“Suça sürüklenen çocuk” kavramı, son zamanlarda Türkiye’de giderek artan bir soruna işaret ediyor. TÜİK verilerine göre, 2024 yılında suça sürüklenen çocuk sayısı 202 bin 785. Bu sayı 2023’te 178 bin 834 olarak açıklanmıştı. Bu, bir yılda yüzde 13 artış anlamına geliyor.
Peki bu verileri tek başına okumak yeterli mi? Bir çocuğun suça sürüklenmesi ne anlama geliyor?
Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı (ÇAÇAv) Koordinatörü ve Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüye Son Derneği (ECPAT) Türkiye Başkanı, Avukat Şahin Antakyalıoğlu Manşet Haber’e anlattı.
"SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK" NE DEMEK?
Avukat Şahin Antakyalıoğlu, Çocuk Koruma Kanunu’na göre, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçlardan herhangi birini işleyen 18 yaş altı bireylerin “suça sürüklenen çocuk” olarak tanımlandığını hatırlattı.
Antakyalıoğlu’nun aktardığına göre; Çocuk Koruma Kanunu, yetişkin adalet sisteminden farklı olarak çocuk adalet sistemini düzenliyor. Çocuk savcılığı, çocuk polisi ve çocuk mahkemesi gibi yapılar bu süreçte devreye giriyor.
TÜRKİYE'DE TABLO NASIL?
Türkiye’de 2024 yılında, önceki yıla göre suça sürüklenen çocukların sayısında artış görüldü. Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün güncel verilerine göre, cezaevlerinde 01.12.2025 tarihi itibarıyla; 12-18 yaş arası 1.259 hükümlü 3.407 tutuklu bulunuyor.
Çocukların suça itilmesinde birçok farklı etken olabileceğinin altını çizen Antakyalıoğlu, yoksulluk ve yetersiz eğitim gibi etkenlerin başlıca sebepler arasında olduğunu belirtiyor. Peki çocukların yaşam koşullarına ilişkin veriler ne söylüyor? TÜİK, Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu (2024) verilerine göre Türkiye’de çocukların yaşam koşullarına dair çerçeve çizen veriler şu şekilde:
15 yaş ve altı çocukların ihtiyaç gruplarına sahip olma durumu;
Günde en az bir kez et, tavuk veya balık içeren yeme: %23,1’i maddi yoksunluk sebebiyle, %7,2’si diğer sebeplerle erişemiyor
Evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme: %22,2’si maddi yoksunluk sebebiyle, %26,6’sı diğer sebeplerle erişemiyor
Paralı okul gezilerine ve okul etkinliklerine katılabilme: %18,7’si maddi yoksunluk sebebiyle, %26,3’ü diğer sebeplerle erişemiyor
Boş zaman aktivitelerine katılabilme: %18,2’si maddi yoksunluk sebebiyle, %45,9’u diğer sebeplerle erişemiyor
Evde ders çalışılabilecek veya ödev yapılabilecek uygun yer: %12,2’si maddi yoksunluk sebebiyle, %10,3’ü diğer sebeplerle erişemiyor
Arkadaşlarını oyuna veya yemeğe ara sıra davet etme: %8,7’si maddi yoksunluk sebebiyle, %32,6’sı diğer sebeplerle erişemiyor
11. YARGI PAKETİ'NDE NELER VAR?
Çocuk adalet sistemi, geçtiğimiz haftalarda Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen 11. Yargı Paketi ile tekrar gündeme geldi. Yeni yargı paketinde, suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenleme beklenirken, konunun tüm boyutlarıyla ele alınması amacıyla Meclis’te bir araştırma kurulmasına karar verilerek düzenleme paketten çıkarıldı. Meclis Araştırma Komisyonu, çocukların suça itilmesinin nedenlerinden başlayarak konuyu kapsamlı şekilde ele alacak.
11. Yargı Paketi’nde ise, çocukları suça alet eden suç örgütleriyle ilgili düzenlemeye gidildi. Teklifle "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçuna yönelik hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılıyor.
Suç işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenlere verilecek hapis cezasının alt sınırı 4 yıldan 5 yıla, üst sınırı 8 yıldan 10 yıla çıkarılacak. Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde örgüt yöneticilerine ilgili hükme göre verilecek ceza, yarısından bir katına kadar artırılacak.
ÇÖZÜM NEREDE BAŞLIYOR?
Yeni yargı paketindeki düzenlemeleri ve komisyonun yapabileceği faaliyetleri değerlendiren Avukat Şahin Antakyalıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Suça sürüklenme nedenleri her çocuk için farklıdır. Bazen çeteler, bazen aileler, bazen de yoksulluk etkili olabilir. Bu nedenle her çocuk için ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekir. Son dönemde çetelerin ön plana çıkması nedeniyle, çocuğa yönelik yaptırımlar yerine bu çetelerin nasıl önlenebileceğine odaklanılmalı.
Çocukların eğitimi, sağlığı ve psikososyal gelişimi mutlaka takip edilmeli. Okul devamsızlığı gibi durumlarda etkin denetim yapılmalı, risk altındaki çocuklar rehberlik ve araştırma merkezlerine yönlendirilmeli. Spor, sanat ve kültürel faaliyetler çocukları suç ortamından uzak tutmada oldukça etkili.
Özetle; çocuklara ve ailelerine yönelik bütüncül, sistematik ve çocuk odaklı politikalar geliştirilmelidir. Aksi halde çocuklar gerekli desteği alamadıkları için suç örgütlerinin hedefi haline gelebiliyor.”
Haber: Buket Saymaz