Medya dünyasının deneyimli isimleri, “Çizgi Roman Söyleşileri” kapsamında düzenlenen “Medya ve Sosyal Medyanın Gençler Üzerindeki Etkileri” başlıklı etkinlikte bir araya geldi.
Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen söyleşide, geleneksel medyadan dijital yayıncılığa geçiş süreci, sosyal medyanın bilgi kirliliğindeki rolü ve genç neslin dijital alışkanlıkları ele alındı.
“SİPARİŞ HABERLER DÖNEMİNİ YAŞADIK”
Söyleşiyi yöneten Fehmi Demirbağ, geçmişte medyada masa başında yazılan asparagas haberlerin yaygın olduğunu belirterek, “Sipariş edilen haberler dönemini yaşadık. Siyasetle bağlantısını konuşmak bile istemiyoruz. Çünkü bağlantılarla, uydurma haberlerle bu ülkede partiler kapatıldı.” dedi.
Demirbağ, günümüzde ise medyanın büyük ölçüde sosyal medyadan beslendiğine dikkati çekerek, influencerların neredeyse kanaat önderi konumuna geldiğini ifade etti.
“SOSYAL MEDYADA HABER ARAMAK KASAPTA TAKIM ELBİSE ARAMAYA BENZER”
Dijital yayıncı ve yazar Abdurrahman Uzun, “Dijital Çağda Görünmeyen Cephe” başlıklı sunumunda sosyal medyanın bir haber mecrası olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Sosyal medyanın bir çatışma alanı haline geldiğini belirten Uzun, “Sosyal medyadan ‘Bir haber alayım, kendimi geliştireyim’ beklentisiyle hareket etmek, kasap dükkanına gidip takım elbise aramaya benzer.” ifadelerini kullandı.
Televizyon yayınlarında reyting kaygısının toplumsal sorumluluğun önüne geçtiğini savunan Uzun, huzur arayışına da değinerek, “Eğer pergelin bir ayağını İslam dairesinin içinde tutabilirsek, diğer ayağı ne kadar açılırsa açılsın o huzurdan nasipleniriz.” değerlendirmesinde bulundu.
“GAZZE GÖRÜNTÜLERİ ZAMANLA KANIKSANDI”
Gazeteci Cüneyt Özdemir ise konuşmasında medyanın geçirdiği dönüşümün genç kuşak üzerindeki etkilerine değindi. 1990’lı yıllarda ana haber bültenlerinin magazin ağırlıklı içeriklerle dolu olduğunu hatırlatan Özdemir, “Türkiye’de bir nesil bu yayınlarla uyutuldu.” dedi.
Günümüzde ise şiddet ve infial yaratan olaylarla izleyici çekilmeye çalışıldığını belirten Özdemir, bu durumun duyarsızlaşmaya yol açtığını vurguladı. Gazze’de yaşananlara yönelik toplumsal tepkilerin zamanla değiştiğini ifade eden Özdemir, “Başta öfke duyuyorduk, sonra o görüntüler sıradanlaşmaya başladı. Sürekli maruz kalmak, kanıksamayı beraberinde getiriyor.” görüşünü dile getirdi.
ŞİDDET İÇERİĞİ VE DUYARSIZLAŞMA UYARISI
Geleneksel medyada şiddet içeriklerine aşırı yer verilmesinin toplumsal etkilerine dikkat çeken Özdemir, “Sabah kuşağından geceye kadar dizilerde ve programlarda şiddet dozu çok yüksek. Bu yüzden yaşanan bazı olaylar artık şaşırtıcı gelmiyor.” dedi.
Söyleşi, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
