Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Cinayet Bir Çocuk Parkında Başladı...

Cinayet Bir Çocuk Parkında Başladı...
Paylaş:
N

Kimi katilin 20 sene öncesi, kiminin 40, kiminin ise 50 sene öncesiydi. Bir yaz tatili, temmuz ağustos ayında parlayan güneş altında, ısınmış, sıcaktan el değmez salıncak zincirlerine tutunmaya gayret ederek sallanmaya çalışırdı katil adayları. Varsa annesi, kenarda, girişte seyyar satıcıdan aldığı kese kâğıdındaki çekirdeği tüketmeye girişmişken akşam seyrettiği dizinin kötü yorumunu yapmaya çalışır ve parkın öbür kenarından salıncaktan ona el sallardı adayımız.

Mutlu mesut oynar, fazla ve hızlı sallanmayı marifet sayarken, yaşından dolayı hesaplayamadığı hız formülünü yere yapışarak tecrübe ederdi. O anda annesi, dizi yorumuna bir reklam arası vererek yavaş adımlarla yanına gider, elleriyle çocuğun dizlerini çırpar, adayımızın kısa pantolonunu şöyle bir çekerek kaderin genetiğini bozacak o iki kelimeyi söylerdi: “Bir şey olmaz…”

Adayımız büyüyüp 20 yaşına geldiğinde otel turizmine göz diker. Maaş azdır ama olsun; bol bahşiş, bedava yemek olursa bir de aşk… Bolu’da, Kartalkaya’da iş bulur. Aşçı olur… Bilgisi azdır, hatta hiç yoktur. O gün akşama kadar uyur. Gece vardiyasına kalkıp sabah kahvaltısına hazırlık yapacaktır. Zaten katliamın işbirlikçileri aylardır hazırdır: Bakım yapılmayan ocak, yağ içindeki baca, çalışmayan yangın alarmı ve kilitli yangın kapıları…

Besmelesiz gece yarısı yataktan kalkıp mutfağa gider. Zaten kalpten geçmeyen besmele dudakta ne fayda eder. Har ateşte pişen patates kızartması, katliam için bacaya ilk sinyallerini göndermiştir. Yanındakiler “Eyvah, yangın!” derken o çok rahattır. 20 sene önceki anasının kelimelerini döker dudaklarından: “Bir şey olmaz.”

21 Ocak 2025’te 78 kişi yanarak can verdi soğuğun cehenneminde… Yani çok şeyler oldu “bir şey olmaz”ın yerine…

Diğer adayımız 40 yaşında, deniz kaptanlığını sever. Beceriksizliği, becerebileceği lisans belgesine yansımaz çünkü her işin bir yolu yordamı vardır. Bir feribotta kaptan olarak işe başlar. Ağır bakım gerektiren bir feribottur. Zaten uydurma işlerin ustaları yapmıştır gerekli onarımları: “Gemi mühendisi neymiş, alaydanız gardaşım.” Ve arkasından katil kelimeler yine gelir: “Bir şey olmaz.”

Kontrolmüş, bakımmış, onlar da neymiş. Hele bir çıksın denize, nasıl gideceğini herkes görür elbet… Ne de olsa kervan yolda düzülür. Kaderin genetiği yine ağır yara almıştır.

Yola çıktıktan bir süre sonra feribot su almaya başlar. İşçiler kaptana bildirir yolcuların öncü ölüm yankılarını. Kaptan korkusuzca devam eder, anacığının uğursuz kelimeleri aklında: “Bir şey olmaz.”

30 Ağustos 2026’da 25 vatandaşımız, denizin suyunu tokat gibi ciğerlerinde hissederek can verdi. Ve çok şeyler oldu yine “bir şey olmaz” denilen ülkemde.

Ve diğer bir adayımız 60 yaşında otobüs şoförü. Yolu sever, uzun yollar giderdi. Yaşı ona tecrübe kazandırdığını düşündürür, asılsız bir şöhret yaratırdı beyninde. Kurallar neydi ki… Gören olursa ceza yerdi zaten. Pazardı, devlet daha otobana kontrole çıkmamıştı.

Aha… Az önce kavşağı kaçırdığının farkına vardı. Diğer kavşak 20 km uzaklıktaydı. 20 git, 20 gel; etti mi 40 km. Kim gidecek, kim gelecek? Taktı mı geri vitese, yaktı mı dörtlüleri, bir de anasının lafı sözü: “Bir şey olmaz.”

11 Ekim 2026 Pazar, mutlu yola çıkan 11 insanın acı sonu… Ne olduğunu anlamadan sardı ölüm kollarıyla 11 vatandaşımızı. 40 km yolun getireceği masraf hangi hesap makinesinin tuşlarında olabilir? Ne yazık ki ülkemde mazot pahalı ama insan ucuz.

Sonra daha birçok adayımız var, “bir şey olmaz” düsturuna inanıp salonlarımızdaki TV ekranlarına düşmemiş.

Evet, cinayet çocukluğumuzda başlayıp ömür boyu devam ediyor. Aklımızdaki “bir şey olmaz”, hayatlarımıza çok şey olduruyor.

Allah hepimizi “bir şey olmaz”dan korusun…

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı