Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Ruhun ve bedenin kadim şifası: Müzik tedavidir

Türklerde müzikle tedavi geleneği, şaman ritüellerinden Osmanlı darüşşifalarına uzanıyor. Makamların ruh ve beden üzerindeki etkisi dikkat çekiyor.

Ruhun ve bedenin kadim şifası: Müzik tedavidir
Paylaş:
N

Günümüzde stresi azaltmak, odaklanmak ya da sadece rahatlamak için kulaklıklarımızı takıp en sevdiğimiz şarkıyı açıyoruz. Peki, müziğin sadece anlık bir keyif aracı değil, binlerce yıllık köklü bir tedavi yöntemi olduğunu biliyor muydunuz? İnsanlık tarihi kadar eski olan müzikle şifa bulma geleneği, seslerin ve ritmin insan ruhu ile bedenindeki muazzam etkisini gözler önüne seriyor.

ŞAMAN DAVULLARINDAN DARRÜŞŞİFALARA: TÜRKLERDE MÜZİKLE TEDAVİ

Eski Türk inanışlarında hastalıkların temelinde kötü ruhların varlığına inanılırdı. Bu soyut düşmanları alt etmek ve hastaya şifa vermek için kopuz ve dombra gibi çalgılar kullanılır, müziğe kimi zaman ritüelistik danslar eşlik ederdi. Azerbaycan’daki Mingyar kaya resimlerinde rastlanan dans eden figürler, bu uygulamanın ne kadar köklü bir geçmişi olduğunun en somut kanıtlarından biridir.

Zaman geçse de müziğin şifalı gücüne olan inanç değişmedi; aksine Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bu durum bilimsel bir zemine oturtuldu. Amasya, Sivas, Kayseri, Manisa ve Bursa şifahanelerinde müzik, tedavinin ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Ünlü seyyahımız Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Sultan II. Bayezid Külliyesi’ndeki darüşşifayı hayranlıkla anlatır. Dönemin hekimbaşıları, hastaların nabzını ve kalp atış hızını inceleyerek hangi makamın hangi rahatsızlığa iyi geldiğini reçete eder, şifahanenin müzisyenlerine konserler verdirirdi.

KADİM EZGİLERİN REÇETESİ: HANGİ MAKAM, HANGİ DERDE DEVA?

Eski hekimlerin ve musikişinasların yüzyıllar süren gözlemleri, her makamın insan ruhunda ve bedeninde farklı bir kapıyı araladığını gösteriyor. Örneğin, insana sefa, huzur ve neşe veren Rast makamı, kadim dönemlerde havale ve felç gibi ağır illetlerin tedavisinde bir deva olarak görülürdü. Ruhun en kırılgan olduğu sabah vakitlerinde ise devreye Rehavi makamı girerdi; baş ağrılarına ve kalpteki o amansız hafakan hissine iyi gelir, insana adeta sonsuzluk hissi fısıldardı.

Gün içinde zaman ilerledikçe müziğin ritmi ve etkisi de değişirdi. Kuşluk vaktinin o canlandırıcı enerjisinde Buselik makamı insana güç ve kuvvet aşılarken, öğleye doğru etkisini gösteren Zengule makamı uykusuzluk çekenleri rahatlatır, kalp hastalıklarına iyi gelirdi. Günün yorgunluğunun çöktüğü ikindi vakitlerinde ise Hicaz makamı devreye girer, dinleyenin ruhuna derin bir tevazu ve dinginlik üflerdi.

Bazı makamlar ise doğrudan insanın zihni ve duygusal dünyası üzerinde birer anahtar görevi görürdü. Ateşli hastalıklarda zihni temizleyen, vesvese ve korkuları insan canından uzaklaştıran Büzürk makamının yanı sıra; insana hareket kabiliyeti, güven hissi veren, zekâyı ve zihni açan İsfahan makamı kullanılırdı. Ruhun derinliklerine lezzet ve ferahlık veren Neva makamı, insana insani bir hassasiyet kazandıran Küçek makamı, kalbe cesaret ve kuvvet pompalayan Saba makamı ile insana neşeli bir gülme hissi veren Uşşak makamı hep bu şifa çemberinin birer parçasıydı. İnsanı mutlak bir sulha, sükûnete ve rahatlığa kavuşturan ise şüphesiz Hüseyni makamıydı.

SESLERİN GİZEMLİ ÖLÇÜSÜ VE İNSANIN KİMYASI

Müzik, rastgele seslerin bir araya gelmesi değildir; o, seslerin belirli bir nizam ve ölçüyle vücut bulmuş ahengidir. Ünlü neyzen Niyazi Sayın’ın da belirttiği gibi: “Musiki, iki sesin manevi münasebetidir.”

Sadece iki ses, ama rastgele değil, bir ölçü gözetilerek yan yana getirilmiş iki ses bile üzerimizde derin bir tesir bırakır. Mesele, o iki sesi tanıyıp aralarındaki münasebeti gözeterek onları peş peşe getirmek, yani bir ölçüyü yakalamaktır. İnsan tabiatı üzerinde mutlak bir gücü olan ses, hem güzel hem ölçülü olduğunda doğrudan kimyamıza etki eder. Belki de sesler arasındaki bu matematiksel ve estetik denge, insanın kendi yaratılışındaki o kusursuz ölçüye denk düşüyor ve bu iki muazzam düzen arasında derin bir iç uyum, yani bir insicam oluşuyor.

Antik çağlardan beri boşuna söylenmemiştir: Müzik ruhun gıdası ve yaratıcının sesidir. Ruhunuzun ritmini dengede tutmak için bu kadim şifaya her gün kulak vermeyi unutmayın.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı