Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli İrade Platformu tarafından “Türkiye Yüzyılı’nda İletişim” temasıyla düzenlenen programa katıldı. Program sonrası açıklamalarda bulunan Duran, Türkiye Yüzyılı vizyonunun sadece bir kalkınma hedefi olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin değerlerini ve medeniyet birikimini küresel ölçekte temsil eden bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Duran, bu vizyonun hem ülkenin iç dinamiklerine katkı sunacağını hem de yakın coğrafya başta olmak üzere tüm insanlık için barış, adalet ve refah merkezli bir yol haritası oluşturacağını vurguladı.
MEDYA VE İLETİŞİMİN TARİHSEL SÜRECİNE DİKKAT ÇEKTİ
Duran açıklamalarında, Türkiye’de geçmiş dönemlerde medya ve iletişim alanının belli güç odakları tarafından yönlendirildiğini ifade etti. Bu süreçte kitle iletişim araçlarının zaman zaman toplumsal algıyı şekillendirmek ve siyasi süreçleri etkilemek amacıyla kullanıldığını belirtti. Özellikle 28 Şubat sürecine değinen Duran, o dönemde medya organlarının darbe sürecine destek veren bir rol üstlendiğini ve kamuoyunun bu yönde yönlendirildiğini dile getirdi. Türkiye’nin bu dönemlerden önemli dersler çıkardığını da sözlerine ekledi.
2002 SONRASI YENİ DÖNEM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ
2002 yılında başlayan sürecin Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi iletişim ve medya alanında da yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu vurgulayan Duran, ülkenin vesayet yapılarından arındığını ve demokratikleşme sürecinde önemli mesafeler kat ettiğini söyledi. Türkiye’nin bugün hem iç barışını güçlendiren hem de bölgesel ve küresel siyasette aktif rol oynayan bir ülke haline geldiğini ifade etti. İletişim alanında ise devletin artık daha şeffaf, daha güçlü ve kendi tezlerini uluslararası alanda net biçimde ortaya koyabilen bir yapıya kavuştuğunu belirtti.
TÜRKİYE’NİN KÜRESEL İTİBAR VİZYONU
Duran, Türkiye’nin uluslararası toplum nezdinde imaj ve itibarını güçlendirmenin temel hedeflerden biri olduğunu vurguladı. Türkiye Yüzyılı vizyonunun bu anlamda önemli bir stratejik çerçeve sunduğunu belirten Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin artık kendi duruşunu ve politikalarını açık şekilde ortaya koyan bir ülke olduğunu ifade etti. Bu yaklaşımın hem diplomasi hem de iletişim politikalarında güçlü bir etki oluşturduğunu dile getiren Duran, programın hayırlara vesile olmasını temenni etti.