Avrupa sokaklarında yaşananlara bir de şu açıdan bakalım. Her şeye bir ideoloji, her vandallığa bir gerekçe buluyoruz. Bu defa da karşımızda gelir adaleti adına yapıldığı söylenen isyanlar var.
İyi de kardeşim, neye isyan ediyorsun, neyi değiştirmek istiyorsun?
Geçim sıkıntısına, barınma sorununa, gelir adaletsizliğine karşı çıkmak başka; mağazaların camlarını indirip Rolex, Chanel, Apple yağmalamak başka. Bir dükkânı talan ederek hangi yoksulun karnını doyuruyorsun? Başkasının malını çalarak nasıl adil bir düzen kuruyorsun?
Hadi oradan! Rolex yağmalayarak sınıf mücadelesi mi verilir?
Fransa'da 2023'teki sokak olaylarına ilişkin resmî araştırmalar, mahkûm edilenlerin çoğunun belirgin siyasi talepler ortaya koymadığını, fırsatçılığın da olaylarda rol oynadığını gösterdi. Amerika'da 2020 protestolarında da yağma ve şiddet yaşandı. Ancak barışçıl göstericilerle yağmaya karışanları aynı kefeye koymamak gerekiyor.
Tam da mesele bu: Bir kalabalığın içinde bulunmak, insanı otomatik olarak devrimci yapmaz. Elinde slogan, gözü vitrinde olan herkes toplumsal adalet mücadelesi vermiyor.
Polis meselesine bakalım. Amerika'da, Hong Kong'da ve Fas'ta sokak olaylarına göz yaşartıcı gazdan plastik mermiye, tazyikli sudan ağır gözaltılara kadar farklı karşılıklar verildi. Bazı müdahalelerde ölümcül güç de kullanıldı. Demek ki devletlerin refleksleri değişiyor. Fakat yağma suçtur diye polisin her müdahalesi meşru sayılamaz; hukuk hem suç işleyeni hem de yetkisini kötüye kullananı bağlar.
Göç meselesinde de aynı ölçüyü korumak zorundayız. Suç işleyen, uyruğu ne olursa olsun hesabını vermeli. Ama birkaç görüntüden hareketle bütün göçmenleri veya bir etnik grubu suçlamak da doğru değil. Fransa'daki olaylarda mahkûm edilenlerin çoğunun Fransız vatandaşı olması, meseleyi yalnızca göç üzerinden açıklamanın yetersizliğini gösteriyor.
Benim derdim insanların kökeni değil, çifte standart.
Bugün Avrupa'da bir mağaza yağmalanırken bunu romantik bir devrim hikâyesine dönüştürenler, yarın aynı görüntüler kendi sokaklarında yaşandığında da aynı sözleri söyleyebilecek mi? Başkasının dükkânı yanarken özgürlük naraları atıp kendi kapısına gelince hukuk istemek, olsa olsa ikiyüzlülüktür.
Türkiye'nin ekonomik sorunları var. Gelir adaletsizliği var, gençlerin gelecek kaygısı var. Bunlar konuşulsun, eleştirilsin, protesto edilsin. Fakat hiçbir toplumsal sorun, başkasının hakkını gasp etmenin bahanesi olamaz.
Bir eyleme devrim demekle devrim yapılmıyor; yağmaya özgürlük, fırsatçılığa direniş demekle de adalet gelmiyor.
İsyan dediğin, vitrini indirmek değil, düzenin karşısına bir talep koymaktır.
Hadi oradan kardeşim!
Böyle mi olur isyan lan!