SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

MHP lideri Bahçeli: 'Gazze’de barışın kurucu başkanı Erdoğan olmalı'

Haber görseli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, YPG ve SDG’nin terör örgütü olduğunu belirtti. Suriye’deki gelişmelere değinen Bahçeli, “Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir” sözleriyle Suriye’nin üniter yapısının korunması gerektiğini vurguladı.

İç politikaya ilişkin değerlendirmelerinde muhalefeti eleştiren Bahçeli, emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Toplumsal şiddet, uyuşturucu ve ahlaki yozlaşma konularında da uyarılarda bulundu.

"81 İL VE 963 İLÇEDE OLMAK ÜZERE TOPLAM 76.544 PROGRAM GERÇEKLEŞTİRİLDİ"

Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

"24 Ekim 2025 tarihinde başlattığımız 'Hayırlı Günler Komşum' ziyaretleri ile 'Derdin Derdimizdir' sohbet toplantılarında sürekli olarak çıtayı yükseltiyor, yurdumuzu baştan ayağa gönlümüzle kucaklıyoruz. Çok şükür bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76.544 program gerçekleştirilmiştir. Marifet iltifata tabidir; muvaffakiyetin ikmali ve itibarı metiyededir. Bu münasebetle sizleri ve bütün dava arkadaşlarımı takdir ve tebrik ediyor, Rabbim eksikliğinizi göstermesin diyorum.

Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedeflerimiz, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarımız vardır; peki bunu nasıl yapacağız, hangi vasıtaları kullanacağız? İlk olarak milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bilecek, demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz. İkinci olarak çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın dilini de Türkçenin imkânlarıyla okuyacak; Türkçenin zenginliğiyle kavrayacağız. Millî ve manevi değer hükümlerimizi, varoluş onurumuzun zırhı; birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek bir ziyneti olarak değerlendireceğiz.

Üçüncü olarak, kökümüzden kopmadan, millî kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve yüklerimizden, aydınlığımızdan savrulmadan, güç birliği ve inanç birliği hâlinde saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz. Hâsılıkelam, kızıl elmanın şafağında hep birlikte buluşacağız; vakti geldiğinde güneşi doğduğu yerden karşılayacağız, vakti geldiğinde Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız, vakti geldiğinde süper güç Türkiye’nin kale duvarlarından Türk cihan hâkimiyeti mefkûresini haykıracağız."

"SİYASETİ ZİLLET PARKURUNA DÖNÜŞTÜRENLER BİZİ ANLAYAMAZ"

"Biz, kula kulluğu reddeden inanmış bir vicdana sahibiz; eğilmez başımızla, teslim olmaz mizacımızla milletimizin hizmetkârıyız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti, Türk tarihinin zamanlar üstü mesajıdır; Türk kültürünün çağları aşan seslenişidir; Türk milletinin gıpta edilen muazzez varlığı ve vakarına da mündemiçtir. Siyaseti hizmet yarışı yerine hezimet rekabetine, zillet parkuruna dönüştürenler bizi anlayamaz; anlasalar bile anlatmaya takatleri yetemez.

Yalanı, fitneyi, dedikoduyu ve ihtirayı siyaset zannedenler; siyaseti rant ve çıkar devşirme fırsatı gören üçkâğıtçılardır. Bizim anlayışımıza göre siyaset; bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet ve bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmeti millî iradeye faziletle, fiiliyetle, fikriyetle, hassasiyet ve hürmetle göstermenin cümlesidir. Bu cümleden mahrum olanların siyasetleri kötüdür, kötürümdür, köhnedir."

"SON GELİŞMELER HEM SURİYE HEM DE TÜRKİYE'MİZ ADINA SON DERECE KAYDA DEĞERDİR"

"Pergelin sabit ucunu Ankara’ya koyarak, hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın derinliğini, kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. 

Önce Suriye’de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasî tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır. Malumunuz olduğu üzere SDG ve YPG, yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürülüp çıkarılmıştır. Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlilerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG ve YPG, kapsamlı bir süpürme harekâtıyla tutulduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir. Son gelişmeler hem Suriye hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müsbet ve kayda değerdir."

"SDG-YPG PROVOKASYONLARI SÜRECİ BALTALAMA GİRİŞİMİDİR"

"Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG ve YPG’nin, 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mukayyet hareket ettiği açıktır. Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG-YPG provokasyonlarını, 27 Şubat barış ve demokratik toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir.

Suriye’de yeni bir siyasî ve toplumsal yapı kurulmaktadır; sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG ve YPG’nin, Şam yönetimi ile 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayışları ve arzuları yoktur."

"KÜRT KARDEŞLERİMİZ BAŞKA, SDG-YPG BAŞKA"

"Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri, Şam yönetimiyle el ele vermiş, SDG-YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekrar açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başkadır, SDG-YPG başkadır; SDG-YPG bir terör örgütüdür ve Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu bir yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür.

18 Ocak 2026 Pazar günü Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’ın yayımladığı kararname ve Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır. Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam, Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı; tüm etnik ve dinî unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan, Suriye vatandaşlığında bütünleştiren; demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı, temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla anayasa yapılmasını önermiştik."

"ŞARA'NIN KARARNAMESİ İSABETLİ VE ANLAMLI"

"16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanı’nın anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rol ve sorumluluğuna binaen yayımladığı 2026/13 sayılı kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir. Bize göre mezkur kararname isabetli ve anlamlı olup, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır."

"FIRAT'IN DOĞUSU TERÖRDEN TEMİZLENMELİ"

"YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiilî ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da Ayn el-Arab’dan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir.

Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizme ve terörist örgütlerin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz; boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız. Terörün sonu yoktur, terörizm çıkmaz bir sokaktır; insanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıddıdır. Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütünün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir."

"ŞAM'IN GÜVENLİĞİ ANKARA'NIN GÜVENLİĞİDİR"

"Suriye Cumhuriyeti Devleti’nin siyasî ve toprak bütünlüğü, egemenlik hakları ile iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir; Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir, Suriye halkının saadeti, selameti ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur ki Şam yönetimi ile SDG-YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması bir dönüm noktası teşkil etsin, terörsüz bölge hedefiyle siyasî ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu bir Suriye’nin tecellisine azami destek sağlasın."

"CHP'NİN İŞİ GÜCÜ İSTİSMAR VE İNKÂRDIR"

"Birileri gibi işkembeden sallamayız, birileri gibi hem nalına hem mıhına vurmayız; gördüğümüz gibiyiz, göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibiyiz ve görünmesini de biliriz. Çizgimizde zikzaklar yoktur; Karabağ Savaşı’nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP’ye de hiç benzemeyiz, buna da asla tevessül etmeyiz. CHP’nin işi gücü istismar ve inkârdır; Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam âlemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır.CHP’nin mesleği ve meşgalesi, her millî meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır; onların siyaseti enternasyonel hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise millî ve tarihî mirasımızla pekişmiştir."

"SÖZLERİMİZİN SONUNA KADAR ARKASINDAYIZ VE EMEKLİLERİMİZİN YANINDAYIZ"

"CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır; fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapılarıdır. Hatırlarsanız geçen haftaki grup konuşmamda en düşük emekli maaşı alan kardeşlerimizin sefalet ücretine mahkûm edilmemesini, en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim; şu hususu “ama”, “fakat” demeden tekrar ediyorum. Sözlerimizin sonuna kadar arkasındayız ve emeklilerimizin yanındayız.

Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP’nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar âlemlerine, akıbeti meçhul kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımızda da fikrimizde de hep Türkiye vardır, Türk milleti vardır."

"ÖZGÜR ÖZEL FİTNE DÜZENEĞİ KURMAK İSTEDİ"

"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in emeklilerle ilgili değerlendirmeleri diline dolaması ve istismara kalkışması, kendisini bir kez daha boşa düşürmüştür. En son Hatay’da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı’nın içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış; bu tatlı su kurnazına diyorum ki geçiniz bunları, sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarınıza kanmayız, hiç de güzel taktiklerinize pabuç bırakmayız."

"ÇALIŞMALARINIZI PAYLAŞIN DA GÖRELİM"

"Varsa Türkiye’nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınızı paylaşın da görelim; biz havanda su dövmeyiz, bulanık suda balık avlamayız, çölde deve izi saymayız. İmkânlar arttıkça emeklilerimizin durumu da iyileşecektir; inanıyoruz ki millî birlik ve beraberlikle yarınlarımız bugünden çok daha güçlü ve çok daha müreffeh olacaktır. CHP boş keseden sallarken Milliyetçi Hareket Partisi, vatandaşlarımızın geçim meselesini kalıcı çözüme kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar üretmektedir; asgari refah seviyesinin endeks üzerinden hesaplanması ve ailelere gelir desteği projesi bunlardan biridir.

Beslenme projesi, barınma projesi, giyim-kuşam projesi; bunlar Bilge Kağan’dan bu yana var olan esaslardır. Barınma, beslenme ve giyinme Türk’ün özüdür, Türk’ün politikasıdır. Vatandaşları pazar pazar dolaşıp soğanın, patatesin fiyatını saymak yerine beslenme projesinin nasıl hayata geçirileceğini anlatın. Konut meselesinde her gün ekranlara çıkıp yoksulu, emekliyi, işsizi istismar etmeye gerek yok, yaşanabilir ve güvenli konut edinmeyi sağlayacak projeler ortadadır. Hepsini toparlayan bütüncül sosyal politikalar seti budur; kurduğunuz ofislerin aklı bu projelere yetmez, ister Cumhurbaşkanlığı ofisi kurun ister Bakanlar Kurulu ya da gölge kabine oluşturun, bize yetişemezsiniz."

ATLAS ÇAĞLAYAN CİNAYETİ

"Değerli milletvekilleri, İstanbul gündeminde yaşı henüz 17 olan Atlas Çağlayan isimli evladımız, “yan baktım” bahanesiyle 15 yaşındaki bir katil tarafından sokak ortasında katledilmiştir; müteessir bir hissiyatla diyorum ki Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etmiştir. Merhum Atlas evladımıza Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı niyaz ediyorum. Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gerekiyorsa mutlaka yapmalıyız.

Farkında mısınız; kaygı ve korkuları tırmandıran olaylar her gün birbirine eklemlenerek gözümüzün ta içine kadar sokuluyor. Farkında mısınız; Türkiye’nin toplumsal dokusu tahrip ve tahriş ediliyor. Yine farkında mısınız; ahlak mevzimiz, bizi biz yapan değerler manzumesi biteviye yaylım ateşine maruz kalıyor. Cinnet, cinayet, sanal bahis, kumar, uyuşturucu, bireysel ve toplumsal şiddet eş zamanlı olarak mesafe alıyor, huzurumuz yutuluyor, sükûnetimiz yıpratılıyor, medeniyet mirasımız dört bir koldan hücuma uğruyor."

"ÜLKEMİZ YAPRAK DÖKÜMÜ ESERİNİ ADETA ARATMIYOR"

"Bakıyorsunuz sanatçı ve medya mensupları uyuşturucu batağında, ünlüsü ünsüzü bu bataklıkta çırpınıyor; makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü gözler önüne seriliyor. Bakıyorsunuz bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor; ülkemiz merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü eserini adeta aratmıyor, önüne gelen Bihter, önüne gelen Behlül karakterine bürünüyor.

Sorarım sizlere: Bize ne oldu, hangi ara bu kadar irtifa kaybettik, bu hâllere nasıl düştük; dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır? Merhum hocamız Prof. Dr. Nurettin Topçu’nun dediği gibi milliyetçiliğin davası ahlak davasıdır; bu davanın samimi ve faziletli sahiplerinin, çalışmalarının başında, işinde ve gayesinde her türlü siyaset ve menfaat hesaplarından mutlak suretle sıyrılmaları ve bunlardan uzak durmaları ilk şarttır."

"TÜRKİYE, BEBEK OTELİ'NDEKİ ŞÜPHELİ ODALARLA ANILAMAZ"

"Süregelen adlî süreçlerin acilen sonuçlandırılması, ülkemizin ve milletimizin içine düştüğü anafordan derhal kurtulması ve kurtarılması çok güçlü talep ve beklentimizdir. Türkiye, Bebek Oteli’ndeki şüpheli odalarla anılamaz; temizliğin simgesi olan “bebek” kelimesi aşağılık ilişkilerle yan yana getirilemez. Türkiye, havada uçan bir günah vitrini içine hapsedilemez; Türkiye, medyaya, iş dünyasına, siyasete ve diğer sosyal alanlara sirayet eden uyuşturucu müptelası müptezel tiplerle eşitlenemez.

Uyuşturucu tacirlerine, torbacı alçaklara, çocuklarımızı abluka altına alan şerefsizlere haddini bildirmek, bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır? Ailelerimiz, eğitim kuruluşlarımız ve vatanımızın umudunu taşıyan evlatlarımız hayal kırıklığına uğratılamaz."

"GAZZE'DE BARIŞIN KURUCU BAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN OLMALI"

"Aziz milletimize sesleniyoruz. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum. Son bir cümle söylüyorum: Başta Amerika olmak üzere dünyada kim varsa sesleniyorum; Filistin ve Gazze meselesinde barışın kurucu başkanı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır, sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye’dir, onun başı Cumhurbaşkanıdır. Haydi hodri meydan diyoruz. Sağ olun, var olun."

Kaynak: Haber Merkezi

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.