Bugün savaşların doğası büyük ölçüde değişmiştir. Devletler artık yalnızca konvansiyonel askeri güçlerle değil; ekonomik yaptırımlar, siber operasyonlar, medya manipülasyonları ve vekil örgütler aracılığıyla mücadele etmektedir. Özellikle büyük güçlerin doğrudan çatışma yerine bölgesel aktörleri kullanması, “vekalet savaşları” kavramını uluslararası siyasetin merkezine taşımıştır.
Bu süreçte terör örgütleri çoğu zaman yalnızca ideolojik yapılar değil; küresel güç rekabetinin sahadaki araçları haline gelmektedir. Bölgesel krizler ise artık yalnızca ilgili coğrafyaları değil, enerji güvenliğinden göç hareketlerine kadar geniş bir uluslararası etki alanı oluşturmaktadır.
Bu dönüşümün en somut örneklerinden biri son dönemde derinleşen İran-ABD gerilimidir. Özellikle ABD, İsrail ve bazı Batılı aktörlerin bölgede doğrudan askeri müdahale yerine vekil unsurlar üzerinden hareket ettiği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekmektedir. Bu çerçevede PJAK başta olmak üzere çeşitli silahlı Kürt grupların bölgesel denklemde daha aktif hale geldiği görülmektedir.
İddialara göre Donald Trump’ın Mesut Barzani ve Bafel Talabani ile gerçekleştirdiği görüşmelerde Peşmerge güçlerinin olası kara operasyonlarında kullanılması gündeme gelmiştir. Buna karşılık İran yönetimi ise Irak’ın kuzeyinden gelebilecek herhangi bir silahlı sızmaya sert şekilde karşılık verileceğini açıklamış; zaman zaman balistik füze ve İHA saldırıları düzenlemiştir.
Son dönemde İran içerisindeki bazı Kürt grupların “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu” adı altında birleşmesi de dikkat çekici gelişmelerden biri olmuştur. PJAK, KDP-İ, PAK, KOMELE ve SAZMAN-I XEBAT gibi yapıların ortak hareket etme kararı alması, bölgedeki güvenlik denklemine yeni bir boyut kazandırmıştır. Özellikle Erbil ve Süleymaniye hattında ortak koordinasyon mekanizmaları oluşturulduğu yönündeki iddialar, İran’ın bölgesel reflekslerini daha da sertleştirmiştir.
Bugün gelinen noktada mesele yalnızca İran ile ABD arasındaki gerilim değildir. Asıl mesele; vekil örgütler üzerinden şekillenen yeni savaş modelinin bölgesel istikrarı nasıl etkilediğidir. Çünkü modern çatışmalar artık belirli sınırlar içerisinde kalmamakta; siyasi, ekonomik ve toplumsal etkileriyle tüm bölgeyi doğrudan etkilemektedir.
Uluslararası sistemin bazı aktörlere karşı sert, bazı aktörlere karşı ise sessiz kalması; küresel düzenin güvenilirliğine ilişkin tartışmaları artırmaktadır. Eğer uluslararası toplum, bölgesel krizleri yalnızca çıkar eksenli okumaya devam ederse; bugün yerel görünen çatışmalar yarının çok daha büyük küresel istikrarsızlıklarına dönüşebilir.