksikliklerin bulunduğunu gösterdi. Savcı, "Araştırmaya katılanların yüzde 58,3’ü deprem ile ilgili kaygı taşıdığını, yüzde 45,5’i ise olası bir depreme karşı yeterli hazırlık hissetmediğini ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 54'ü yaşadığı yerin depreme karşı çok riskli olduğunu belirtti," diye konuştu.
Bu sonuçların, depremle mücadelede bilinçlenme yoluyla bireysel hazırlık alışkanlıklarının desteklenmesi gerektiğini gösterdiğinin altını çizen Savcı, Türkiye’nin depremlerinin her geçen gün kendisini hatırlattığını ve 2025 yılı boyunca ülke genelinde 53 bin 262 farklı büyüklükte depremin gerçekleşmesinin beklendiğini kaydetti. Bu durum, afetlere karşı hazırlığın sürekli bir dikkat ve sorumluluk gerektirdiğini ortaya koyuyor.
Savcı, depreme hazırlık sürecinin toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu kaydederek, afetlere karşı dayanıklı toplumların yalnızca sağlam binalarla değil, aynı zamanda risklerin farkında olan ve güvenli yaşam kültürünü benimseyen bireylerle güçleneceğini belirtti.
Toplumsal farkındalığın korunmasının, deprem güvenliği açısından atılacak adımların en önemli unsuru olduğunu belirten Savcı, "Depremi unutmamak, bilgiyle, bilinçle ve ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmek, gelecekte yaşanabilecek kayıpların azaltılması için en etkili yöntemdir." açıklamasında bulundu.
Katılımcıların yüzde 55,2’sinin acil durumlarda toplanma alanlarını bilmediğini ve yüzde 73,1’inin evinde deprem çantası bulunmadığını dile getiren Savcı, “Bu istatistikler, deprem bilincinin günlük hayatta somut hazırlık davranışlarına dönüşmesi gerektiğini ortaya koyuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
KATILIMCILARIN YÜZDE 59,4’Ü OTURDUĞU BİNAYI DEPREM AÇISINDAN GÜVENLİ BULUYOR
Türkiye inşaat malzemesi sektörünün güvenli yapı üretimindeki kritik rolüne vurgu yapan Savcı, depreme dayanıklı yapıların oluşturulabilmesi için doğru malzeme seçimi, mühendislik ilkelerine uyum, kaliteli üretim ve etkin denetimin bir arada uygulanması gerektiğini hatırlattı.
Aynı araştırmanın, yapı güvenliği konusunda toplumsal algı ile teknik değerlendirme arasında ciddi bir fark bulunduğunu gösterdiğini aktaran Savcı, "Katılımcıların yüzde 59,4’ü oturduğu binayı deprem açısından güvenli buluyor. Ancak yüzde 74,5’i bugüne kadar binası için herhangi bir risk analizi gerçekleştirmediğini belirtiyor.
Bu durum, güvenli yapılaşmanın bilimsel veriler, mühendislik değerlendirmeleri ve düzenli denetimlerle ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye İMSAD olarak, yapı güvenliğini artıracak her faaliyeti desteklemeye, sektörümüzün bilgi birikimini kamu yararına sunmaya ve deprem bilincinin güçlenmesine katkı sağlamaya kararlıyız." ifadelerini kullandı.
Kentsel dönüşümün Türkiye’nin önceliklerinden biri olduğuna dikkat çeken Savcı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın verilerine göre, İstanbul'da 2012 yılından bu yana kentsel dönüşüm kapsamına alınan bağımsız bölüm sayısının 1 milyon 274 bine ulaştığını, bunlardan 276 bininde dönüşüm çalışmalarının devam ettiğini aktardı.
Araştırmanın kentsel dönüşüm ve güçlendirme süreçleri hakkında toplumun bilgiye duyduğu ihtiyacı ortaya koyduğunu ifade eden Savcı, sözlerini şöyle tamamladı: "Katılımcıların yüzde 57,7’si kentsel dönüşüm destekleri hakkında bilgi sahibi değilken, yüzde 71,2’si doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmada zorluk çektiğini belirtiyor. Bu veriler, dönüşüm süreçlerinin doğru bilgilendirme ve rehberlik ile toplumsal bilinçlendirme ile yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Güvenli yapılaşmayı hızlandırmak, kaliteli yapı malzemeleri kullanımını yaygınlaştırmak ve mühendislik ilkelerine sadık kalmak, can kayıplarını azaltmanın en temel koşuludur. Kentsel dönüşüm, şehirlerimizin geleceğe güvenli bir şekilde hazırlanması anlamına gelmektedir."