SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Her 100 kişiden 45'i yeniden suç işliyor: Ceza odaklı yaklaşım suçtan uzaklaştırmıyor

Haber görseli

Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de cezaevinden tahliye edilen her 100 kişiden yaklaşık 45'i tekrar suça bulaşıyor. Yargı süreçlerinde yapılacak reformlar konuşulurken, eski hükümlülerin toplumsal uyumunu sağlamaya yönelik kanun teklifleri de Meclis gündemine geliyor.

Manşet Haber'e özel açıklamalarda bulunan Uzman Psikolog Metin Aydın, suçun yalnızca cezayla bastırılamayacağını belirterek, asıl çözümün bireyin psikolojik dönüşümünü sağlayan rehabilitasyon ve sosyal uyum süreçlerinde olduğunu vurguladı.

CEZA TEHDİDİ DUYGUSAL PATLAMALARI DURDURMUYOR

Ceza tehdidinin genellikle rasyonel bir zihin yapısı için caydırıcı olduğunu belirten Metin Aydın, suçun çoğunlukla duygusal taşkınlık anlarında işlendiğini ifade etti. Öfke, bağımlılık ve çaresizlik gibi duyguların gelecek korkusundan daha baskın geldiğini söyleyen Aydın, "Bastırılan şey yön değiştirir, yok olmaz. Ceza çoğu zaman köke değil, yalnızca görünene dokunur. Kök ise görülme, değerli hissetme ve anlam kurma ihtiyacıdır" dedi. Bireyin sadece cezasını çekmesinin bir dönüşüm yaratmadığını, anlam bağı kurulmadığı sürece suç işleme ihtimalinin sadece ertelendiğini ekledi.

"REHABİLİTASYON YENİ BİR HAYATIN PROVASIDIR"

Dünya genelinde başarıya ulaşan rehabilitasyon odaklı sistemlerin odağı "suçtan insana" kaydırdığını belirten Aydın, bu sistemlerin duygusal düzenleme, kimlik dönüşümü ve sosyal bağ kurma üzerine inşa edildiğini söyledi. Rehabilitasyonun sadece bir müdahale değil, yeni bir hayatın provası olduğunu vurgulayan Aydın, "İnsan yeni bir yaşam modeli geliştirmedikçe eski davranışına döner. Boşluk, eski alışkanlıklarla dolar" ifadelerini kullandı.

ETİKETLENME DEĞİŞİM MOTİVASYONUNU YOK EDİYOR

Eski hükümlülerin topluma uyum sürecindeki en büyük engelin "etiketlenme" olduğunu ifade eden Uzman Psikolog Aydın, toplumun suçluya bakış açısının bireyin kimliğini daralttığını belirtti. Kişinin "suç işlemiş biri" olmaktan çıkıp "suçlu biri" olarak yaftalanmasının umut ve aidiyet kaybına yol açtığını söyleyen Aydın, "İnsan kendisine verilen rolü oynamaya başlar. Sürekli aynı kimlikle çağrılan kişi, o kimliği içselleştirir. Bir süre sonra değişmek istemez değil; değişebileceğine inanmaz" dedi.

"KAYBEDECEK ŞEYİ OLAN İNSAN RİSKİ YENİDEN HESAPLAR"

Cezaevlerinde uygulanan terapi, eğitim ve istihdam programlarının suç tekrarını azaltmada kritik rol oynadığını ifade eden Metin Aydın, suçun genellikle duygusal farkındalık, beceri ve aidiyet eksikliğinden beslendiğini belirtti. İstihdamın kişiye toplumsal bir statü kazandırdığını vurgulayan Aydın, süreci şu sözlerle özetledi: "Kaybedecek şeyi olan insan, riskini yeniden hesaplar. İş ve bağ kurma imkânı, suçu psikolojik olarak daha az cazip hale getirir."

TOPLUMUN ROLÜ: DIŞLAMAK DEĞİL, BAĞ KURMAK

Bireyin topluma kazandırılmasında toplumun yargılayıcı değil, bağ kurucu bir yapıya sahip olması gerektiğini savunan Aydın, süreklilik arz eden psikolojik destek ve sosyal kabul alanlarının önemine değindi. Toplumun kapıları kapattığı noktada suçun alternatif bir kapı haline geldiğini hatırlatan Metin Aydın, "Açılan her kapı, yalnızca bir insanı değil, bir ihtimali kurtarır" dedi.