Gün geçmiyor ki güzel ülkemde bir vaka yaşanmasın. Mesleğe başladığımdan bu yana neredeyse her hafta köşeme taşıyacağım haberler oluyor. Düşünüyorum, “Bu hafta yazacak bir şey yok” diyorum; salı bir olay, çarşamba bir olay, perşembe bir olay… Cuma günü gelince “Hangisini yazsam?” diye kendi kendime soruyorum.
At eti skandalındaki, birkaç bin lira daha fazla kazanmak için insanları zehirleyen şerefsizi, namussuzu mu yazayım? Bu alçağın hapis cezası bile almayacak olmasını mı düşüneyim? Dönüp duruyorum.
Ama bu seferki konu çok farklı. “Yazmayayım, bekleyeyim, durum netleşsin” dedim. Fakat olay basında her gün milim milim ilerliyor. Ben de sizin için bilgileri derledim ve kaleme aldım.
Bir rapçi, mahlası “Canbay”. Eski sevgilisi Aleyna Kalaycıoğlu ile barışmak üzere, ortak arkadaşları olan rahmetli Kubilay Kaan Kundakçı’yı aracı kılıyor ve Kalaycıoğlu’nun Ümraniye’deki ofisinin bulunduğu sokakta bir buluşma ayarlanıyor. Buraya kadar her şey normal.
Fakat ne oluyorsa oluyor; çok kısa bir süre içerisinde silah patlıyor ve henüz 20’li yaşlarındaki bir genç hayatını kaybediyor.
Olay medyaya ilk düştüğünde videoyu izledim. İlk izlenimim şuydu: Ateşlenen silah ruhsatlı, olay anında kullanılan araç ise tahsisliydi. İlk gün bekledim, emniyetten bununla ilgili bir açıklama yok. İkinci gün bekledim, yine bir açıklama yok. Derken bugün, Ceylan Sever’in X’teki paylaşımıyla silahın da ruhsatlı olduğu teyit edilmiş oldu.
İddialara göre Alaattin’in yanılmıyorsam Amcası Sarallar suç örgütü tarafından öldürülüyor. Bundan dolayı Bilal Kadayıfçıoğlu Koruma kararına başvuruyor iddia o ki başvurmadan öncede bir Çakar sevdası varmış . Bu yaşanan olaydan sonra koruma kararına resmi başvurup geçiş üstünlüğünü kendine hak görüp daha fazla ceza yeme pahasına bir süre usulsüz çakarla dolaşıyor. Tabii ki bunlar iddia.
Gel zaman git zaman, bu kişi valiliğe yaptığı müracaat sonucu ve koruma kararı kurulunun uygun görmesiyle, bir adet yakın koruma kaydıyla koruma kararı alıyor. Devletimiz uygun görmüş, vermiş. Eğer iddialar doğruysa, buraya kadar bir problem yok.
Peki problem nerede biliyor musunuz?
Sarallar gibi bir suç örgütünün “Saral” soyadıyla bir cinayet işlemesi için ya bir namus meselesi olması gerekir ya da çok büyük bir menfaat. Benim devletimi anlamadığım nokta tam olarak bu: “Su testisi su yolunda kırılır.” Eğer bu adamların hasımları Türkiye’nin en büyük ailelerinden biriyse, ben sorarım: Kardeşim, neden düşman oldun?
Geçmişinde mafya olduklarına dair iddialar olan birine; çakar, koruma polisi gibi imkânları gerçekten tahsis ettiysem, kendime şunu sormam gerekmez mi: “Zalimin gücüne güç katmış olmaz mıyım?”
Bazılarınız “Bu adam silah ruhsatını nasıl aldı?” diyebilir. Kardeşim, adam tahsis aldıysa silah ruhsatı nedir ki? Cirosu vardır, işçisi vardır; babasının durumunu gösterir, can güvenliğini gerekçe gösterir, alır.
Ama ben çok merak ediyorum: Bu Alaattin Kadayifçıoğlu’na “silah ruhsatı alabilir” diye onay veren psikolog kim? Araştırılsın kardeşim!
Bu adamın daha önce basın mensuplarının üzerine araç sürdüğü söyleniyor. Baştan aşağı vukuat. Hangi testlere tabi tutulmuş? Test yapılmış mı? Bunlar araştırılsın kardeşim!
Bu kişinin sahibi olduğu bir restoranda kavga yaşanmış, hakkında ceza davası açılmış. Hakkında kovuşturma varken bu adama silah ruhsatını kim verdi, kim aracılık etti? Ceza aldı mı, almadı mı? Hepsi araştırılsın kardeşim!
Bugün bir anne, Ülker Hanım, 20 sene gözünü kırpmadan büyüttüğü evladını toprağa verdi. Bunları araştırmazsan, yarın senin de çocuğunun başına aynı şey gelmeyecek mi? Bir düşün kardeşim!
Güzel vatanımda, güzel ülkemde huzur dolu bir gelecek umuyorum. Tüm vatandaşlarımızın, tüm okurlarımızın bayramını kutluyorum. Hayatını kaybeden herkese Allah’tan rahmet diliyorum.
Hayırlı bayramlar