İran, İsrail ve ABD arasında tırmanan çatışmanın ekonomik etkileri yalnızca taraf ülkelerle sınırlı kalmıyor; bölge ekonomileri açısından da önemli sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Enerji alanında dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye için bu sürecin özellikle petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden ciddi riskler barındırdığı ifade ediliyor. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cantürk Caner, savaşın Türkiye ekonomisine olası yansımalarını Manşet Haber’e değerlendirdi.
“EN BÜYÜK RİSK ENERJİ FİYATLARI”
Doç. Dr. Cantürk Caner, savaşın Türkiye’ye ilk etkisinin petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden hissedileceğini söyledi. Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde en zayıf noktalardan birinin enerji ithalatı olduğuna dikkat çekerek enerji fiyatlarındaki artışın doğrudan vatandaşın cebine yansıyacağını ifade etti.
“ENERJİDE ÇEŞİTLENDİRME ARTIK ZORUNLULUK”
Enerji arz güvenliğinin Türkiye açısından giderek daha kritik hale geldiğini ifade eden Doç. Dr. Cantürk Caner, enerji kaynaklarında çeşitlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.
“Petrol ve doğalgaz tedarikinin farklı ülkelerden sağlanması gerekiyor. Bu süreç kısa vadede maliyet yaratabilir ancak uzun vadede enerji bağımlılığını azaltarak ekonominin daha dayanıklı hale gelmesini sağlar” değerlendirmesinde bulundu.
“İRAN İLE TİCARET İLK ETKİLENECEK ALANLARDAN BİRİ”
Savaşın etkilerinin yalnızca enerjiyle sınırlı kalmayacağını ifade eden Doç. Dr. Cantürk Caner, Türkiye ile İran arasındaki ticaretin de risk altında olduğunu söyledi.
İki ülke arasındaki ticaretin birçok sektörü kapsadığını belirterek;
“Gıda, teknoloji, beyaz eşya ve otomotiv gibi kalemlerde ticaret doğrudan etkilenebilir. Özellikle sınır ticareti kapsamında yapılan taze meyve, sebze, et, balık ve tavuk ihracatında düşüş yaşanabilir” dedi.
“TİCARET HACMİNDE HEDEFLER RİSKE GİREBİLİR”
Türkiye ile İran arasındaki ticaret hacmine de değinen Doç. Dr. Cantürk Caner, mevcut hedeflerin savaş nedeniyle sekteye uğrayabileceğini belirtti.
“TÜİK verilerine göre Türkiye ile İran arasındaki ticaret hacmi 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 5 milyar dolar seviyesinde. Önümüzdeki 10 yıl içinde bu rakamın 10 milyar dolara çıkarılması hedefleniyordu. Ancak savaşın uzaması halinde ithalat ve ihracat dengesi ciddi şekilde bozulabilir” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE TARAFSIZ KALMAK ZORUNDA”
Bölgede yaşanan gelişmelerin siyasi ve jeopolitik boyutuna da değinen Doç. Dr. Cantürk Caner, Türkiye’nin bu süreçte tarafsız bir politika izlemesinin önemli olduğunu söyledi. Türkiye’nin tarafsız kalmasının bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirterek;
“Bölge zaten birçok krizle karşı karşıya. İran’da mezhepsel ve etnik sorunlar derinleşebilir, hatta iç savaş riski ortaya çıkabilir. Bu nedenle Türkiye aktif ama tarafsız bir diplomasi yürütmek zorunda” dedi.
“SAVAŞ SONRASI TÜRKİYE–İRAN İŞ BİRLİĞİ VE TÜRK NÜFUSUN STRATEJİK ROLÜ”
Savaşın ardından İran ekonomisinin ciddi bir yıkımla karşı karşıya kalabileceğini belirten Doç. Dr. Cantürk Caner, bu sürecin Türkiye açısından yeni ekonomik fırsatlar da doğurabileceğini söyledi. İran’ın yeniden yapılanma sürecinde özellikle demir-çelik, çimento ve inşaat sektörlerinde Türkiye ile iş birliğinin artabileceğini ifade eden Doç. Dr. Cantürk Caner, Türkiye’nin tarafsız duruşunu korumasının savaş sonrası ekonomik ilişkilerin gelişmesini kolaylaştırabileceğini dile getirdi. İran’da yaşayan Türk nüfusun da bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Cantürk Caner,
“İran’da 35 milyondan fazla Türk yaşıyor. Bu nüfusun refahı İran’ın istikrarı açısından kritik öneme sahip. Türkiye’nin yapıcı ve tarafsız yaklaşımı, İran’daki Türk nüfus üzerinden ekonomik ve sosyal iş birliklerini güçlendirebilir” ifadelerini kullandı.
