New York merkezli yeni medya sanatçısı ve canlı performans müzisyeni Naz Karagöz, teknoloji, ses ve görsel sanatları bir araya getiren disiplinlerarası çalışmalarıyla uluslararası sanat sahnesinde adından söz ettiriyor.
23 Nisan 2001’de Ankara’da doğan Karagöz, üniversite eğitimi için ABD’ye giderek Sarah Lawrence College’da Liberal Arts eğitimi aldı. İlk dönemlerinde klasik müzik, opera ve şan üzerine yoğunlaşan sanatçı, daha sonra elektronik müzik ve yeni medya teknolojilerine yöneldi.
Sanat çalışmalarında N/A(Z) ismini kullanan Karagöz, XR (Extended Reality), elektronik müzik, performans ve dijital dünyaları bir araya getirerek izleyiciyi yalnızca izleyen değil, eserin bir parçası haline getiren projeler üretiyor.
NEW YORK’TA YENİ SANAT ANLAYIŞI: MADDE VE ZİHİN BİRLEŞİYOR
Karagöz’ün yer aldığı Artifice NYC’nin araştırma temelli serilerinden “nodes”, Onassis ONX’te sanatseverlerle buluştu.
“Beyaz Kutu + Siyah Kutu: Maddeden Zihne Sürekliliği” yaklaşımıyla hazırlanan sergi, biyo-sanat ile spekülatif XR teknolojisinin kesişiminden doğan yeni bir üretim biçimini ele alıyor.
Sergi, fiziksel dünya ile dijital dünyanın birbirinden kopuk olmadığını; biyoloji, teknoloji, beden ve zihnin aynı bütünün parçaları olarak değerlendirilebileceğini savunuyor.
TÜRK SANATÇIDAN ‘MIND SIMULATOR’ DENEYİMİ
Sergide Türkiye doğumlu sanatçı N/A(Z), “Mind Simulator” adlı çalışmasıyla yer aldı.
Karagöz, fiziksel nesnelerin 3 boyutlu taramaları, geçmiş çalışmalarından oluşturduğu dijital arşivler ve kendi tasarladığı ses dünyasını bir araya getirerek etkileşimli bir XR evreni oluşturdu.
İzleyicilerin yalnızca takipçi olmadığı performansta, hareketler ve seçimler eserin bir parçasına dönüşüyor. PS4 kontrolcüsüyle yönetilebilen sanal ortamda izleyiciler, sanat eserinin içinde aktif bir rol üstleniyor.
KADINLIK ROLLERİNİ TEKNOLOJİYLE SORGULUYOR
Karagöz’ün çalışmalarında kadınlık, kimlik, hafıza ve kültürel kodlar önemli bir yer tutuyor.
Sanatçının “Bitmeyen Kadınlık” projesi ise Türkiye’de kadınların üzerine yüklenen toplumsal beklentilerden ve görünmeyen emekten yola çıkıyor.
Karagöz, projenin çıkış noktasını anlatırken kadınların gündelik hayat içinde sürekli farklı rollere uyum sağlamaya zorlandığını belirterek:
“Kadın olarak hayat bazen hiç bitmeyen bir performans gibi geliyor” ifadelerini kullandı.
TÜRK KÜLTÜRÜ DİJİTAL EVRENE TAŞINIYOR
Karagöz, performanslarında Türk kültürüne ait sembolleri de yeni teknolojilerle bir araya getiriyor.
Kolonya, çay, fasulye ayıklama ritüelleri ve geleneksel müzik öğelerini dijital ortamlarla buluşturan sanatçı, kültürel hafızayı teknoloji aracılığıyla yeniden yorumluyor.
Elektronik müziğin kendisine sınırları aşma imkanı sunduğunu söyleyen Karagöz:
“Geleneksel seslerle dijital dokuları birleştirebiliyorum. Bozabiliyorum, dönüştürebiliyorum ve tekrar kurabiliyorum” dedi.
“SANAT BİRLİKTE HİSSEDEBİLME ALANI YARATIYOR”
Performanslarının ardından izleyicilerden güçlü dönüşler aldığını belirten Karagöz, sanatın insanlar arasında ortak bir duygu alanı oluşturduğunu söyledi.
Genç sanatçı, gelecek çalışmalarında beden, teknoloji, göç, hafıza ve yapay gerçeklik kavramları üzerine üretim yapmaya devam edeceğini belirterek:
“Benim için sanat biraz birlikte hissedebilme alanı yaratmak” değerlendirmesinde bulundu.