SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

İstanbul’da sel riski haritası: En tehlikeli ve en güvenli ilçeler

Haber görseli

İstanbul’da sel riskine ilişkin kapsamlı bir çalışma, kentin hangi bölgelerinde tehlikenin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü öncülüğünde yürütülen araştırmada, yapay zeka destekli analizlerle ilçelerin sel riski haritalandırıldı.

EN YÜKSEK RİSK MERKEZ İLÇELERDE

Çalışmaya göre sel riskinin en yoğun olduğu ilçeler Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu olarak belirlendi. En düşük risk ise Adalar, Şile, Silivri, Sarıyer ve Çekmeköy’de tespit edildi. Özellikle nüfus yoğunluğu ve yapılaşmanın fazla olduğu bölgelerde riskin daha yüksek olduğu vurgulandı.

YAPAY ZEKA İLE İLK DETAYLI ANALİZ

İTÜ ile AKOM iş birliğinde gerçekleştirilen çalışmada, Türkiye’de ilk kez yapay zeka tabanlı bir karar destek sistemi kullanıldı. Araştırmada; tehlike, maruziyet ve kırılganlık gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek yaklaşık 35 ilçenin sel riski analiz edildi. Çok sayıda çevresel ve demografik veri işlenerek risk haritası oluşturuldu.

AVRUPA YAKASI DAHA RİSKLİ

Araştırma sonuçları, Avrupa Yakası’nda sel riskinin genel olarak daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Özellikle merkezde yer alan ve yoğun yapılaşmaya sahip ilçelerde geçmişte yaşanan sel olaylarının da bu durumu doğruladığı ifade edildi. Anadolu Yakası’nda ise Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir ve Kadıköy öne çıkan riskli bölgeler arasında yer aldı.

NÜFUS YOĞUNLUĞU RİSKİ ARTIRIYOR

Analizde, İstanbul’un yüzölçümünün büyük bir kısmının düşük risk grubunda olduğu görülse de yüksek riskli alanların yoğun nüfusu barındırdığına dikkat çekildi. Bu durum, sel tehlikesinin etkisini katlayarak artırıyor. Özellikle betonlaşma ve yetersiz drenaj altyapısı, yağışların hızla taşkına dönüşmesine neden oluyor.

DOĞA TEMELLİ ÇÖZÜMLER ÖNERİLDİ

Uzmanlar, sel riskinin azaltılması için doğa temelli çözümlerin önemine işaret etti. Yağmur suyu hasadı, geçirgen yüzeyler ve yağmur bahçeleri gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi. Ayrıca çatı sistemlerinde yağmur suyunun depolanmasının, ani su akışını yavaşlatarak taşkın riskini azaltabileceği ifade edildi.