Geçtiğimiz ay Mekke'de Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye Dışişleri Bakanları Suudi Arabistan'da bir araya gelerek dünyada büyük ses getiren bir savunma anlaşması ittifakı kurdular. Resmî açıklamalara göre bu ittifak üçüncü ülkelere karşı değil; kendi ülkelerine bir saldırı olursa birbirlerine askerî ve silah yardımı yapacaklar. Yani birbirlerinin imdadına koşacaklar. Buraya kadar her şey iyi, hoş…
Yüz yıldan fazla bir süredir gerek duyulmayan bu ittifaka ne oldu da şimdi gerek duyuldu?
Kıbrıs Savaşı'nda biz talep etmediğimiz hâlde kardeş Pakistan koştu geldi. Her türlü desteği verdi. Suudi Arabistan'ın ise kılı bile kıpırdamadı; hatta karşımızdakilere el altından destek bile verdiğini söyleyenler oldu. Şimdi gelelim bugüne: Bu ittifak niye kuruldu? Bizim hükümetimiz son yıllarda olduğu gibi anlaşmanın içeriğini gizli tutmak için çırpınırken ve Suudi Arabistan'a asker, silah ve teçhizat göndermek için çırpınırken bazı yandaş medya organlarına "Mekke'yi Türk askeri koruyacak" başlıklarıyla haberler yaptırıyor… Eyvallah, Mekke'yi canımızla, dişimizle savunalım; ama gerçek böyle mi?
Hiç de değil. Gerçek, Pakistan'da ortaya çıktı… Milyonlarca Pakistanlı dün sokaklara döküldü… Neden biliyor musunuz? Çünkü bu anlaşmanın tek gayesinin İsrail ve yandaşlarını korumayı amaçladığını haykırdılar…
Bu savaşta İsrail, Amerika ve en büyük yandaşı Suudi Arabistan'a kök söktüren Husileri Türk ve Pakistan askerleri durduracak.
Bu anlaşma, Orta Doğu'yu kan gölüne çeviren savaşın içine doğrudan bizi de çekecek. Zaten yıllardır bu istenmiyor muydu?